İstanbul ve Ankara’da yapılan eylemlerde, cezaevlerindeki hasta tutsakların durumu bir kez daha gündeme taşındı. İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu’nun 757’nci “F Oturması” eyleminde yüzde 93 engelli Mehmet Elçe’nin, Ankara’da ise Hasta Mahpuslar Özgürlük İnisiyatifi’nin 629’uncu eyleminde Abdülhalik Oral’ın ağır sağlık koşullarına dikkat çekilerek, derhal tahliyeleri talep edildi.
İHD İstanbul Şubesi üyesi Nimet Tanrıkulu, 1999’daki Ulucanlar Katliamı’nı anarak cezaevlerindeki ölümlere dikkat çekti. Tanrıkulu, “Şiyar Çiçek adlı mahpusun 22 Eylül’de şüpheli bir şekilde yaşamını yitirmesi gibi, sonraki yıllarda da yüzlerce mahpusun hastalık ya da şüpheli ölümlerle hayatını kaybettiğine tanık olduk. Resmi verilere ve insan hakları raporlarına göre 2025 yılı içinde cezaevlerinde 1001 mahpus yaşamını yitirdi ancak bu olayların en fazla yüzde 10’u kamuoyuna yansıdı. Sağlık ve can güvenliğini sağlamakla sorumlu yetkililer, bu yolla sorumluluktan kaçmaktadır” ifadelerini kullandı.
Elazığ R Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan 62 yaşındaki Mehmet Elçe’nin yüzde 93 engelli olduğu belirtildi. Tanrıkulu’nun aktardığına göre, mide kanseri nedeniyle midesinin tamamı alınan Elçe, geçirdiği beyin kanaması sonucu felç geçirdi ve tekerlekli sandalyeye bağımlı hale geldi. Son tetkiklerde bağırsak tıkanması ve düğümlenmesi tespit edilen Elçe hakkında, tedavisini yapan hastane “tek başına ve hapishane koşullarında yaşamını sürdüremeyeceği” yönünde rapor verdi. Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi sağlık kurulu da yüzde 93 engelli raporu düzenledi. Adli Tıp Kurumu’nun da “yaşamını tek başına idame ettiremeyeceği” yönünde rapor vermesine rağmen Elçe, tahliye edilmek yerine Elazığ R Tipi Kapalı Cezaevi’ne sevk edildi.
Mehmet Elçe’nin eşi, eşinin tutuklandığında sağlık sorunu olmadığını ancak cezaevinde mide kanseri ve beyin kanaması geçirdiğini belirtti. Eşinin tekerlekli sandalyeye bağımlı hale geldiğini ve hapishanede tedavi ve bakım imkanı bulamadığını vurgulayan eşi, “Tedavisini yapan hastane ‘hapiste kalamaz’ diye rapor verdi. Biz tahliyesini beklerken önce İzmir’e, ardından Elazığ Cezaevi’ne sevk edildiğini öğrendik. Orada durumu daha da ağırlaştı. Yemek yiyemiyor, kendisine bakamıyor, cezaevinin kötü şartları onun durumunun daha kötüye gitmesine sebep oluyor. Bu nedenle kaygılarımız var. Bir an önce serbest bırakılmasını, evinde tedavisine devam edilmesini istiyoruz” diyerek tahliye talebini yineledi.
Ankara’da ise Hasta Mahpuslar Özgürlük İnisiyatifi, Kırıkkale Hacılar F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan Abdülhalik Oral’ın sağlık durumuna dikkat çekti. İHD Eş Başkanı Sevil Turgut, Oral’ın çok sayıda ağır hastalığının bulunduğunu, günlük yaşamını tek başına sürdüremediğini ve sürekli bakım desteğine ihtiyaç duyduğunu dile getirdi.
Sevil Turgut, Oral’ın 2023 yılında geçirdiği ağır rahatsızlıkların ardından felç geçirdiğini ve vücudunun sol tarafının ciddi biçimde etkilendiğini kaydetti. Oral’ın sol kolu ve sol bacağının işlevsel olarak kullanılamaz hale geldiğini, yüzünün sol tarafında da felce bağlı kayıplar bulunduğunu aktardı. Turgut, “Konuşması belirgin biçimde bozulmuş, mevcut kekemeliğine felç sonrasında gelişen dil ve konuşma güçlüğü eklenmiştir. Bugün ancak güçlükle ve inilti şeklinde konuşabilmekte, kurduğu cümleler çoğu zaman anlaşılamamaktadır” dedi.
Oral’ın sağlık tablosunun yalnızca felçle sınırlı olmadığını belirten Turgut, ağır astımı, sinüziti, diyabeti, ileri prostat hastalığı, ağır reflüsü, tekrarlayan iç kanama öyküsü, ileri kataraktı ve ciddi solunum sorunları olduğunu açıkladı. Burnundaki ileri derecedeki doku büyümesinin nefes almasını güçleştirdiğini, daha önce iki kez koma geçirdiğini ve günde 11 farklı ilaç kullandığını ifade etti. Hilvan Cezaevi’nde bulunduğu dönemde sağ omzunun kırılıp doğru şekilde kaynamaması nedeniyle sağ kolunda da kalıcı işlev kaybı oluştuğunu ekledi. Turgut, “Böylece felç nedeniyle kullanamadığı sol tarafına ek olarak, sağ üst ekstremitesindeki hareket kapasitesi de ciddi biçimde sınırlanmıştır” dedi.
Sevil Turgut, son dönemde sağlık durumunun daha da ağırlaştığını ve şiddetli baş ağrıları nedeniyle yapılan değerlendirmede beyin küçülmesi tespit edildiğini aktardı. Geçirilmiş felç, konuşma bozukluğu, dengesizlik ve hareket kayıplarıyla birlikte bu yeni nörolojik bulgunun, Abdülhalik Oral’ın kapsamlı ve sürekli nörolojik takibe ihtiyaç duyduğunu gösterdiğini belirtti. Turgut, “Bugün Abdülhalik Oral, tuvalet, banyo, tıraş, giyinme, yemek yeme ve içme gibi en temel öz bakım ihtiyaçlarını tek başına yerine getirememektedir. Beslenirken dahi başka bir kişinin yardımına ihtiyaç duymakta, hareket ederken destek almadan güvenli biçimde ayakta kalamamaktadır. İdrar kontrolünün kaybolması, konuşmasının ağırlaşması, iki taraflı hareket kısıtlılığı ve belirgin kilo kaybı birlikte değerlendirildiğinde, bir mahpusun hapishanede kendi kendine yaşayabileceği sınır çoktan aşılmıştır” diye konuştu.
Turgut, taleplerinin net olduğunu vurgulayarak, “Abdülhalik Oral’ın infazı derhâl ertelenmeli ve kendisi tahliye edilmelidir. Beyin küçülmesi ve ilerleyen nörolojik kayıpları, nefes alma güçlüğü, iç kanama riski, prostat hastalığı, kataraktı, diyabeti ve sağ omuz hasarı için gerçek ve kesintisiz tedavi sağlanmalıdır. Ancak bugün esas ihtiyaç yeni bir hapishane sevki değil, özgür koşullarda ailesinin yanında bakım ve tedavidir” çağrısında bulundu.
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.