1996 yılında Diyarbakır’ın Lice ve Kulp ilçeleri ile Bingöl’ün Genç ilçesi arasındaki kırsal bölgede yaşanan çatışmada yaşamını yitiren PKK’li Miğdat Erkek’in cenazesine ulaşmak için yürütülen hukuki süreç sonuçsuz kaldı. İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi’nin “usulsüz ölü gömme ve gömdürme” suçlamasıyla Lice Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptığı başvuru reddedildi.
Başvuruda, Erkek’in cenazesinin gömüldüğü belirtilen Üçdamlar Jandarma Karakol Komutanlığı bahçesinde kazı yapılması ve soruşturma yürütülmesi talep edilmişti. Ancak savcılık, “kovuşturmaya yer yok” kararı vererek, iddiaların “soyut tahmin ve zanna dayalı” olduğunu, soruşturmanın genişletilmesini sağlayacak somut bir delil, bilgi veya belgeye ulaşılamadığını öne sürdü.
İHD Diyarbakır Şubesi tarafından savcılığın kararına karşı yapılan itiraz da Diyarbakır 3’üncü Sulh Ceza Hakimliği tarafından reddedildi. Hakimlik, savcılığın kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak itirazı geri çevirdi. Miğdat Erkek’in ailesi, hukuki yolların kapatılmasına tepki gösterdi.
Ağabeyinin cenazesini bulmak için mücadele eden Yılmaz Erkek, kararı “devletin kendi geçmişiyle yüzleşmekten kaçması” olarak değerlendirdi. Savcılığın “somut delil yok” gerekçesine tepki gösteren Erkek, 1996 yılında yaşanan süreci şu sözlerle anlattı: “Ağabeyim yaşamını yitirdikten sonra Sinan Karakolu’nda görevli bir uzman çavuş babamı çağırarak çocuğunun vefat ettiğini nüfusa bildirmesini söyledi. Babam cenazeyi istediğinde ise ‘Genç ilçesinde’ yanıtını aldı. Nüfus müdürlüğü ise cenaze olmadan ölüm belgesi vermedi.”
Yılmaz Erkek, yaptıkları araştırmalar sonucunda “Yapraklar Açıncaya Dek” adlı kitapta ağabeyinin ölümüyle ilgili bilgilere ulaştıklarını belirtti. Kitapta ve görgü tanıklarının anlatımlarında, 1996 yılındaki operasyonda yaşamını yitirenlerin cenazelerinin köylüler tarafından bulunup jandarmaya bildirildiği, jandarmanın ise bu cenazeleri alarak karakol bahçesine defnettiği bilgisi yer alıyor.
Erkek, “Eğer bu cenaze devletin eline geçmemiş olsaydı, karakol ağabeyimin vefat haberini nereden alacaktı? Devlet, mezar yerlerini bildiği binlerce kişinin yerini gizliyor. Onların mezarlarıyla birlikte maneviyatlarını da gömdüklerini sanıyorlar. Şeyh Said’in, Seyid Rıza’nın mezarı yok ama maneviyatları kayboldu mu? Bir gerçeklik var ve devlet bu gerçeklikle yüzleşmek zorunda” dedi.
Hukuki mücadeleden vazgeçmeyeceklerini vurgulayan Yılmaz Erkek, annesinin 85 yaşında ve yatalak olduğunu, tek arzusunun ölmeden önce oğlunun mezarını görmek olduğunu ifade etti. Erkek, “Bu anlayışın ne ahlakta ne de insanlıkta yeri var. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na yeniden başvuracağız. Gerekirse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) kadar gideceğiz” şeklinde konuştu.
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.