Van’ın Erciş ilçesinde, 35 yıl önce Zîlan Çayı ve vadisi üzerinde inşa edilen Koçköprü Barajı’nda su kaybı endişe verici boyutlara ulaştı. Barajın kurumasıyla birlikte vadide geniş sulak alanlar açığa çıktı ve bölgedeki canlıların yaşam alanları giderek daralıyor.
Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından 1978 ile 1992 yılları arasında inşa edilen Koçköprü Barajı, yaklaşık 85 milyon metreküp su depolama kapasitesine sahip. Sulama, enerji üretimi ve taşkın kontrolü amacıyla kurulan baraj, 13 bin 470 hektarlık alana su sağlayarak bölge tarımı için hayati bir rol üstleniyordu. Ancak barajın rezervuarında yaşanan ciddi su kaybı, hem tarımsal faaliyetleri hem de ekolojik dengeyi tehdit ediyor.
Baraj gölündeki suyun çekilmesiyle vadinin bazı kesimlerinde su kaynakları tamamen kururken, suya bağlı canlıların yaşam alanları da kritik ölçüde küçüldü. Özellikle son yıllarda yaşanan düzensiz yağışlar ve artan su ihtiyacı, barajdaki su seviyesini dramatik bir şekilde düşürdü. Bu durum, bölgenin eşsiz biyolojik çeşitliliği için büyük bir tehdit oluşturuyor.
Koçköprü Barajı’nda özellikle 2025 yılında ciddi su kaybı yaşandığı belirtiliyor. Barajın doluluk oranı bir önceki yıla göre önemli ölçüde gerilerken, suyun çekilmesiyle göl tabanının bazı bölümleri açığa çıktı. Vadinin kıyılarında kuruyan alanlar, bölgede yaşanan kuraklığın boyutunu gözler önüne serdi. Daha önce su altında kalan alanların yeniden görünür hale gelmesi, barajdaki su seviyesindeki düşüşün ciddiyetini vurguladı. Zîlan Çayı ve vadi boyunca devam eden su sistemi, çok sayıda canlı için yaşam alanı oluşturduğundan, su seviyesindeki bu azalma yalnızca baraj gölünü değil, vadinin genel ekolojik dengesini de olumsuz etkiliyor. Suyun azalmasıyla birlikte bu sistemin devamlılığı ve vadideki doğal yaşamın sürdürülebilirliği tehdit altında.
Söz konusu alanda endemik balık türlerinin yanı sıra çok sayıda kuş, memeli hayvan ve çeşitli bitki türleri bulunuyor. Barajdaki su seviyesinin düşmesi ve bazı alanların kurumasıyla birlikte ekolojik zincirin bütününde bozulma yaşanıyor. Suya bağlı yaşam alanlarının daralması, özellikle balıklar ve su kaynaklarını kullanan diğer canlılar açısından önemli bir risk teşkil ediyor.
Barajda dikkat çeken bir diğer nokta ise su seviyesindeki belirgin dalgalanmalar. Barajın doluluk oranı 2025 yılında yüzde 50’nin altına kadar geriledi. Teknik kapasitesi yaklaşık 85 milyon metreküp olan barajın, vadinin ekolojik su ihtiyacını ne kadar karşılayabildiği ise belirsizliğini koruyor. Barajdaki kuraklık yalnızca vadi ile sınırlı kalmayarak, Erciş Ovası’nı da kuraklığa doğru sürüklüyor. Tarımsal alanların sulanmasında kullanılan suyun azalması, ovanın tarımsal faaliyetleri açısından ciddi riskler oluşturuyor. Özellikle su ihtiyacının arttığı dönemlerde yaşanabilecek su yetersizliği, üreticilerin sulama olanaklarını doğrudan etkiliyor.
Barajdaki kuraklığın devam etmesi durumunda bölgedeki ürün veriminin düşmesi ve bazı tarımsal alanların yeterince sulanamaması tehlikesi de ortaya çıkıyor. Tarımsal üretimin büyük ölçüde suya bağlı olduğu bölgede, barajdaki su seviyesinin düşmesi sulama planlaması açısından da yeni riskleri beraberinde getiriyor.
Baraj suyunun çekilmesi ile birlikte daha önce su altında kalan plastikler, ambalajlar, çeşitli atıklar ve diğer çöpler de görünür hale geldi. Suyun çekilmesiyle ortaya çıkan bu kirlilik, vadideki ekolojik sorunun yalnızca kuraklıktan kaynaklanmadığını, aynı zamanda insan kaynaklı atıkların da büyük bir tehdit oluşturduğunu gözler önüne serdi. Bu durum, vadinin içinde bulunan çok sayıda canlı türünün de tehlike ile karşı karşıya olduğunu gösteriyor.
Zîlan Çayı üzerinde yapılan HES ve Baraj projeleri, vadinin kaynak suyunu kuruturken, tarımsal üretimi ve bölgedeki doğal yaşamın devamlılığını da ciddi oranda etkiliyor. Suyun azalmasıyla birlikte yalnızca baraj değil, vadinin kendisi de gün geçtikte biraz daha kuruyor.
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.