Adalet mücadelesinin simgeleşen mekanlarından biri olan İstanbul’daki Galatasaray Meydanı, 30 yılı aşkın bir süredir kayıpların akıbetini soran Cumartesi Anneleri’nin sesine tanıklık ediyor. Her yıl 17-31 Mayıs tarihleri arasında kutlanan Kayıplar Haftası vesilesiyle, çocuklarının kemiklerine kavuşamadan aramızdan ayrılan annelerin bıraktığı miras, bugün evlatları ve torunları tarafından sürdürülüyor.
Hasan Ocak’ın gözaltına alınmasının ardından annesi Emine Ocak’ın elinde oğlunun fotoğrafıyla başlattığı eylem, kısa sürede büyük bir toplumsal dalgaya dönüştü. Sağ aldınız, sağ istiyoruz çığlığıyla başlayan bu yürüyüş, 17 bin faili meçhul cinayetin ve gözaltında kayıpların yaşandığı bir coğrafyada vicdanın sesi oldu. İstanbul’da filizlenen bu adalet arayışı zamanla Diyarbakır, Hakkari, Cizre, Şanlıurfa ve İzmir gibi pek çok kente yayıldı.
Cumartesi Anneleri’nin eylemi, bin 100 haftayı aşan süresiyle dünyanın en uzun soluklu sivil itaatsizlik eylemlerinden biri olarak tarihe geçti. İnsan Hakları Derneği (İHD) tarafından 1995 yılında ilan edilen Kayıplar Haftası kapsamında her yıl dosyalar yeniden açılıyor, faillerin yargılanması ve geçmişle yüzleşilmesi talep ediliyor. Galatasaray Meydanı, bu süreçte sadece bir alan olmanın ötesine geçerek, sevdiklerinin mezarını dahi bulamayanlar için manevi bir anıta dönüştü.
Kayıp yakınlarının mücadelesi 2011 yılında dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile yapılan görüşmeyle yeni bir boyuta taşınmıştı. Berfo Kırbayır başta olmak üzere birçok kayıp yakınının katıldığı görüşmede, devletin bu sorunu çözeceğine dair sözler verildi. Ancak Meclis bünyesinde kurulan komisyonlar, kimi tanıklıkların ötesine geçemedi ve faillerin korunması geleneği sürdürüldü. 700. haftada ise İçişleri Bakanlığı’nın talimatıyla meydana yönelik polis müdahalesi gerçekleşti ve Galatasaray Meydanı kayıp yakınlarına kapatıldı. Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) hak ihlali kararına rağmen, meydandaki abluka ve kısıtlamalar bugün de devam ediyor.
Geçen 30 yıllık süreçte, adalet arayışının öncü isimlerinden pek çok anne ve baba, çocuklarının bir mezar taşına dahi kavuşamadan hayata gözlerini yumdu. 106 yaşında vefat eden Berfo Kırbayır, oğlu Cemil Kırbayır’ın kemikleri bulunmadan defnedilmemeyi vasiyet etmişti. Benzer şekilde Fatma Morsümbül, Zeynep Güney ve Kiraz Şahin gibi isimler de son nefeslerine kadar adalet taleplerini dile getirdi.
Mardin’in Ömerli ve Dargeçit ilçelerinden Siverek’e kadar geniş bir coğrafyada gözaltına alınan Abdurrahman Coşkun, Seyhan Doğan ve Nazım Babaoğlu gibi isimlerin anneleri, devletin tüm engellemelerine rağmen hakikatten vazgeçmedi. Mücadeleyi başlatan isimlerden olan ve 2025 yılında yaşamını yitiren Emine Ocak, arkasında yarım asırlık bir direniş mirası bıraktı.
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.