Öğrenci Veli Derneği (VELİ-DER), 2025-2026 eğitim-öğretim yılının sona ermesiyle birlikte hazırladığı kapsamlı raporu kamuoyuyla paylaştı. Raporda, derinleşen ekonomik kriz ve eğitimdeki piyasalaşma hamlelerinin kamusal eğitimi tasfiye noktasına getirdiği, yaklaşık 1,5 milyon çocuğun örgün eğitimin dışına itildiği belirtildi.
Eğitim politikalarının pedagojik gerekliliklerden ziyade ideolojik tercihlerle şekillendiğine dikkat çekilen raporda, Türkiye’deki okulların önemli bir kısmının özel kurumlara dönüştüğü vurgulandı. Resmi anaokullarındaki öğrenci sayısının bir yıl içinde yüzde 39 oranında azaldığı ifade edilirken, Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı Kur’an kurslarındaki artışa işaret edildi. Raporda, devlet okullarının çeşitli protokollerle dini yapılara açılmasının kamusal kapasiteyi bilinçli olarak daralttığı savunuldu.
Ekonomik krizin en ağır faturasını çocukların ödediği kaydedilen raporda, Türkiye’de çocukların yüzde 38,9’unun yoksulluk ve sosyal dışlanma riski altında olduğu hatırlatıldı. En yüksek gelir grubundaki ailelerin eğitim harcamalarının en düşük gelirli ailelerden 28 kat fazla olması, eğitimdeki eşitsizliğin boyutlarını gözler önüne serdi.
Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) aracılığıyla çocukların ucuz iş gücü olarak sermayeye sunulduğu belirtilen raporda, okulların yerini giderek atölye ve fabrikaların aldığı aktarıldı. MESEM bünyesinde yaşanan çocuk işçi ölümleri ve iş cinayetleri, bu modelin çocukların yararını değil sermayenin ihtiyaçlarını öncelediği şeklinde yorumlandı. Ayrıca okullarda temizlik ve güvenlik personeli eksikliğinin velilerin sırtına ek yük bindirdiği ifade edildi.
VELİ-DER raporunda eğitimin bir hak olduğu vurgulanarak şu talepler sıralandı: Kamusal ve parasız eğitim güvence altına alınmalı, okul öncesi eğitim zorunlu hale getirilmeli, çocuk emeği sömürüsü ve MESEM uygulamaları durdurulmalı, okullarda ücretsiz yemek ve temiz su sağlanmalı, eğitimdeki dini protokoller sonlandırılmalıdır.
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.