enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
49,3855
EURO
55,4039
ALTIN
6.617,74
BIST
12.250,68
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Hafif Yağmurlu
19°C
İstanbul
19°C
Hafif Yağmurlu
Çarşamba Yağmurlu
19°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
16°C
Cuma Hafif Yağmurlu
15°C
Cumartesi Yağmurlu
15°C

1001 İmza Kampanyası: Kalıcı Barış İçin AİHM Kararları Uygulanmalı, Abdullah Öcalan’ın Statüsü Belirlenmeli

1001 İmza Kampanyası: Kalıcı Barış İçin AİHM Kararları Uygulanmalı, Abdullah Öcalan’ın Statüsü Belirlenmeli
14 Ekim 2026 08:04
A+
A-

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza” kampanyası, Türkiye’de kalıcı bir barışın tesisi ve demokratik bir sistemin inşası için çağrılarını sürdürüyor. Kampanyanın imzacıları arasında yer alan veteriner hekim Orhan Budak, devletin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarını uygulaması, gerekli yasal düzenlemeleri yapması ve Abdullah Öcalan’ın statüsünü netleştirmesi gibi kritik sorumlulukları yerine getirmesi gerektiğini vurguladı.

İstanbul’da 12 Eylül’de duyurulan “Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza” kampanyası, farklı toplumsal kesimlerden geniş destek görüyor. Kampanya, silahsızlanmanın sağlanması, her türlü şiddetin gündemden çıkarılması, Kürt sorununun demokratik yollarla çözülmesi, anadilde eğitim hakkının tanınması ve eşit yurttaşlığın anayasal güvenceye alınması gibi temel hedefleri benimsiyor. Budak, Türkiye’nin demokratik ve anayasal bir yapıya kavuşması yolunda AİHM kararlarının uygulanmasının hayati önem taşıdığını belirtti.

Süreci Sahiplenme ve Toplumsallaşma Vurgusu

Geçmişteki çözüm girişimlerini değerlendiren Budak, önceki süreçlerin genellikle iktidarların veya belirli kişilerin inisiyatifiyle yürütüldüğünü ve bu nedenle kalıcı sonuçlara ulaşamadığını ifade etti. Mevcut süreci daha farklı gördüğünü belirten Budak, devletin doğrudan içinde olduğu, bölgesel ve küresel gelişmelerin yanı sıra yaklaşık 50 yıldır süren savaşın çözülememesinin etkili olduğu bir dönemden geçildiğini dile getirdi. Budak, “Barış ve Demokratik Toplum Süreci olarak tanımlanan bu sürecin önceki girişimlerden farkı, devletin doğrudan sürecin içinde bulunmasıdır. Bu nedenle sürecin daha olumlu ilerleyebileceğini düşünüyorum. Önceki süreçlerin toplumsallaşamamasında devletin süreci bütünlüklü biçimde sahiplenmemesinin etkili olduğunu düşünüyorum. Kürt hareketi ise bu soruna her zaman ciddi yaklaştı ve çözmek istedi. Ancak Türkiye tarafında süreçler, devletin bütünlüklü iradesinden ziyade iktidarda bulunan kişilerin ya da cumhurbaşkanlarının isteğine bağlı kaldı. Devletin kendisi bu süreci sahiplenmediği için süreçler sonuçlanmadı ve toplumsallaşamadı. Eğer devlet süreci doğrudan sahiplenmiş olsaydı, toplumsallaşma belki daha kolay sağlanabilirdi” dedi.

AİHM Kararlarının Uygulanması Gerekiyor

Türkiye’nin kendi yasalarını ve kurallarını gözden geçirerek uygulanabilir hale getirmesi gerektiğini dile getiren Budak, özellikle AİHM kararlarının uygulanması gerekliliğine dikkat çekti. Budak, “Türkiye’nin hukuk sistemi çerçevesinde uyması gereken bu kararların bir kısmı son dönemde uygulanmıyor. Abdullah Öcalan, Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala ile ilgili kararlar bu kapsamda ele alınmalıdır. Bu kararların uygulanması gerektiğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

Kalıcı Barış İçin Karşılıklı Adımlar Şart

Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin mevcut durumda yavaş ilerlediğinin altını çizen Budak, barışın sağlanması ve sürecin devam edebilmesi için karşılıklı adımların atılması gerektiğini vurguladı. “Çünkü barış iki taraf arasında yapılır” diyen Budak, sürecin hızlanması için Meclis bünyesinde oluşturulan komisyonların bir an önce çalışmaya başlaması ve etkin biçimde işlemesi gerektiğini belirtti. Ayrıca ‘umut hakkı’ konusunda adımlar atılması ve Abdullah Öcalan’ın statüsünün belirlenmesi gerektiğini ifade etti. Özellikle Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyonla ilgili komisyonun hızla devreye girmesi gerektiğini savunan Budak, bu adımların atılması ve komisyonların işlevsel hale gelmesiyle sürecin hızlanabileceğine inandığını söyledi.

Geçmişle Yüzleşme ve Demokratik Cumhuriyet

Demokratik cumhuriyetin inşası için geçmişte yaşananlarla yüzleşilmesinin önemine değinen Budak, Şêx Said İsyanı, Ağrı ve Dersim olaylarından son 40-50 yıllık savaşın yarattığı yıkımlara kadar uzanan bir yüzleşme sürecinin elzem olduğunu belirtti. Ancak Budak, bu yüzleşmenin kin, nefret ve düşmanlık üzerinden değil, yaşananları açığa çıkarma, sorumluları hukuka uygun biçimde hesap vermesini sağlama ve toplumun birlikte yaşamını yeniden inşa etme amacı taşıması gerektiğini vurguladı. Demokratik Cumhuriyetin kurulabilmesi için evrensel hak ve özgürlükleri güvence altına alan yasaların oluşturulması, kadınların, gençlerin, emekçilerin, halkların ve inanç gruplarının haklarının korunması ve eşit yurttaşlığın hukuki güvenceye kavuşturulması gerektiğinin altını çizdi.

Toplumsal Dönüşüm ve Örgütlenme İhtiyacı

Toplumsal dönüşümün yalnızca devletin ve yasaların değişmesiyle sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Budak, toplumun da kendisini yeniden inşa etmesi ve örgütlemesi gerektiğini ifade etti. Birlikte yaşam kültürünün geliştirilmesinin önemli olduğunu vurgulayan Budak, “Burada toplumsal öncülere, örgütlere ve devlete önemli görevler düşüyor. Geçmişteki öncülük anlayışları çoğu zaman toplumu kendilerine bağlayan ve toplumun ihtiyaçlarını kendi yapıları üzerinden karşılayan bir örgütlenme biçimi oluşturdu. Bu da toplumdaki ayrışmaları ve birbirini yok sayma eğilimini güçlendirdi. Oysa öncülük, toplumun kendi kendisini örgütlemesini, düşünmesini ve geliştirmesini sağlamalıdır. Kadınların, inanç gruplarının ve toplumun farklı kesimlerinin kendi örgütlenmelerini oluşturabilmelerine imkân tanıyan bir anlayış benimsenmelidir. Böyle bir yaklaşımın demokratik toplumun ve demokratik cumhuriyetin oluşmasına katkı sunacağını düşünüyorum” şeklinde konuştu.

Yasal Düzenlemeler Somut Biçimde Uygulanmalı

Kalıcı barışın sağlanması için devletin sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiğini yineleyen Budak, bu doğrultuda gerekli yasal düzenlemelerin yapılması, anayasa değişikliğinin gerçekleştirilmesi ve yapılan değişikliklerin yalnızca kağıt üzerinde kalmaması gerektiğini vurguladı. Anayasada yer alan hükümlerin ve yapılan değişikliklerin somut biçimde uygulanması ve işler hale getirilmesi gerektiğini belirten Budak, hukukun herkes için eşit uygulandığında toplumda birlikte yaşama iradesinin güçleneceğini ve insanların ortak bir yaşam kurabilmesinin, birlikte yaşama isteğinin ve ihtiyacının karşılanmasıyla mümkün olduğunu sözlerine ekledi.

Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.