Van’ın Erciş ilçesinde bulunan Zilan Vadisi’nde yürütülen Jeotermal Elektrik Santrali (JES) faaliyetleri nedeniyle üç köy boşaltılma riskiyle karşı karşıya. Toplam 8 bin 860 hektarlık alanın JES projelerine açılması, vadideki ekolojik tahribatı derinleştiriyor.
Bölgede enerji, madencilik ve altyapı projeleriyle ekolojik tahribatın giderek arttığı görülüyor. Su kaynakları, vadiler ve yaşam alanları art arda yatırım projelerine tahsis ediliyor.
Zilan Vadisi’nde süren JES çalışmaları nedeniyle Şorik (İkizçalı), Karakilise (İşbaşı) ve Çakırbey köyleri, yerleşimlerini terk etme tehlikesiyle yüz yüze. Bölge sakinleri, köylerin boşaltılması ihtimalinin konuşulduğunu ve imza toplandığını ifade ediyor. Proje kapsamında çalışma sahalarının kurulduğu Karakilise ve Çakırbey köylerinde yoğunlaşan faaliyetler, yerleşim alanları, tarım arazileri ve geçim kaynakları üzerinde önemli bir tahribata yol açtı. Proje dahilinde ağır metal içeren akışkanların vadiye döküldüğü ve bu termal suların ilçenin doğal yapısı için ciddi bir tehdit oluşturduğu belirtiliyor.
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın 2020 yılı Cazibe Merkezlerini Destekleme Programı çerçevesinde, Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı (DAKA) koordinasyonunda hazırlanan “Van Erciş Tarıma Dayalı İhtisas Sera OSB (TDİSOSB) Jeotermal Kaynak Sondajı ve Sıcak Su İletim Hattı Fizibilite Projesi” ile Zilan Vadisi’nde jeotermal kaynakların kullanımı hedefleniyor. Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı (YİKOB) tarafından yürütülen projenin toplam bütçesi 2 milyon 600 bin TL olup, bunun 2 milyon TL’lik kısmı hibe olarak sağlanıyor.
Projenin temel amacı yıl boyunca sebze üretimi yapmak olarak açıklansa da, bölgedeki çalışmaların vadi ve çevresindeki ekolojik denge üzerindeki etkisi, projenin sadece seracılık faaliyetiyle sınırlı kalmadığını, doğrudan köylerin yaşam alanlarına kadar uzandığını ortaya koyuyor. Tabelada seracılık projesi olarak belirtilen bu girişim, resmi kayıtlarda Jeotermal Elektrik Santrali (JES) projesi olarak yer alıyor. Yılın her döneminde sebze üretimini hedefleyen bu proje, kamuoyuna yansıtılan amacın aksine, doğayı ve vadiyi derinden etkiliyor.
Zilan Vadisi’nin ekolojik ve jeolojik özelliklerine dair bilimsel veriler, bölgenin sıradan bir jeotermal alan olmadığını gösteriyor. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Dergisi’nde yayımlanan “Zilan Jeotermal Alanının (Erciş-Van) Jeolojisi ve Aktif Tektonik Özellikleri” başlıklı araştırmaya göre, Erciş-Zilan-Ilıca Vadisi boyunca yaklaşık 11 sıcak su kaynağı bulunuyor. Bu kaynakların vadi boyunca uzanan Zilan Fayı’na paralel bir dizilim gösterdiği ifade ediliyor. Bilimsel çalışmada Zilan Fayı aktif bir fay olarak tanımlanırken, fayın Erciş’in yaklaşık 7 kilometre batısından başlayarak Zilan Vadisi boyunca devam ettiği ve Ağrı’nın Diyadin ilçesine kadar uzandığı belirtiliyor. Zilan Fayı’nın Macaris (Çubuklu), Şor (Taşkapı), Yanıkçukur ve Dibekli olmak üzere dört segmentten oluştuğu aktarılıyor.
Bilimsel çalışma, vadideki sıcak su kaynaklarının yanı sıra traverten oluşumları, akarsu taraçaları ve Zilan Çayı’nın da aynı jeolojik sistem içerisinde yer aldığını ortaya koyuyor. Bazı traverten oluşumlarının halen devam ettiği belirtilirken, Zilan ve Diyadin jeotermal alanlarında toplam 52 termal su noktası bulunduğu, bunlardan 11’inin ekonomik jeoloji açısından potansiyel taşıdığı ifade ediliyor. Söz konusu araştırma, Zilan Vadisi’nin sadece enerji üretimi açısından değerlendirilebilecek bir alan olmadığını; aktif faylanma, sıcak su kaynakları, yeraltı suları, traverten oluşumları ve Zilan Deresi’nin bir arada bulunduğu hassas bir doğal sistem olduğunu ortaya koyuyor.
Vadideki çalışmaların yalnızca mevcut sondaj sahalarıyla sınırlı kalmadığını gösteren bir diğer gelişme, 2024 yılında yapılan jeotermal ruhsat ihaleleri. YİKOB tarafından 18 Ekim 2024’te yayımlanan ihale ilanında, Erciş’te 4 bin 90,89 hektarlık alanın jeotermal kaynak işletme ruhsatı verilmek üzere ihaleye çıkarıldığı duyuruldu. Bu saha için 3 milyon TL muhammen bedel belirlendi. Aynı ilan kapsamında Erciş’te 4 bin 769,28 hektarlık alan için de jeotermal kaynak arama ruhsatı ihaleye çıkarıldı. Böylece, sadece 2024 tarihli bu iki ruhsat sahası yaklaşık 8 bin 860 hektarlık bir alanı kapsıyor. JES faaliyetlerinin kapsamı genişlerken, bölgede yaşayan köylüler açısından hem ekolojik yapı hem de yerleşim alanları büyük bir tahribat tehdidiyle karşı karşıya.
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.