Türkiye’de derinleşen ekonomik kriz, yoksulluk ve demokratik alanın daralması toplumun ruh sağlığını ciddi bir krize sürüklüyor. 85 milyonluk nüfusa sahip ülkede, yıllık antidepresan kullanımı 70 milyon kutunun üzerine çıkarken, uzmanlar bu tabloyu toplumsal bir mutsuzluk dalgası olarak tanımlıyor.
Psikolog Hülya Tulgar, artan ilaç kullanımına ilişkin yaptığı değerlendirmede, kayıt dışı satışlarla birlikte gerçek rakamların çok daha yüksek olduğunu vurguladı. Nüfusun büyük bir kısmının antidepresan kullandığına dikkat çeken Tulgar, bu durumun bireysel bir ruh sağlığı sorunundan öte, “toplumun medikalizasyonu” olduğunu belirtti. Tulgar, sistemin yapısal sorunlarından kaynaklanan çaresizliğin, hastalık kategorisine sokularak bireysel bir tedavi meselesine indirgendiğini ifade etti.
Şiddetin her türünün güç eşitsizliğinden beslendiğini kaydeden Tulgar, kadına yönelik şiddetten, işçinin işini kaybetme korkusuyla susturulmasına kadar pek çok sorunun ortak bir zemini olduğunu söyledi. Tulgar, “Bu eşitsiz güç ilişkileri hem bireysel hem de toplumsal psikolojide derin izler bırakıyor. Kronik stres, çaresizlik ve umutsuzluk bu zeminden besleniyor. Şiddet, eşitsizliğin en görünür semptomudur” dedi.
Toplumsal psikolojinin çocuklara yansımasına da değinen Tulgar, eğitim sisteminin sınav ve rekabet odaklı yapısının çocuklar için kronik bir stres kaynağına dönüştüğünü belirtti. Ekonomik sıkıntı içindeki ailelerde ebeveynlerin yaşadığı kaygının doğrudan çocuğa geçtiğini ifade eden Tulgar, “Güvensiz bir ortamda büyüyen çocuk için dünya tehlikeli bir yer haline gelir. Bu da ilerleyen yaşlarda hem şiddete hem de bağımlılığa zemin hazırlar” uyarısında bulundu.
Ruh sağlığı hizmetlerine erişimin temel bir hak olması gerektiğini vurgulayan Tulgar, sorunun sadece bireysel çabalarla çözülemeyeceğini ifade etti. Tulgar, gerçek iyileşme için şu vurguyu yaptı: “Güvenceli çalışma koşulları, adil ücret, barınma hakkı ve özgürlükçü bir toplumsal ortam, aslında birer ruh sağlığı politikasıdır. İnsanlar umut edebildiğinde ve kendini güvende hissettiğinde iyileşir. Bu bir psikoloji meselesi olduğu kadar, bir siyaset ve adalet meselesidir.”
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.