Ankara Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan kadın tutsakların tahliyelerinin, İdare ve Gözlem Kurulları’nın keyfi kararlarıyla engellenmesi protesto edildi. Adalet Bakanlığı önünde gerçekleştirilen eylemde, hukuk örgütleri ve siyasi parti temsilcileri, Kurullar hakkında soruşturma başlatılması talebini dile getirdi.
Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuk Dayanışma Dernekleri Federasyonu (TUHAD-FED) öncülüğünde yapılan açıklamaya, siyasi parti ve hukuk örgütü temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda kişi katıldı. Eylemde, kadın tutsakların isimlerinin yer aldığı dövizler taşınırken, “Jin, jiyan, azadî”, “Bijî berxwedana zindanan” ve “Siyasi tutsaklar onurumuzdur” sloganları atıldı.
Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Ankara Şubesi Hapishane Komisyonu Sekretaryası Berfin Babaoğlu, tahliye engellemelerinin münferit bir durum olmaktan çıkarak sistematik hale geldiğini vurguladı. Babaoğlu, “Bir insanın cezası mahkeme tarafından belirlenir. İnfaz süreci, bu cezanın keyfi biçimde uzatılmasının aracı haline getirilemez. Bir tutsak yıllarca hapishanede tutulduktan sonra hala politik kimliği, geçmişteki sözleri, düşünceleri veya mücadele içindeki tutumu üzerinden değerlendiriliyorsa, burada infazdan değil, devam eden bir siyasi cezalandırmadan söz etmek gerekir” ifadelerini kullandı.
Barış ve Demokratik Toplum Süreci tartışmalarına rağmen cezaevlerindeki siyasi tutsaklara yönelik hukuksuz uygulamaların kabul edilemez olduğunu belirten Babaoğlu, “Bugün ülkenin önünde barış ve demokratik çözüm konusunda yeni bir imkan tartışılıyorsa, bu imkanın cezaevlerindeki uygulamalardan bağımsız düşünülmesi mümkün değildir. Barış, yalnızca çatışmaların sona ermesi değildir. Barış, insanların düşünceleri nedeniyle cezalandırılmadığı, siyasal kimlikleri nedeniyle özgürlüklerinden mahrum bırakılmadığı, hukukun kişiye ve düşüncesine göre değişmediği bir toplumsal düzenin kurulmasıdır” dedi.
Babaoğlu, cezaevlerindeki hukuksuz uygulamalar son bulana dek mücadele edeceklerini ifade ederek taleplerini şöyle sıraladı:
Sincan başta olmak üzere cezaevlerinde tahliye koşullarını karşılayan insanların özgürlüğünün önündeki engeller kaldırılmalıdır.
İdare ve Gözlem Kurullarının, mahkemelerin verdiği kararların sonuçlarını etkisizleştiren bir mekanizmaya dönüşmesine izin verilmemelidir.
Politik tutsakların düşünceleri ve kimlikleri cezalandırmanın devamı haline getirilmemelidir.
Kadın tutsakların tahliyelerinin tekrar tekrar ertelenmesine son verilmelidir.
Cezaevlerindeki uygulamalar, şeffaf ve hukuki denetime açık hale getirilmelidir.
Ve en önemlisi; barış ve demokratik toplum hedefleniyorsa, cezaevleri bu hedefin önündeki engellerden biri olmaktan çıkarılmalıdır.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Diyarbakır Milletvekili Serhat Eren de Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’ndeki durumu “özel ve sistematik bir uygulama” olarak niteledi. Eren, “İdare ve Gözlem Kurulları, kendisini yargı yerine koymak suretiyle özel bir yargı mekanizmayla sıradan gerekçelerle tahliyeleri engelliyor. Son bir ayda defalarca kez, 1 yılı aşan engelleme kararları alındı. İdare ve Gözlem Kurulları, intikam saikiyle, hukuka aykırı bir şekilde karar veriyor. Aynı zamanda içinde bulunduğumuz Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne doğrudan bir tutum olarak addediyoruz. Cezaevindeki binlerce tutsağın tahliye olmasını beklerken maalesef İdare ve Gözlem Kurulu kararıyla daha cezaevlerinde daha fazla tutulmaya devam ediliyor. Barışın yolu cezaevlerinin kapılarının açılmasından geçiyor, daha fazla kapatılmasından değil” şeklinde konuştu.
Adalet Bakanlığı’na harekete geçme çağrısı yapan Serhat Eren, “Bu sürecin karşısında duran İdare ve Gözlem Kurullarından tutun, cezaevleri idarelerine kadar keyfi uygulamaların sorgulanması için Adalet Bakanlığı’nın harekete geçmesi gerekiyor. Haksız, hukuksuz ve keyfi bir şekilde karar veren İdare ve Gözlem Kurulları hakkında derhal soruşturma başlatılmalı. Bakanlık bu soruşturmayı başlatmazsa, biz resen sivil toplum örgütleri, aileler olarak suç duyurusunda bulunacağız” dedi.
Eren, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Cezaevindeki bütün arkadaşlarımızın özellikle de Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’ndeki tutsaklar hakkında verilen İdare ve Gözlem Kurulu kararlarının gözden geçirilmesi ve bu keyfiliğin son bulması konusunda Adalet Bakanlığı’nın derhal harekete geçmesini talep ediyoruz. Bu hukuksuzluk son bulana kadar burada ve bütün meydanlarda arkadaşlarımız ile dayanışmaya ve mücadele etmeye devam edeceğiz.”
Açıklama, atılan sloganlarla sona erdi.
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.