Kürdistan Özgür Yaşam Partisi (PJAK) Eş Genel Başkanı Emîr Kerîmî, Kürtler arasındaki birliğin önemi üzerinde durarak, “Büyük fırsatların elden kaçmaması için küçük kavgaları bir kenara bırakmalıyız. Kürtlerin büyük çoğunluğunun bu hassasiyetleri anlayacağına inanıyoruz” dedi.
İran ile ABD arasındaki gerilimin sürdüğü bu dönemde, İran’ın muhalif kesimlere yönelik baskıları, tutuklama ve idam uygulamaları devam ediyor. Özellikle Doğu Kürdistan’da hem askeri hem de siyasi baskısını artıran İran, Kürt güçlerinin mevzilerine de dronlarla saldırılar düzenliyor.
İran ve Doğu Kürdistan’daki son duruma ilişkin Rojnews’e değerlendirmelerde bulunan Kerîmî, İran’ın geleceğe dair plan ve projelerinin olduğunu belirtti. Kerîmî, İran’a dair program ve planlamalarında ülkede bulunan farklı kesimlerin haklarını da barındırdığını ifade ederek, “PJAK olarak ulusal birlik için hiçbir şartımız yoktur. Bütün taraflara bu tarihi aşamayı görmeleri çağrısı yapıyoruz” diye konuştu.
Türkiye’nin Batı Kürdistan’da (Rojava) yaptığı adımları Doğu Kürdistan’da (Rojhilat) da atmak istediğine dikkat çeken Kerîmî, bölgede olası bir mezhepsel çatışmada Türkiye’nin suni bir blokta yer alacağını dile getirdi. Suriye’nin Husilerle savaş için bölgeye güç sevk ettiğini kaydeden Kerîmî, bir savaş hazırlığının yapıldığını ve bunun Şiilere, yani Haşdi Şaabi’ye karşı çatışmaya dönüşmesi durumunda İran ve vekil güçleriyle de karşı karşıya gelme durumunun oluşabileceğini söyledi. Kerîmî, “Eğer bu aşama başlarsa Türkiye ve İran tamamıyla karşı karşıya gelecek. Türkiye’nin iç meseleleri de var. Türkiye, İran’daki etnik ve ulusal hareketlilikten çekiniyor. Çünkü orada yaşanan bir hareketliliğin Türkiye’de de yaşanmasından korkuyor. Ancak gözü bir de İran’dan bir parça toprağı da işgal etmekte; yani Batı Kürdistan’da yaptığının aynısını Doğu Kürdistan topraklarında yapmak istiyor” şeklinde konuştu.
Kerîmî, Kürtlere karşı bugün yürütülen siyasetin böyle devam etmeyeceğini belirterek, “Kalacak olanın bundan sonra kimler Kürtlerle kalacak, bunun için de siyaset yapmak isteyenler azami ölçüde Kürt karşıtlığı yapmaya çalışacaklardır” dedi. İran’ın çözüm için hiçbir projesinin olmadığını ifade eden Kerîmî, “İran İslam Cumhuriyeti her sıkıştığında kanunlarda dönemsel ve taktiksel değişiklikler yapıyor. Devletin özü noktasında tek bir değişiklik ise yaşanmıyor. Hiçbir projesi olmadığı için, halkların sorunlarını çözmek için; zihinsel dönüşüm ve temel haklar için bir programın da emareleri yok. Baskı, saldırılar ve idamlar sürdüğü için bir değişimden de söz edemeyiz” ifadelerini kullandı.
Federe Kürdistan Bölgesi’nin Hewlêr kentinde geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen MERİ toplantısına da değinen Kerîmî, “Bafil Talabani dikkat çekici bazı söylemlerde bulunurken, Neçirvan Barzani de bazı meselelere dikkat çekti. İran’dan bir şeyler duyduklarını düşünüyoruz. Özellikle Bafil Talabani, Doğu Kürdistan’daki Kürt meselesinin çözümü için inisiyatif almak istiyor. Bu inisiyatif meselesinde Neçirvan Barzani ile birbirlerinden haber olabilirler. Eğer Kürt meselesinin çözümü için bir inisiyatif kurulmuşsa da bunun saygı ile karşılanmalıdır. Ancak bazı şeyler söylendi ama bunlar hiçbir şekilde bize ulaşmış değil. Elimizde buna dair bir şey de yok” ifadelerini kullandı.
Bu kurulduğu belirtilen inisiyatife dair hiçbir detay bilmediklerini ve bu konuda kendilerine herhangi bir aktarımda da bulunulmadığını belirten Kerîmî, “Bu inisiyatif kimlerden kurulmuş ve kaç taraflıdır bilmiyoruz. Bafil Talabani’nin ‘İran çözüme hazır’ açıklamasından sonra İran, Werîşe Muradi’nin idam cezasını onayladı, Pexşan Ezîzî’nin cezasını onayladı ve ardından Şaho’da arkadaşlarımıza dönük saldırı gerçekleşti” dedi.
Alternatifsiz olmadıklarını aktaran Kerîmî, “Şüphesiz bunlar birbiriyle bağlantılıdır. İran’ın feraseti böyledir ve şu mesajı vermek istiyor; eğer sizin için uygun görülen şart ve koşulları kabul etmezseniz, tehdit dili de var. Sürekli baskı ve zorla bir bazı şeyleri kabul ettirmeye çalışıyorlar, bu da yanlış bir tarzdır. Siyasi, diplomasi ve diğer bütün alanlarda Kürtler alternatifsiz değiller. Eğer devlet demokrasi ve çözümü güçsüzlük olarak görüyorsa büyük stratejik bir yanlışın içerisindedir” diye konuştu.
İran ile doğrudan veya dolaylı olarak herhangi bir iletişimlerinin olmadığını söyleyen Kerîmî, “Devlet bu konuda bir sürü yalan haber yayınlıyor. Bu yolla kamuoyunda şüphe uyandırmak istiyorlar. Ancak devletin yaptıkları ve pratikleri de ortadadır; şiddeti farz kılıyor. Eğer çözüm niyetleri varsa bu noktada açık ve sade bir programları olmalı ve bunun içerisinde Kürt halkının kazanımları da yer almalıdır” diye ekledi.
Statü: İran’da Kürt halkı için federalizm çerçevesinde bir statü talebimiz var.
Yerinden Demokrasi: Toplumun doğrudan siyasete katılımı için özyönetim olmalı. Bu sadece merkezi devletle yönetimin ortaklaştırılması değil, hakların da anayasada güvenceye alınmasıdır.
İran’daki Sistemin Kurulmasında Kürtlerin Katılımı: Kürtler masada olmalı ve İran’ın geleceğinin şekillenmesinde yer almalıdır.
İran Demokratik Cumhuriyeti: İran’da Kürtler ve tüm halkların içerisinde yer aldığı demokratik bir cumhuriyetin kurulması ihtiyaçtır.
Demokratik Entegrasyon: Süreç kapsamında; farklı inanç ve ulusların kimliğinin hukuki ve siyasi olarak tanınması güvenceye alınmalı ve resmiyette kavuşturulmalıdır.
Kerîmî, “PJAK olarak ulusal birlik için herhangi bir şartımız yoktur. Bütün taraflara bu süreci anlamaları için çağrı yapıyoruz. Farklılıklarımız var; ancak birbirimize karşı durmayalım ve birbirimizi zayıflatmak için çaba içerisinde olmayalım. Bir tarafın zayıflaması demek hepimizin zayıflaması demektir. Siyaset üstü bir feraset olmalı; sivil toplum, aydın, akademisyenler süreci iyi okumalı, jeopolitik değişimler üzerine derin analizler yapmalı ve bunu siyasi güçlere sunmalıdır. Toplum ve bütün siyasi partilerin böyle bir atmosferi kurmalı. Bizler hep bütün taraflarla oturmaya ve diyaloga hazırız. Büyük fırsatların elden kaçmaması için küçük kavgaları bir kenara bırakmalıyız. Kürt toplumu ve siyasi partilerimizin büyük bir çoğunluğunun bu hassasiyetleri anlayacağına inanıyoruz” sözleriyle açıklamasını sonlandırdı.
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.