Yeşil Sol Parti Merkezi Yürütme Kurulu (MYK) üyesi Çiğdem Özbaş, cumhuriyetin demokratikleşme sancıları ile ekoloji mücadelesi arasındaki koparılamaz bağı değerlendirdi. Özbaş, demokratik bir dönüşümün ancak doğayı ve yaşamı merkeze alan ekolojik bir barış süreciyle inşa edilebileceğini vurguladı.
İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı kapsamında tartışılan konulara değinen Özbaş, günümüzde ormanını, toprağını ve suyunu savunan kesimlerin sistemli bir saldırı altında olduğunu belirtti. Devletin kalkınma modelinin ekolojik yıkım üzerine kurulduğunu ifade eden Özbaş, devletin şirketleşmiş haline karşı emek, kadın ve ekoloji hareketlerinin bir araya geldiği geniş bir demokratik koalisyona ihtiyaç duyulduğunu söyledi.
Bölge kentlerindeki ekolojik yıkımın güvenlik politikalarıyla perdelendiğine dikkat çeken Özbaş, Şırnak örneği üzerinden çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Barış arayışlarının sürdüğü dönemlerde dahi kalekol yapımlarının hız kesmediğini hatırlatan Özbaş, bu askeri yapıların halkı değil, bölgedeki kaynakları talan eden şirketleri korumak amacıyla inşa edildiğini savundu. Özbaş, meraların yasaklanması ve güvenlik bahanesiyle ormanların yakılmasının bu inkar politikasının bir parçası olduğunu dile getirdi.
Kasım ayında Antalya’da düzenlenecek olan COP31 İklim Zirvesi’ne de değinen Özbaş, uluslararası iklim hareketini ve Türkiye’deki tüm toplumsal muhalefet odaklarını bu süreçte ortaklaşmaya çağırdı. Zirvelerin genelde göz boyamaktan ibaret kaldığını ancak yerelden yükselen meclislerin gerçek çözümü üretebileceğini belirten Özbaş, demokrasi mücadelesi ile ekoloji mücadelesinin birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini ifade etti.
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.