enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
49,1532
EURO
55,1614
ALTIN
6.544,83
BIST
12.443,92
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
21°C
İstanbul
21°C
Az Bulutlu
Salı Az Bulutlu
21°C
Çarşamba Az Bulutlu
21°C
Perşembe Çok Bulutlu
21°C
Cuma Açık
22°C

Londra Konferansı’ndan Barış Sürecine Önemli Çağrılar: Öcalan’ın Rolü ve Bağımsız Gözlem Heyeti Vurgusu

Londra Konferansı’ndan Barış Sürecine Önemli Çağrılar: Öcalan’ın Rolü ve Bağımsız Gözlem Heyeti Vurgusu
5 Ekim 2026 22:54
A+
A-

Kurdish Affairs, 29-30 Eylül tarihlerinde Londra’da düzenlediği Barış ve Demokratik Entegrasyon Konferansı’nın sonuç bildirgesini ve önerilerini kamuoyuyla paylaştı. Konferansta Türkiye’deki barış ve demokratik toplum sürecini izlemek ve ilgili taraflarla görüşmeler yapmak üzere bağımsız bir gözlem heyeti gönderilmesi önerildi.

İki gün süren konferansta, Kürt siyasi ve sivil toplum temsilcileri ile dünyanın farklı bölgelerindeki barış süreçlerinde deneyimli isimler, akademisyenler, siyasetçiler ve uzmanlar bir araya geldi. Türkiye’de Kürt sorununun demokratik çözümünden uluslararası barış deneyimlerine, hukuki güvencelerden yerel demokrasiye, kadınların rolünden Suriye ve bölgesel gelişmelere kadar pek çok başlık etraflıca tartışıldı. Kurdish Affairs, yayımlanan metnin tüm katılımcıların ortak deklarasyonu olmadığını, kurumun konferans tartışmaları ışığında ulaştığı sonuç ve önerileri içerdiğini belirtti.

Silahların Susması Barışın Başlangıcı Değil, Bir Fırsattır

Sonuç bildirgesinin temel vurgularından biri, silahlı çatışmanın sona ermesi ile kalıcı barış arasında yapılan ayrım oldu. Silahlı şiddetin sona ermesinin tarihi bir fırsat yaratabileceği, ancak bunun tek başına barış anlamına gelmeyeceği belirtildi. Çatışmayı ortaya çıkaran ve sürdürmesine neden olan siyasi, hukuki, toplumsal, kültürel ve ekonomik sorunların çözülmesi gerektiği vurgulandı. Kalıcı barış için demokratik siyasetin güçlendirilmesi, güvenilir hukuki güvencelerin oluşturulması, kurumsal reformların gerçekleştirilmesi ve toplumun sürece anlamlı biçimde katılması gerektiğine dikkat çekildi.

Abdullah Öcalan’ın Süreçteki Rolü Vurgulandı

Bildirgenin öne çıkan başlıklarından biri de Abdullah Öcalan’ın müzakere sürecindeki rolü oldu. Abdullah Öcalan’ın konferansa İmralı’dan gönderdiği mesajın da hatırlatıldığı bildirgede, mesajın barışçıl ve demokratik çözüm arayışlarına katkı sunduğu belirtildi. Abdullah Öcalan ile ilgili aktörler tarafından atfedilen rol ve Kürt hareketinin önemli kesimleriyle iletişim kurabilme kapasitesine dikkat çeken Kurdish Affairs, Abdullah Öcalan’ın anlamlı bir müzakere sürecine etkili ve doğrudan diyalog kurmasına olanak sağlayacak koşullarda katılabilmesinin önemli olduğunu vurguladı. Güvenilir bir müzakere sürecinin, sorumluluk üstlenen aktörlerin ilgili taraflarla doğrudan iletişim, istişare ve görüşme gerçekleştirebilmelerini gerektirdiği kaydedildi.

Demokratik Entegrasyon: Kimliklerin Güvence Altına Alınması

Bildiride konferansın ana kavramlarından “demokratik entegrasyon” üzerinde de duruldu. Demokratik entegrasyonun farklı kimliklerin asimilasyonu veya tarihsel olarak dışlanmış toplulukların mevcut siyasi düzene eşitsiz koşullarda eklemlenmesi anlamına gelmediği belirtildi. Farklı kimliklerin hukuki ve siyasi güvenceler altında ortak siyasi yaşamın kurucu unsurları haline gelmesinin önemine dikkat çekilirken, Kürtlerin kimliklerini, dillerini ve kültürlerini koruyup geliştirebildikleri, siyasi iradelerini demokratik kurumlar aracılığıyla ortaya koyabildikleri bir sistemin gerekliliği vurgulandı.

Siyasetin Alanı Genişlemeli, Haklardan Vazgeçilmemeli

Silahlı mücadeleden demokratik siyasete geçişin yalnızca teknik bir silahsızlanma meselesi olmadığına dikkat çekilen bildirgede, sürecin açık ve güvenilir hukuki mekanizmalarla desteklenmesi gerektiği kaydedildi. Silahlı yapılardan ayrılanların sivil, toplumsal ve demokratik siyasi yaşama yasal ve barışçıl biçimde katılabilmesinin önünün açılması gerektiği belirtildi. Silahların kapladığı alan daralırken demokratik siyasetin alanının genişlemesi gerektiğine vurgu yapılarak, silahlı mücadeleden uzaklaşmanın siyasi taleplerden, kimlikten, dilden, kültürden veya demokratik örgütlenme hakkından vazgeçilmesi anlamına gelmemesi gerektiği ifade edildi.

Kalıcı Barış Hukuki ve Kurumsal Güvencelerle Sağlanmalı

Uluslararası barış süreçlerinden çıkarılan temel derslerden birinin, sürecin yalnızca hükümetlerin siyasi iradesine bırakılamayacağı olduğu kaydedildi. Hükümetlerin ve siyasi koşulların değişebileceğine dikkat çekilerek, üzerinde uzlaşılan düzenlemelerin hukuk ve demokratik kurumlarla güvence altına alınmasının kalıcı barış açısından taşıdığı öneme işaret edildi. Siyasi temsil, yetki paylaşımı, yerel yönetimler, denetim mekanizmaları, dil ve kültür hakları ile demokratik katılımın hukuki güvenceye kavuşturulması gerektiği belirtildi.

Yerel Demokrasi ve Yetki Paylaşımı

Kuzey İrlanda başta olmak üzere konferansta tartışılan uluslararası deneyimlerin Kürt sorununa doğrudan kopyalanabilecek modeller olmadığı vurgulandı. Ancak merkez ile yerel yönetimler arasındaki yetki paylaşımı, toplumların kendilerini ilgilendiren kararlara katılımı, mali kaynakların paylaşılması ve dilsel-kültürel hakların korunması konusunda bu deneyimlerden dersler çıkarılabileceği belirtildi. Yerel demokrasi, merkez-yerel ilişkileri, mali ve idari yetkiler, demokratik temsil ve yerel yönetimlerin hukuki güvencelerinin gelecekteki demokratik çözüm tartışmalarının asli başlıkları arasında bulunması gerektiği kaydedildi.

Geçmişle Yüzleşme: Geçiş Dönemi Adaleti Ertelenmemeli

Sonuç bildirgesinde geçmişle yüzleşme ve geçiş dönemi adaleti de önemli bir yer tuttu. Kayıplar, faili çözülememiş cinayetler, zorla yerinden edilmeler, köy boşaltmaları, işkence iddiaları, gözaltı ve cezaevi deneyimleri ile çatışmanın toplum üzerinde bıraktığı sonuçların araştırılması ve belgelenmesi gerektiği belirtildi. Hakikat ve adalet çalışmalarının nihai bir barış anlaşması imzalanıncaya kadar ertelenmemesi gerektiği vurgulandı. Arşivlere erişim, mağdur ve tanıkların dinlenmesi, kayıpların araştırılması, geçmişte yaşanan ihlallerin belgelenmesi ve toplumsal hafızanın korunmasına yönelik çalışmaların bugünden başlatılabileceği kaydedildi.

Kadınlar Barışın Kurucu Aktörleri Olmalı

Bildirgenin önemli başlıklarından biri de kadınların barış sürecindeki rolü oldu. Kadınların süreçteki yerinin sembolik temsil veya danışmanlıkla sınırlandırılmaması gerektiği belirtilerek, barışın koşulları belirlendikten sonra sürece davet edilen katılımcılar değil, başından itibaren barış gündemini, kurumlarını ve gelecekteki demokratik düzeni şekillendiren aktörler olmaları gerektiği vurgulandı. Kadınların karar mekanizmalarına eşit ve etkili katılımının güvence altına alınması ve kadınların oluşturduğu siyasi ve toplumsal kurumların demokratik barışın bir parçası olarak tanınması gerektiği belirtildi.

Kalıcı Barış İçin Toplumsal Katılım Şart

Kalıcı barışın yalnızca çatışmanın doğrudan tarafları arasında yapılacak bir anlaşmayla kurulamayacağı belirtilen bildirgede, toplumsal katılımın önemine dikkat çekildi. Kadınların, gençlerin, çatışmadan etkilenenlerin, yerel toplulukların, farklı etnik, kültürel ve inanç gruplarının, sivil toplumun, diasporanın ve siyasi aktörlerin sürecin farklı aşamalarına anlamlı biçimde katılması gerektiği kaydedildi. Katılımın yalnızca görüş almaktan ibaret bırakılmaması; uygulama, izleme ve demokratik karar alma mekanizmalarını da kapsayacak şekilde genişletilmesi gerektiği vurgulandı.

Kürt Sorununun Bölgesel Boyutu ve Suriye Vurgusu

Bildiride Kürt sorununun bölgesel boyutuna da geniş yer verildi. Türkiye, Suriye, Irak ve İran’daki Kürtlerin farklı siyasi, hukuki ve kurumsal koşullarda yaşadığı, dolayısıyla bir ülkede geliştirilen çözüm modelinin diğerine doğrudan uygulanamayacağı belirtildi. Bununla birlikte bölgesel gelişmelerin birbirlerini etkilediğine dikkat çekildi. Suriye’nin gelecekteki siyasi ve idari yapılanmasının bütün toplulukların hak ve özgürlüklerini, demokratik temsili, yerel kurumları, kadınların katılımını ve kazanımlarını, dilsel ve kültürel güvenceleri dikkate alması gerektiği vurgulandı. Kurdish Affairs, İngiltere hükümetine Suriye’deki entegrasyon sürecine ilişkin sürekli temas ve yapıcı destek mekanizmaları oluşturması çağrısında bulundu. Bildiride ayrıca YPJ ve Suriye’deki diğer ilgili güçlerin ülkenin gelişmekte olan kurumsal yapısı içerisindeki yasal ve sürdürülebilir güvenlik düzenlemelerine ilişkin kapsayıcı diyaloğun desteklenmesi istendi. Bu süreçte kadınların elde ettiği hakların, anlamlı katılımın ve kurumsal kazanımların korunması gerektiği özellikle vurgulandı.

Türkiye İçin Bağımsız Gözlem Heyeti Önerisi

Bildirgenin en somut önerilerinden biri ise İngiltere merkezli bağımsız bir gözlem heyetinin Türkiye’ye gönderilmesi oldu. İlgili makamlar ve taraflarla istişare içerisinde oluşturulması önerilen heyetin Türkiye’deki gelişmeleri izlemesi, taraflar ve sivil toplumla görüşmeler yapması, güven artırıcı önlemlere ve diyaloğa katkıda bulunması öngörülüyor. Kuzey İrlanda ve Sri Lanka dahil farklı uluslararası deneyimlerden yararlanılarak, tarafların kabul etmesi halinde diyaloğu ve barış sürecinin uygulanmasını destekleyecek bağımsız gözlem ve kolaylaştırıcılık mekanizmalarının oluşturulması da önerildi. Türkiye ve Suriye’deki gelişmelere ilişkin gözlem raporları hazırlanması ve bunların geniş bir aktör yelpazesiyle görüşmeler yapılarak şeffaf biçimde oluşturulması da planlanan çalışmalar arasında yer aldı.

Barışın Sosyal ve Ekonomik Boyutu Göz Ardı Edilemez

Kurdish Affairs, demokratik barışın yalnızca anayasal, siyasi veya güvenlik alanındaki değişikliklerle sağlanamayacağını da vurguladı. Bölgesel eşitsizliklerin giderilmesi, kamu kaynaklarına adil erişim, ekonomik fırsat eşitliği, güçlü yerel kurumlar ve çatışmanın ortaya çıkardığı sosyal ve ekonomik sonuçların ele alınmasının sürecin bir parçası olması gerektiği belirtildi.

Uluslararası Deneyimlerden Dersler, Doğrudan Kopyalama Değil

Kuzey İrlanda, Kolombiya, Güney Afrika ve Bask deneyimlerinin yanı sıra Avrupa’daki özerklik, yetki paylaşımı ve yerinden yönetim modellerinin önemli dersler sunduğu ancak hiçbirinin Kürt sorununa olduğu gibi uygulanamayacağı kaydedildi. Uluslararası deneyimlerden yararlanmanın amacının hazır bir modeli ithal etmek değil; farklı seçenekleri tartışmak ve geçmiş barış süreçlerinin hem başarılarından hem de sorunlarından ders çıkarmak olduğu belirtildi.

2027 Yılında Takip Konferansı Planlanıyor

Kurdish Affairs, Londra’daki konferansla başlatılan çalışmanın devam edeceğini de açıkladı. Türkiye ve Suriye’ye ilişkin hazırlanacak gözlem raporlarının değerlendirilmesi, Londra Konferansı sonrasında yaşanan gelişmelerin ele alınması ve sonraki adımların tartışılması amacıyla 2027 yılında bir takip konferansı düzenlenmesi planlanıyor. Bunun yanı sıra politika önerilerinin yer alacağı raporlar, akademik çalışmalar, çok dilli konferans tutanakları, panel kayıtları ve kısa bir belgesel hazırlanması hedefleniyor.

Toplum Barışın İnşasında Söz Sahibi Olmalı

Sonuç bildirgesinin merkezinde ise silahlı çatışmanın yerini hangi demokratik, hukuki ve kurumsal mekanizmaların alacağı sorusu bulunuyor. Kurdish Affairs, tek bir kurumun, aktörün veya uluslararası modelin bu soruya tek başına cevap veremeyeceğini vurgularken; silahların kapladığı alanın hukuk, demokratik siyaset, yerel demokrasi, hak ve özgürlükler, hakikat ve adalet ile örgütlü toplumsal katılımla doldurulması gerektiğine işaret etti. Barışın yalnızca çatışmanın sona ermesi değil; insanların kimliklerinden, dillerinden, kültürlerinden ve siyasi iradelerinden vazgeçmek zorunda kalmadan birlikte yaşayabilecekleri demokratik bir düzenin kurulması anlamına geldiği vurgulandı.

Bildirgenin toplumsal barış yaklaşımının merkezine ise şu ilke yerleştirildi: “Toplum savaşın sonuçlarını taşıyorsa, barışın inşasında da anlamlı bir söz hakkına sahip olmalıdır.”

Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.