İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program (OVP) ile köprü ve otoyolların özelleştirilmesi girişimine tepki gösterdi. Alsancak Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde yapılan basın açıklamasında, programın emekçiler ve dar gelirliler yerine sermaye çevreleri için hazırlandığı ifade edildi. Açıklamada, ‘Orta Vadeli Programa hayır. Otobanlar, köprüler, halkındır satılamaz’ yazılı pankart taşındı.
Emek ve Demokrasi Güçleri adına konuşan KESK Dönem Sözcüsü Savaş Candemir, OVP’nin emekçilerin, emeklilerin ve yoksulların değil, sermaye çevrelerinin çıkarlarını gözettiğini belirtti. Candemir, bir önceki OVP’de açıklanan 2026 enflasyon hedefinin yüzde 16’dan yüzde 28,4’e, 2027 hedefinin yüzde 9’dan yüzde 21’e ve 2028 hedefinin yüzde 8’den yüzde 13,5’a yükseltildiğine dikkat çekti. Candemir, ‘Yıllardır aynı senaryoyu yaşıyoruz: Enflasyon düşecek deniliyor, ancak hedefler yükseltiliyor. Bunun sonuçlarını son yirmi yıldır deneyimliyoruz. Örneğin, 2024 yılı yüzde 44,38 enflasyonla kapanırken, 2025 asgari ücreti yüzde 30 artırıldı. Benzer şekilde, 2025 yılı yüzde 30,89 enflasyonla kapandı ancak asgari ücret artışı yüzde 27’de kaldı’ ifadelerini kullandı.
Candemir, 2027 yılı için vergi gelirlerinde yüzde 36 artış hedeflendiğini belirterek, vergi yükünün dağılımına ilişkin endişelerini dile getirdi. Candemir, ‘2025 yılında toplanan vergilerin yüzde 62,4’ünün KDV, ÖTV gibi dolaylı vergilerden oluştuğunu, buna karşılık sermaye çevrelerinden alınan kurumlar vergisinin payının yalnızca yüzde 11,1’de kaldığını görüyoruz. Bu durum, işçilerin, kamu emekçilerinin, emeklilerin ve dar gelirlilerin ücretlerini almadan vergilendirildiğini ve harcamalarında da tekrar vergi ödediğini ortaya koymaktadır. Diğer yandan, iktidarın son beş yılda sermaye gruplarına sağladığı istisna, muafiyet ve indirimlerle 3 trilyon liradan fazla vergi gelirinden vazgeçtiğini kaydetti. Candemir, OVP’nin ana yaklaşımının ’emekçiden alıp sermayeye aktarma’ şeklinde özetlenebileceğini ifade etti.
OVP’deki özelleştirme gelirlerinin, iktidarın önceliklerini gösterdiğini vurgulayan Candemir, geçtiğimiz yıl gündeme gelen 2 devlet köprüsü ve 8 otoyolun özelleştirilmesi iddialarının iktidar tarafından yalanlandığını hatırlattı. Ancak Candemir, kısa süre önce Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet köprüleri ile ikisi çevre otoyolu olmak üzere 8 otoyolun özelleştirme programına alındığının duyurulduğunu ifade etti. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın bunu ‘satış’ değil, 30 yıllığına ‘işletme hakkı transferi’ olarak tanımlamasına ve mülkiyetin devlette kalacağını belirtmesine rağmen, Karayolları Genel Müdürlüğü’nün 2026 Kurumsal Mali Durum ve Beklentiler Raporu’na göre 2025 yılında 500 milyon dolar net gelir elde eden köprü ve otoyolların sermayeye devredilmek istendiğine dikkat çekti. Candemir, ücretsiz olması gereken bu altyapının özelleştirilmesinin emekçilere ve halka yüksek ücretler olarak yansıdığını belirtti. Özelleştirme sürecinin köprü ve otoyollarla sınırlı kalmadığını belirten Candemir, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) tarafından yapılan ihalelerle toplam 46 ilde, 29 bin 218 hektarlık ormanlık ve tarımsal alanın özel maden şirketlerine satıldığını sözlerine ekledi.
Candemir, yoksullaştırma politikalarına karşı antidemokratik uygulamaların arttığına dikkat çekerek, ‘Ekonomik ve siyasal programların, halkı iktidara bağımlı hale getirme amacı taşıdığı’ eleştirisini yöneltti. İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri olarak bu programı kabul etmediklerini yineleyen Candemir, emeğiyle geçinen tüm kesimlere çağrı yaparak şunları söyledi: ‘Gelin; insanca yaşamaya yetecek bir ücret, adil bir vergi sistemi, halk için ve emek için bir bütçe, güvenceli iş ve güvenli bir gelecek için birlikte mücadele edelim. Baskılara, emeğimizin ve irademizin değersizleştirilmesine karşı duruş sergileyelim.’
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.