enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
49,5202
EURO
55,7063
ALTIN
6.633,21
BIST
11.721,72
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
16°C
İstanbul
16°C
Az Bulutlu
Pazartesi Az Bulutlu
18°C
Salı Parçalı Bulutlu
20°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
20°C
Perşembe Az Bulutlu
20°C

Hifa İkra Davasında Beraat Kararına Tepki: Şüpheli Ölümle Bitse de Adalet Mücadelesi Devam Ediyor

Hifa İkra Davasında Beraat Kararına Tepki: Şüpheli Ölümle Bitse de Adalet Mücadelesi Devam Ediyor
18 Ekim 2026 08:32
A+
A-

Kızı Hifa İkra Şengüler’e yönelik cinsel istismar suçundan yargılanan Ayhan Şengüler hakkında verilen beraat kararı, hem kamuoyunda hem de hukuk çevrelerinde infial yarattı. Avukat Arzu Sena Topuz, katılma taleplerinin reddedilmesi nedeniyle dosyayı istinafa taşıyamadıklarını belirterek, tüm hukuki yolları deneyeceklerini ifade etti. Bu davanın mağdurları Fatmanur Çelik (30) ve kızı Hifa İkra Şengüler (8), şüpheli bir şekilde hayatını kaybederek adalet mücadelesinde dramatik bir dönüm noktası yaşadı.

Fatmanur Çelik, kızının babası Ayhan Şengüler tarafından maruz bırakıldığı cinsel istismara karşı uzun soluklu bir mücadele verdi. İstanbul Kartal’daki Anadolu Adliyesi önünde haftalarca adalet nöbeti tutan Çelik, “Başıma bir şey gelirse intihar demeyin” diyerek yaşam güvenliğinden endişe duyduğunu dile getirmişti. Ancak 2 Mart’ta, adalet arayışını sürdürürken kızıyla birlikte cenazeleri İstanbul Zeytinburnu’ndaki Kazlıçeşme sahilinde bulundu.

Fatmanur Çelik’in azimli mücadelesi sonucunda, Ayhan Şengüler hakkında “çocuğun nitelikli cinsel istismarı” suçundan Anadolu Adliyesi’nde dava açıldı. Davanın 14 Ekim’de görülen karar duruşmasında ise beraat kararı verildi. Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği İstanbul Yönetim Kurulu üyesi ve dosya avukatı Arzu Sena Topuz, yargılama sürecine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.

Koruma Mekanizmaları İşletilmediği Vurgusu

Avukat Arzu Sena Topuz, Fatmanur Çelik’in yaşadıklarına dikkat çekerek, Fatmanur’un Ayhan Şengüler’in bağlı olduğu bir tarikat üyesi tarafından cinsel istismara maruz bırakıldığını ve ailesinin yönlendirmesi ve baskısıyla Ayhan Şengüler’le evlendirildiğini ifade etti. Fatmanur Çelik’in kızının istismar olayını öğrendikten sonra mahkemeye başvurduğunu ve ilk mahkemede beraat kararı verildiğini anımsatan Topuz, kadın örgütlerinin mücadelesiyle davanın tekrar açıldığını belirtti. Bu süreçte Fatmanur Çelik’in, Ayhan Şengüler’in bağlı olduğu tarikat tarafından tehdit edildiğini hatırlatan Topuz, koruma mekanizmalarının etkin bir şekilde işletilmemesini eleştirdi.

Hifa İkra Şengüler’in mahkeme salonunda dinlenmesi de ayrı bir mağduriyet yarattı. Avukat Topuz, “İstanbul Anadolu Adliyesi gibi teknik imkanlara sahip bir adliyede Hifa, istismar faili babasının da bulunduğu salonda yaşadıklarını anlatmak zorunda kaldı. Kendisine adli görüşme odası sağlanmadı, pedagog eşliğinde dinlenmedi. Failiyle yüz yüze kaldığı ortamda, yaşadıkları defalarca soruldu. Sanki dosyanın sanığı kendisiymiş gibi bir muameleyle karşılaştı” sözleriyle yaşanan skandalı gözler önüne serdi. Cinsel şiddet mağdurlarının olayları hatırlamakta ve anlatmakta zorlanabileceği gerçeğine rağmen, Hifa’nın istikrarlı bir şekilde yaşadıklarını anlattığını vurguladı. Olayı idrak ettikten sonra neden hemen ihbar edemediğini de açıklayan Hifa, annesinin öldürülmesinden korktuğunu, babasının annesine zarar vereceği yönünde tehditlerde bulunduğunu ve bu nedenle yaşadıklarını hemen annesiyle paylaşmak istemediğini dile getirmişti. Hifa, duruşma salonunda, “Kabuslarım beni rahat bırakmamaya başladı. Bu sebeple de bir süre sonra anlattım” ifadelerini kullandığında henüz 5 yaşlarındaydı. Buna rağmen dosyada ihbarın geç yapılması ve tanık bulunmaması gerekçeleriyle beraat kararı verildi.

Mahkemelerin Beyan Tutarlılığına Bakma Yükümlülüğü

“Nitelikli cinsel istismar” dosyalarında, çocukların bedenlerinde fiziksel ve DNA bulgularının zamanla kaybolmasının sıkça karşılaşılan bir durum olduğunu belirten Arzu Sena Topuz, çocukların bedenlerinin yetişkinlere oranla daha hızlı iyileştiğini söyledi. Topuz, “Dolayısıyla çocuk cinsel istismarı dosyalarında, çocuğun tutarlı ve istikrarlı beyanları olmasına rağmen fiziksel ve DNA bulguları bulunmadığı gerekçesiyle cezasızlık kararları verilebiliyor. Mahkemelerin bu noktada beyanların tutarlılığına bakması gerekiyor. Çocuk yaşamadığı bir şeyi anlatamaz. Bir çocuktan cinsel eylemlere ilişkin ayrıntılı bilgi vermesini, bunları yetişkinlerin beklediği gibi mantıksal bir sıralamayla aktarmasını bekleyemeyiz. Çocuk, cinselliği öğrenmemiştir. Ancak yaşadıklarını anlatabiliyorsa, burada bir istismar olgusunu değerlendirmek gerekir” ifadelerini kullandı. Hifa’nın dosyasında da tıbbi bulguların çocuğun yaşından kaynaklı olarak tek başına yeterli görülmeyebileceği, ancak Hifa’nın anlatımındaki istikrarın çok açık olduğu belirtildi. Yaşadığı şeyi net bir şekilde ifade ettiği, olayın gerçekleşme biçimi, Hifa’nın ve annesinin anlatımlarının tutarlı olduğu vurgulandı. Hifa’nın ciddi bir travma yaşadığı, küçücük bir çocukken travma sonrası stres bozukluğu tedavisine başladığı ve yoğun ilaç kullanmak zorunda kaldığı düşünüldüğünde, tüm bu verilerin bir arada değerlendirilmesiyle açık bir istismar süreciyle karşı karşıya olunduğu ifade edildi. Buna rağmen mahkemenin, kendisine kimi kaçış noktaları bularak, ‘şüpheden sanık yararlanır’ gibi ilkelere atıfla Ayhan Şengüler hakkında bir cezasızlık durumu yarattığı dile getirildi.

Şüpheli Ölüm Dosyasında Hukuk Mücadelesi

Fatmanur Çelik ve Hifa İkra Şengüler’in şüpheli ölümlerine dair açılan davaya vekalet sunduklarını dile getiren Arzu Sena Topuz, vekaletlerinin henüz onaylanmadığını belirtti. Şüpheli ölüm dosyasında, fail Ayhan Şengüler başta olmak üzere hiçbir ifadenin alınmadığını söyleyen Topuz, “Şüpheli ölüm dosyasında kamuoyunun gözlemcisi olarak var olmak istiyoruz. Fatmanur ve Hifa’nın ölümlerinin açığa çıkarılmasını, bu süreçte kimin dahiliyeti varsa bunların ivedilikle araştırılmasını istiyoruz” çağrısında bulundu.

6284 sayılı Kanun ve ulusal ile uluslararası çocuk hakları mevzuatının dikkate alınması ve pratikte de uygulanması gerektiğinin altını çizen Arzu Sena Topuz, yaptıkları eylemler ve açıklamalar nedeniyle dernek olarak kendilerine “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” iddiasıyla dava açıldığını da sözlerine ekledi.

Tüm Hukuki Yolların Deneneceği Vurgusu

Avukat Arzu Sena Topuz, hukuki mücadelelerinin devam edeceğini belirterek şunları kaydetti: “Hifa ve Fatmanur hayattayken onlar için bir vekâlet ilişkimiz vardı. Vekâlet ilişkisi ölümle birlikte son bulur. Dolayısıyla onların ölümleriyle birlikte davayı takip etme yetkimiz de sona erdi. Ancak uluslararası hukukta ve modern hukukta şöyle bir durum var: Bir dosyanın doğrudan mağduru olmasanız bile o suçtan zarar görme ihtimaliniz varsa dosyaya katılabilir, istinaf edebilir ve olağanüstü hukuk yollarını kullanabilirsiniz. Kadın hakları ve çocuk hakları alanında çalışan sivil toplum kuruluşları, baroların kadın hakları ve çocuk hakları merkezleri toplumsal davalara katılma talebinde bulunurlar. Bir çocuk ya da kadın hakkında cezasızlık politikası işletilmesinin, savundukları hakların zarar görmesi anlamına geldiğini söylerler. Dolayısıyla katılma talepleri vardır ve modern hukuk sisteminde bu talepler kabul edilir.”

Fatmanur ve Hifa’nın ölümlerinin ardından dernek olarak davaya katılma talebinde bulunduklarını ancak bunların reddedildiğini ifade eden Topuz, Bursa başta olmak üzere farklı şehirlerin çocuk ve kadın hakları merkezlerinin de katılma taleplerinin kabul edilmediğini aktardı. Topuz, “Hukuki olarak şu anda katılma taleplerimiz reddedildiği için davayı istinaf etmek başta olmak üzere hiçbir hukuki hakkımız bulunmuyor. Mahkeme, katılma taleplerimizi reddedip davanın aileye ihbar edilmesine karar verdi. Fatmanur’un ailesine davayı takip etmek isteyip istemediği soruldu. Biz bunun yapılamayacağını söyledik. Çünkü Fatmanur, ailesinin baskısıyla istismar failiyle evlendirilmiş bir kadındı. Sonuçta aileden kimse gelmedi ve dava takip edilmedi. Katılma talebimizin kabul edilmeyen kararına ilişkin istinaf başvurusu başta olmak üzere olağan ve olağanüstü bütün hukuk yollarını deneyeceğiz” dedi.

Arzu Sena Topuz, son olarak tüm kurumları kadınlar ve çocuklar için etkin biçimde sorumluluk almaya çağırdı.

Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.