Çay fiyatlarının üretim maliyetlerinin çok altında kalmasına tepki gösteren üreticiler, ekonomik kriz ve artan enflasyon karşısında adeta bedavaya çalıştıklarını vurguladı. Fındıklı Çay Üreticileri Meclisi tarafından yapılan açıklamada, yaş çay fiyatının destekleme primiyle birlikte en az 45 TL olarak belirlenmesi talep edildi.
Fındıklı Meydanı’nda bir araya gelen çay üreticileri, yaşadıkları yapısal sorunlara ve gelir adaletsizliğine dikkat çekmek amacıyla kitlesel bir basın açıklaması düzenledi. “Özel sektör karteline boyun eğmeyeceğiz”, “Tarım Kanunu işletilsin, bütçeden yüzde bir pay hakkımızdır” ve “Toplayıp zarar edeceğime, çayım tarlada kalsın” yazılı dövizlerin taşındığı eyleme, Fındıklı Belediye Başkanı Ercüment Şahin Çervatoğlu da destek verdi.
Üreticiler adına açıklamayı yapan Çay Üreticileri Meclisi Temsilcisi Kamil Kadıoğlu, çay fiyatlarındaki reel düşüşü çarpıcı verilerle ortaya koydu. 2025 yılı itibarıyla 1 ton çay karşılığında üreticinin eline sadece 6,3 gram altın geçtiğini belirten Kadıoğlu, alın terinin yıllar içinde sistematik olarak değersizleştirildiğini ifade etti.
Kadıoğlu, “Çayımız 2015 yılındaki gerçek değerini korumuş olsaydı, bugün fiyatın nerede olması gerektiğini hepimiz net görecektik. Sadece altın karşısında değil, temel gıda maddeleri karşısında da büyük bir kayıp var. Dün 1 kilo çay satarak aldığımız peyniri, zeytini bugün 3 kilo çay satarak alamaz hale geldik. Biz kimseden lütuf ya da sadaka istemiyoruz; anayasal haklarımızı talep ediyoruz” dedi.
Konuşmasında Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 45. maddesine atıfta bulunan Kadıoğlu, devletin tarımsal üretimi ve üreticinin emeğini korumakla yükümlü olduğunu hatırlattı. Destekleme primlerinin kaldırılmasının üreticiyi yokluğa terk etmek anlamına geldiğini belirten Kadıoğlu, “2024 yılında verilen 2 TL’lik destek de 2025 yılında tamamen kaldırıldı. Devletin tarımı desteklemesi bir sorumluluktur. Taleplerimiz karşılanana kadar sokakta, tarlada ve fabrikada mücadelemizi sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.
Açıklamada söz alan üreticiler ise geçim derdinin boyutlarını anlattı. Özel sektörün düşük fiyat dayatmasına mecbur bırakıldıklarını ifade eden bir üretici, “Çaykur’un kotası yetmiyor, bizi özel sektöre yönlendiriyorlar. Gübre, mazot ve işçilik maliyetleri belimizi büktü. İki öğrencim var, okula giderken harçlık veremiyorum. Bu şartlarda üretim yapmak imkansız hale geldi. Çay bizim sermayemiz, ata mirasımızdır ama artık açız” diyerek isyan etti.
Çay tarımının sürdürülebilirliğinin tehlikede olduğunu vurgulayan üreticiler, girdi maliyetlerinin ve enflasyonun altında ezilen fiyat politikalarına karşı birlik olma çağrısında bulundu. Tarımda hiçbir ürünün bu kadar düşük bedellerle toplanmadığını ifade eden üreticiler, demokratik haklarını kullanarak seslerini yükseltmeye devam edeceklerini belirtti.
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.