enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
48,9304
EURO
55,7562
ALTIN
6.740,80
BIST
12.899,35
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
24°C
İstanbul
24°C
Çok Bulutlu
Pazar Hafif Yağmurlu
21°C
Pazartesi Hafif Yağmurlu
20°C
Salı Yağmurlu
18°C
Çarşamba Hafif Yağmurlu
17°C

Diyarbakır’dan Kadın Temsilciler: ‘Sürecin Özneleri Biziz, Barışta Israrcıyız’

Diyarbakır’dan Kadın Temsilciler: ‘Sürecin Özneleri Biziz, Barışta Israrcıyız’
26 Eylül 2026 08:12
A+
A-

Diyarbakır’da faaliyet gösteren siyasi parti ve sivil toplum örgütlerinin kadın temsilcileri, kadınların dahil olmadığı bir sürecin başarıya ulaşmasının mümkün olmadığını vurgulayarak, “Sürecin öznesi biziz, barışta da ısrarcı ve inatçıyız” mesajını verdi.

Tarihi adımların atıldığı Barış ve Demokratik Toplum Süreci ikinci yılına girerken, sürecin başından beri en çok tartışılan konularından biri kadınların sürece katılımı oldu. Birçok alanda kadın temsilinin yetersiz kaldığı süreç, sıkça eleştirildi. Diyarbakır’daki siyasi parti ve sivil toplum örgütlerinin kadın temsilcileri, kadınların dahil olmadığı bir sürecin başarıya ulaşmasının mümkün olmadığını yineleyerek, süreçten beklentilerini ve taleplerini ifade etti.

Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Diyarbakır İl Eşbaşkanı Ruçem Vefa Elyakut, kadınların bu süreçte öncü rol alması gerektiği noktasında kararlı olduklarını belirterek, “Çünkü Abdullah Öcalan’ın da dile getirdiği gibi barış masalarında kadınların olmaması masanın bir ayağının eksik olması demektir. Ve bugüne kadar yürütülen bütün dünya barış müzakerelerinde gördüğümüz gibi, kadınların yer almadığı süreçler akamete uğramıştır. Kadınlar sürecin öncüsü olduğu için Meclis’te kurulacak komisyonlarda, kurullarda yer alması, Abdullah Öcalan ile yapılacak olan görüşmelerde üzerine düşen tarihi sorumluluğu yerine getirmesi, özne ve öncülük rollerini en iyi şekilde oynayabilmeleri için kurullarda ve görüşmelerde en ön saflarda yer almaları gerekiyor” dedi.

Kadının Olmadığı Bir Süreç Risktir

Kadın Kültür Sanat Edebiyat Derneği (KASED) Başkanı Saliha Ayata, kadın hareketinin sürece güçlü bir katılım gösterdiğini ifade ederek, “Ancak devlet, kadınların özgürlüğünü, ihtiyaçlarını bu meseleye ne kadar dahil ediyor? Bu biz kadınlar için büyük bir ihtiyaç. Çünkü süreç çok ağır ilerliyor. Adımlar çok geç atılıyor. Siyaset, politika, anayasa ve kadınların durumu söz konusu olduğunda; sadece Kürt kadınları değil, kadınların genel durumu konusunda kadınların kendilerini nasıl katacağı konusunda önlerinde büyük bir bariyer var. Buna rağmen kadınların bu sürece dahil olması için büyük bir mücadele veriliyor. Toplumun yarısı kadın. Abdullah Öcalan sosyalizmi bir kadınla konuşmada tanımlıyor. Abdullah Öcalan barışta kadınları bir garantör olarak da görüyor. ‘Süreci kadınlara emanet ediyorum’ diyor. Bu nedenle kadın olmadan bu süreç değerlendirilemez. Bugün birlikte bir yaşam inşa etmeye çalışıyoruz. Demokratik bir yaşamdan, sosyalist bir fikirden bahsediyoruz. Bu yüzden de bu süreç bizim sürecimiz. Gelecek için, çocuklar için, kadınlar için bir yaşam inşa ediliyor. Her bir kadın, her bir kişi kendini bu süreçte görmeli” diye belirtti.

Kadınlar Kesinlikle Dahil Olmalı

İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi Eşbaşkanı Suzan Mehmetoğlu Aksoy, kadınların sürecin izleyicisi değil, öznesi durumunda olduğunu belirterek, “Sonuçta bir savaşın, çatışmanın en ağır bedelini ödeyenler kadınlardır. Bu yüzden sürecin aktif öznesi olmak durumundadırlar. Bu sürecin dışında tutulmamalılar. Örgütlü mücadeleyi bugünlere getiren kadınlar kesinlikle sürece dahil olmalı. O yüzden kurulacak komisyonlarda yer almalı ve sözünü rahatlıkla kurmalıdır” diye konuştu.

Sözleşmenin Kudretine Nasıl Güveneceğiz?

Dayanışmanın Kadın Hali Derneği (DAKAHDER) üyesi avukat Cansel Talay, kadınlar olarak “özgür toplumun temelini oluşturan bir adım olarak” gördükleri sürecin başarıya ulaşması için ilk günden beri büyük bir çaba içerisinde olduklarını kaydetti. Ancak bir arabulucunun, gözlemcinin ya da garantörün olmadığı, topluma kapalı bir sürecin kendilerini kaygılandırdığını dile getiren Cansel Talay, “Bir taraf milli barış, kardeşlik süreci derken diğer taraf eşit ve özgür bir barış talebiyle bunu tabanına anlatmaya, ikna etmeye çalışıyor. Bizim kullanılan sözcükleri biraz didik didik etmemiz gerekiyor. Örneğin kardeşlikten kasıt ne? Sadece Müslüman erkekleri kapsayan ve ideolojik ajandasını içeren bir süreçten mi bahsediyoruz? Yoksa bizim eşitlik ve özgürlük anlayışımızla uyumlu, bunu geliştirecek bir süreçten mi bahsediyoruz? Ekonomik kriz, artan ırkçı söylemler, ayrımcı cinsiyetçi söylemler var. Hal böyleyken sözleşmelerin kudretine nasıl güveneceğiz? Birbirimizle nasıl ortak bir geleceğin hayalini kuracağız. Kadınların temas ve diyalog grupları kurması çok önemli. Kadınlar aslında genelde zaferden değil seferden sorumlu olur ve burada da böyle. Yük de bizde, seferin ağırlığı da bizim sırtımızda” şeklinde konuştu.

Barışta Israrcı ve İnatçıyız

Cansel Talay, “Kadınların duyarlılığı, sorun çözmedeki isteği, meseleyi erkeklerin insafına bırakmamadaki inadı; erkekler masadan kalksa bile süreci toplumsallaştırma, daimi kılma yönünde büyük bir adım olacak. Diğer kadınlarla bir araya gelmemiz gerekiyor. Kadın perspektifimizi korumak, önerilerimizi eşit ve özgür bir çizgiden yapmak ve ideolojik ajandamızı süreçle beraber daimi olarak güncellemek gerekiyor. Kadın hareketi Türkiye’nin en canlı, en güçlü hareketi. Dolayısıyla süreçte de en büyük sözü, en büyük emeği olacak grup. Biz barışta ısrarcı ve inatçıyız” dedi.

Adımların Kapsayıcı Olması Gerekiyor

Med Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuki ve Dayanışma Dernekleri Federasyonu (MED TUHAD-FED) Eşbaşkanı Pınar Sakık Tekin, çerçeve yasadan sonra sürecin büyük, kapsayıcı eşitliği, adaleti, özgürlüğü esas alan adımlarla ilerlemesi gerektiğini kaydetti. Kadınların bu süreçte büyük bedeller verdiğini belirten Pınar Sakık Tekin, kadınsız bir barıştan ve demokratik bir gelecekten bahsetmenin mümkün olmadığını vurguladı. Pınar Sakık Tekin, kadınların sürece dahil edilmesinin toplumsal barışın önünü açacağını belirterek, çerçeve yasanın hayata geçmesi için beklenen MGK kararının da bir an önce verilmesi gerektiğini kaydetti. Pınar Sakık Tekin, “Çerçeve yasa hayata geçtikten sonra bundan sonra yapılacak yasal düzenlemelerin kadınlar üzerinden özel ele alınması gerekmektedir” dedi.

Sürecin Önesi Biziz

Rosa Kadın Derneği üyesi Dicle Sayyiğit, savaşların birinci mağdurunun kadınlar olduğunu belirterek, “Savaş yüzünden çıkan her türlü can kaybında, yasta, ekonomik yoksullaşmada, katmanlı yoksulluğu yaşayan kadınlar olduğu için birinci derecede muhatap elbette ki kadınlardır. Toplumsal uzlaşıda her zaman söz kuran, burada barıştan yana saf tutan hep kadınlar oldu. Yaşamın yarısı biziz. Barışmaya çalıştığınız hareketin yarısı kadınlardan oluşuyor. Ödenen bedellerin yarısı kadınlardan oluşuyor ve en önemlisi bu savaşta çocuklarını, yakınlarını kaybedenlerin tamamı kadın. Haliyle siz eğer bir barış inşasından bahsedecekseniz bu barışı kalıcı kılmak için sürecin öznesinin biz olduğumuz gerçeğine sırtınızı dönemezsiniz. Kadının öznesi olmadığı, sözünü kurmadığı, sesini yükseltemediği hiçbir barışın bizler açısından toplumsal karşılığı olmayacak. Bu süreçte kadının masa dışına itilmesine ya da süreçte muhatap olunmamasına tabii ki itirazlarımız var” dedi.

Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.