Diyarbakır’ın Sur ilçesi Arzoxlî Mahallesi’nde yapılması planlanan “Zenkar 2 Güneş Enerji Santrali ve Enerji Depolama Tesisi” projesi için verilen “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) olumlu” raporu, mahalle sakinleri ve Diyarbakır Barosu tarafından yargıya taşınmıştı. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na karşı açılan yürütmeyi durdurma ve iptal davasında önemli bir gelişme yaşandı. Diyarbakır 1’inci İdare Mahkemesi tarafından görevlendirilen bilirkişi heyeti, yaptığı incelemeler sonucunda projenin mevcut haliyle uygulanmasının uygun olmadığı görüşüne vardı.
16 Temmuz’da mahallede gerçekleştirilen keşif sonrası hazırlanan raporda, proje alanına yakın 64 konutun gürültü, parlama-kamaşma ve elektromanyetik alan etkilerinden etkilenebileceği vurgulandı. Raporda ayrıca, ilave azaltıcı önlemlerin belirlenmesi, yüzeysel akış ve erozyon kontrol tedbirlerinin etkin şekilde uygulanması gerektiği belirtildi. Özellikle, komşu Zenkar-1 projesiyle birlikte oluşabilecek kümülatif etkilerin yeterince değerlendirilmediği ve ortak bir izleme-yönetim yaklaşımıyla ele alınması gerektiği de raporun dikkat çeken bulguları arasında yer aldı.
Bilirkişi raporunda, farklı uzmanlık alanlarından mühendislerin ve arkeologların görüşlerine yer verildi. Çevre mühendisi, “ÇED olumlu” raporunun mevcut haliyle yeterli olmadığını belirtirken, jeoloji mühendisi ise projenin çevreye verebileceği zararları azaltmaya yönelik önlemlerin yetersiz olduğunu ifade etti. Özellikle yüzeysel suların ve tarım arazilerinin bütünlüğünün korunmasına ilişkin temel verilerin eksikliği dikkat çekti.
Jeoloji mühendisi, GES proje alanının yerleşim yerlerine yakınlığını ve arazinin eğimli yapısını göz önünde bulundurarak, panellerin yerleştirilmesi için yapılacak kazı çalışmalarından çıkacak hafriyatın kontrolsüz bırakılmasının ciddi bir erozyon riski oluşturacağı uyarısında bulundu. Projenin çevreye etkilerine karşı sunulan önlemlerin teknik dayanaklarının jeolojik açıdan yetersiz olduğu tespiti yapıldı.
Ziraat mühendisi de “ÇED olumlu” projenin hayvancılık, tarım, mera alanları ve kaynak suları üzerinde olumsuz etkileri olabileceği görüşünü dile getirdi.
Raporda yer alan arkeolog görüşünde, “ÇED olumlu” raporunun 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıkları Kanunu’na atıfta bulunarak ve Diyarbakır Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü’nün yazısına işaret etmesine rağmen, yapılan yüzey incelemesinin yetersiz olduğu belirtildi. Arkeolog, ilan edilen sit sınırlarının yeterli olmadığını, alanda yapılan keşif ve gözlemlerde sit alanının daha geniş olması ve yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Dava konusu proje alanının bu haliyle arkeolojik açıdan yetersiz olduğu tespitine yer verildi.
Elektrik mühendisi ise ÇED raporunda nicel analiz eksikliği, güneş yörüngesi, panel yönelimi ve alıcı konumlarına dayalı hesaplama, simülasyon veya kamaşma haritası bulunmadığını vurguladı. Raporda, 64 metre mesafedeki konutlar için parlama analizi yapılmamasının teknik bir gerekçesinin olamayacağı ve yansıma önleyici kaplama taahhüdünün eksikliği gibi kritik teknik yetersizliklere işaret edildi.
Bilirkişi raporunun sonuç kısmında, “Elektrik Mühendisliği açısından yapılan değerlendirme sonucunda yukarıda detaylı olarak açıklanan sebeplerden ötürü projenin bu hali ile uygulanmasının en yakın hassas alıcılar üzerinde olumsuz etkileri olacağı kanaatine varılmıştır” ifadelerine yer verildi. Heyet, inceleme ve değerlendirmeleri neticesinde dava konusu projenin mevcut haliyle uygulanmasının uygun olmadığını belirten raporu imzaladı. Bu karar, projenin çevresel etkileri ve mahalleli üzerindeki potansiyel riskleri konusundaki endişeleri güçlendirdi.
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.