Diyarbakır 5 No’lu Askeri Cezaevi’nde 12 Eylül askeri darbesi döneminde uygulanan ağır işkence ve insanlık dışı uygulamalara karşı bedenlerini ateşe veren Ferhat Kurtay, Eşref Anyık, Mahmut Zengin ve Necmi Öner‘in eyleminin üzerinden 44 yıl geçti. Tarihe “Dörtler” olarak geçen bu isimlerin koğuş arkadaşları, o dönem sergilenen direnişin bugün gelinen noktadaki tarihsel önemini ve tanıklıklarını anlattı.
Ferhat Kurtay ile aynı koğuşta kalan Beşir Dündar, cezaevindeki baskılara karşı geliştirilen dayanışma ruhuna dikkat çekti. Kurtay’ın siyasi tutsaklar arasında kolektif bir yaşam kurma çabasına değinen Dündar, “Ferhat bir gün yanıma gelerek, ‘Bu şekilde olmaz, biz siyasi tutsaklarız ve ortak yaşam kurmamız gerekiyor’ dedi. O süreçte bir komün oluşturduk. Bu dayanışma modeli tüm koğuşlara örnek oldu ve birbirimize güç verdik. Ferhat, disiplin ve dayanışma konularında çok titizdi; çünkü siyasi tutsaklar için en önemli nokta buydu” ifadelerini kullandı.
Eylemin gerçekleştiği 17 Mayıs 1982 gecesini anlatan Dündar, Dörtler’in eylemden önce arkadaşlarıyla tek tek sohbet ettiğini ve adeta vedalaştıklarını belirtti. Dündar, o geceyi şu sözlerle aktardı: “Gece seslerle uyandık, kendilerini ateşe vermişlerdi. Müdahale edilmesine izin verilmiyordu. Ferhat bağdaş kurmuş oturuyordu, diğer üç arkadaş da başlarını onun dizlerine koymuştu. Bu görüntü hala gözümün önünde. Ferhat’a bir isteği olup olmadığını sorduğumda sadece ‘Arkadaşlara dikkat et’ dedi.”
Dönemin tanıklarından siyasetçi Ferhan Türk ise, Diyarbakır Cezaevi’ndeki baskıların amacının tutsakların umudunu kırmak ve onları kimliklerinden koparmak olduğunu vurguladı. Türk, Ferhat Kurtay’ın varlığının kendileri için büyük bir moral kaynağı olduğunu belirterek, “Baskılar arttıkça o bize güç veriyordu. Kürt halkı teslimiyeti kabul etmedi. Bugün demokratik bir gelecekten bahsediliyorsa, bu o dönem verilen büyük direnişlerin sonucudur. Onların mücadelesi sadece kendileri için değil, bir halkın geleceği içindi” dedi.
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.