enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
49,5755
EURO
55,7087
ALTIN
6.599,24
BIST
11.430,14
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
18°C
İstanbul
18°C
Az Bulutlu
Salı Çok Bulutlu
20°C
Çarşamba Açık
20°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
21°C
Cuma Çok Bulutlu
22°C

Demokratik Kurumlar Koordinasyonu’ndan Gözaltılara Sert Tepki: ‘Barış, Acıyı Tanımakla Başlar’

Demokratik Kurumlar Koordinasyonu’ndan Gözaltılara Sert Tepki: ‘Barış, Acıyı Tanımakla Başlar’
3 Eylül 2026 20:30
A+
A-

Demokratik Kurumlar Koordinasyonu, Kürt özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenlerin anmasına katılanların gözaltına alınmasına tepki gösterdi. Koordinasyon, ‘Barışın toplumsallaşması, birbirimizin acısını tanıyabildiğimiz yerde başlar’ diyerek gözaltına alınanların derhal serbest bırakılmasını talep etti.

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı soruşturma kapsamında sabah saatlerinde gerçekleştirilen ev baskınlarında Diyarbakır’da 11, Manisa’da 2 ve İzmir’de 2 kişi olmak üzere toplam 15 kişinin gözaltına alınmasına ilişkin yazılı bir açıklama yapan Demokratik Kurumlar Koordinasyonu, şiddet içermeyen yas, taziye ve anma pratiklerinin soruşturma ve gözaltı gerekçesi yapılmasının kabul edilemez olduğunu belirtti.

Açıklamada, ‘Ölüm karşısında insanın ilk sözü acıdır. Bu acıyı paylaşmak, taziye evinin kapısından içeri girmek, acılı bir annenin, babanın, kardeşin yanında oturmak, elini tutmak, başsağlığı dilemek insan olmanın en kadim davranışlarından biridir. Bu topraklarda taziye aynı zamanda toplumsal bir sorumluluk, ahlaki bir borç ve dini inançların yaşatıldığı köklü bir gelenektir. İnançlarımız, kültürlerimiz ve toplumsal değerlerimiz yaşamını yitiren insanı uğurlamayı, ardından yas tutmayı ve geride kalanların acısını paylaşmayı bize bir sorumluluk olarak yükler. Yüzyıllardır insanlar en ağır zamanlarında birbirlerinin kapısını bunun için çalar. Devlete düşen, insanların yaslarını özgürce yaşayabilecekleri koşulları güvence altına almak ve taziye kapılarının önüne korkunun yerleşmesini engellemektir’ ifadelerine yer verildi.

‘Bir annenin evladının fotoğrafını önüne koyması, bir komşunun gelip elini tutması, insanların birlikte ağlaması, ağıt yakması, dualarını ve sözlerini kendi inançları ve değerleri doğrultusunda söylemesi insan hayatının en mahrem alanlarından biridir’ denilen açıklamada, ceza hukukunun bu alana müdahalesinin, ifade özgürlüğüne, inanca, kültüre ve yaşamını yitirenlerle kurulan bağa müdahale anlamına geldiği vurgulandı.

Yas Tutma Şekli Soruşturmalarla Belirlenemez

Hukukun insan onurunu, temel hakları ve özgürlükleri koruduğu ölçüde anlam kazandığı belirtilen açıklamada, ‘Yasın nasıl tutulacağını, insanların ölülerini nasıl anacağını ve acılarını hangi sözlerle ifade edeceğini soruşturmalarla belirlemeye çalışmak, hukuku toplumsal hafızayı baskılayan bir araca dönüştürür. Taziye sırasında kullanılan ifadelerin, sloganların, sembollerin ve anma biçimlerinin şiddete açık bir çağrı içermediği koşullarda ceza soruşturmalarının konusu haline getirilmesi ifade özgürlüğünün alanını daraltmaktadır. İnsanların geçmişte yaşanan kayıplara ilişkin duygularını ve hafızalarını ifade edebilmesi demokratik ve çoğulcu bir toplumun gereğidir. Türkiye, silahlı çatışmanın sona erdirilmesi ve Kürt sorununun demokratik çözümü açısından tarihsel önemde bir süreçten geçmektedir. Böylesi bir dönemde geçmişin güvenlikçi yöntemlerinde ısrar edilmesi, Kürt toplumunun yasının, hafızasının ve değerlerinin kriminalize edilmesi, toplumsal barışın ihtiyaç duyduğu güven duygusunu zedelemektedir‘ denildi.

Toplumsal Vicdan Vurgusu

‘Barış, hafızayı silerek kurulamaz’ denilen açıklamada şu ifadelere yer verildi: ‘İnsanlardan dün kaybettikleri evlatlarını bugün unutmalarını, fotoğraflarını kaldırmalarını, mezarlarından uzak durmalarını, ağıtlarını ve yaslarını terk etmelerini bekleyemeyiz. Yaşamını yitiren evlatlarımıza ve ailelerine saygı istiyoruz. Kimse bir annenin acısını başka bir annenin acısının karşısına koymasın. Asker annesinin acısıyla gerilla annesinin acısını yarıştırmadan, bütün annelerin yasına saygı gösterebilecek bir toplumsal vicdanı birlikte büyütmek zorundayız. Barışın toplumsallaşması, birbirimizin acısını tanıyabildiğimiz yerde başlar.’

Koordinasyon, şafak vakti gerçekleştirilen gözaltı operasyonlarını da kabul etmediklerini belirterek, ‘Kaçma veya delilleri karartma gibi somut gerekçelerin bulunmadığı durumlarda yurttaşların ifadeye davet edilmesi yerine evlerine operasyon düzenlenmesi, gözaltını fiili bir cezalandırmaya dönüştürmektedir. İnsanların evlerine sabaha karşı yapılan baskınlar ailelerde ve toplumda korku ve güvensizlik yaratmaktadır. Barışın konuşulduğu bir dönemde toplumsal güveni büyütmek hepimizin sorumluluğudur. Bugün önümüzde tarihsel bir sorumluluk bulunmaktadır. Geçmişin acılarını yeni acılarla çoğaltmak yerine geçmişle yüzleşmek, yaraları tanımak ve kalıcı barışın demokratik ve hukuki mekanizmalarını kurmak zorundayız’ ifadelerini kullandı.

Gözaltına Alınanlar Serbest Bırakılmalı

Demokratik Kurumlar Koordinasyonu’nun çağrısı ise net: ‘Gözaltına alınan yurttaşlar derhal serbest bırakılmalıdır. Şiddet içermeyen taziye ve anma pratikleri nedeniyle yürütülen soruşturmalara son verilmelidir. Taziye, yas ve anma pratiklerini kriminalize eden yargısal ve idari yaklaşımlar terk edilmelidir.’

Açıklama, ‘Biz geçmişin acılarının yeni acılar üretmesini istemiyoruz. Bu ülkenin halklarının birbirlerinin yasını tehdit olarak görmediği, farklı hafızaların özgürce yaşayabildiği, annelerin acılarının yarıştırılmadığı ve hiçbir annenin evladının ardından tuttuğu yas nedeniyle kapısının sabaha karşı çalınmadığı bir barışı birlikte kurmak istiyoruz’ sözleriyle sona erdi.

Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.