Elazığ’da sivil toplum örgütleri, yerel basın temsilcileri ve muhtarlarla bir araya gelen DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Abdullah Öcalan’ın paradigmasını aşan bir siyasetçi yok” açıklamasında bulundu.
Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) ve Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), “Barışın sözünü halkla kuruyoruz” şiarıyla düzenlediği buluşmalar çerçevesinde Elazığ’da yerel basın temsilcileri, sivil toplum örgütleri ve muhtarlarla bir araya geldi. Bir restoranda yapılan buluşmaya DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar katıldı.
Buluşmada ilk sözü alan DEM Parti Bingöl Milletvekili Ömer Faruk Hülakü, 1924 Anayasası ile başlayan inkar politikalarını hatırlatarak, günümüzde Kürt sorununun Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde tartışılmasının önemine dikkat çekti.
Çiğdem Kılıçgün Uçar ise Halk TV’nin İstanbul’daki binasına yönelik polis baskını ve kayyım atanması ile Özgür Basın’a uygulanan erişim engellerini gündeme getirdi. Yeniden Refah Partisi’nin Muğla’daki provokasyonuna tepki gösteren Uçar, şu ifadeleri kullandı: “Bu ülkeyi hiçbir zaman kirleten biz olmadık. Kirleten aklı biliyoruz. Bu saatten sonra ne Türkiye’de ne de Ortadoğu’da Kürtleri geride bırakarak siyaset yapılmayacağını biliyoruz. Kürt halkı yıllardır ‘tehdit’ ve ‘beka’ sorunu olarak görüldü. Ancak gelinen noktada ‘beka’ için Kürtlere ihtiyaç duydular.”
Uçar, Abdullah Öcalan’ın 1993’ten bu yana barış çağrısı yaptığını belirterek, o süreçte de provokasyonlar yaşandığını dile getirdi. Bu dönemin bir kazanım süreci olduğunu ifade eden Uçar, sözlerini şöyle sürdürdü: “Birlikte kurduğumuz Meclis’te Kürt inkarının kararı alındı. Ancak son noktada inkar kararının alındığı Meclis’te Kürt sorununun çözümü için komisyon kararı alındı. İlk defa bu kadar yüksek katılımla ‘Kök Yasa’ yüksek oyla Meclis’ten geçti. Bunlar yetmiyor, daha fazlasının olması lazım.”
Uçar, Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat çağrısının aynı zamanda devlete bir çağrı niteliğinde olduğunu belirterek şunları kaydetti: “Devletin Kürtlere hukuku ne olacak? Silahların bırakılması tek başına sorunu çözmez. Binlerce evlat niye dağlara çıktı? Durduk yere kimse bunu tercih etmedi. Birlikte yaşadığımız halkla aramıza duvarlar ördüler. Kürt sorunu çözülmeden yol yürünmüyor. O halde devlet dönüşecek. Devletin bütün mekanizmalarında demokrasiyi esas alması lazım. Meclis’ten topluma kadar herkesin söz sahibi olduğu bir mekanizmaya ihtiyacımız var. Demokratik adımlar olmadan biz barışı konuşamayacağız.”
Uçar, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu anlamda Abdullah Öcalan’ın halen tutsak olmasını kabul etmiyoruz. Müzakereyi yapıp çözümde adres olarak görülmemesini kabul etmiyoruz. Daha güçlü bir barış tartışması yürüten bir siyasetçi varsa buyurun söyleyin. Abdullah Öcalan’ın paradigmasını aşan bir siyasetçi yok. Abdullah Öcalan’ın çözüm adresi olarak görülmemesi bütün siyasi iktidarlara kaybettirdi.”
Konuşmaların ardından program, katılımcılardan gelen soruların yanıtlanmasıyla son buldu.
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.