Bitlis Tatvan Cezaevi’nde yaşanan tahta kurusu istilası ve kapasite aşımı, tutuklu ve hükümlülerin yaşam koşullarını ciddi şekilde tehdit ediyor. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Bitlis Milletvekili Semra Çağlar Gökalp, cezaevlerindeki bu derin sorunlara dikkat çekerek Adalet Bakanlığı’na acil çözüm çağrısında bulundu.
Cezaevlerinde uzun süredir devam eden denetimsizlik, beraberinde birçok hak ihlalini getiriyor. Özellikle sağlık hakkı alanındaki ihlaller, cezaevlerinde salgın riskini artırıyor ve insan onuruna yakışmayan koşullara zemin hazırlıyor. Bitlis Tatvan Açık Cezaevi’nde kaydedilen bilgilere göre, 960 kişilik kapasiteye sahip olmasına rağmen bin 500 kişinin tutulduğu belirtiliyor. Daha önce yapılan ilaçlamaların yetersiz kaldığı ve sorunun devam ettiği, tutsakların yaşam hakkı açısından ciddi risk oluşturduğu ifade ediliyor.
Milletvekili Semra Çağlar Gökalp, cezaevindeki bu vahim duruma ilişkin tutsak yakınları aracılığıyla kendilerine ulaşan bilgileri kamuoyuyla paylaştı. Gökalp, cezaevi yönetimiyle görüşme girişimlerinin sonuçsuz kaldığını, özellikle G ve H bloklarında yoğun tahta kurusu sorununun yaşandığını belirtti. Cezaevinin tamamının ilaçlanabilmesi için mahpusların geçici olarak başka bir yerde barındırılmasının gündemde olduğunu ancak henüz bir karar alınmadığını aktaran Gökalp, “Yaptığımız görüşmede tarafımıza dönüş yapılacağı belirtilmesine karşın kurum yönetimi daha sonra herhangi bir dönüş yapmadı. Mahpusların sağlık ve yaşam koşullarını doğrudan ilgilendiren böylesi ciddi bir konuda yönetimin muhatap olmaktan kaçınması, yalnızca bir iletişim eksikliği olarak görülemez. Bu tutum, yaşanan sorun karşısında şeffaflık ve hesap verme sorumluluğundan kaçınıldığını göstermektedir” dedi. Gökalp, cezaevindeki tek meselenin haşere sorunu olmadığını, kapasitenin çok üzerinde insan barındırılmasının başlı başına bir insan hakları ihlali olduğunu vurgulayarak, bakanlığın somut bilgilendirme ve çözüm üretme sorumluluğuna dikkat çekti.
Cezaevlerinde kapasite aşımının son dönemde ciddi oranda arttığını kaydeden Semra Çağlar Gökalp, bunun barınma, sağlık ve hijyen gibi temel sorunlara yol açtığının altını çizdi. Gökalp, iktidarın cezaevlerindeki kapasite sorununu “yetersizlik” olarak sunarak, yeni cezaevlerinin inşasını çözüm olarak gösterme çabasına karşı çıktı. Gökalp, kuyu tipi olarak adlandırılan S ve Y tipi cezaevlerinin yapılmasının çözüm olmadığını belirterek, “Yeni hapishaneler inşa etmek sorunu çözmez; yalnızca daha fazla insanı hapsetmeye dayalı anlayışı kalıcılaştırır. Asıl tartışılması gereken, neden bu kadar çok insanı hapsetmeye ihtiyaç duyan bir toplumsal ve siyasal düzen ortaya çıktığıdır” ifadelerini kullandı. Gökalp, devletin kendi kontrolü altında tuttuğu insanların yaşam ve sağlık hakkını korumakla yükümlü olduğunu vurgulayarak, hapishanelerde yaşanan sağlık, hijyen, kötü muamele, sevk ve tedaviye erişim gibi sorunların münferit olaylar olarak değerlendirilemeyeceğini belirtti.
Adalet Bakanlığı’nın Bitlis Tatvan Cezaevi’ne bir heyet göndermesi gerektiğini söyleyen Semra Çağlar Gökalp, “Kapasite aşımı giderilmeli, düzenli hijyen ve haşere denetimleri yapılmalı ve benzer sorunların tekrar yaşanmaması için kalıcı bir mekanizma oluşturulmalıdır. Bu insanların yaşam koşullarından doğrudan Adalet Bakanlığı ve cezaevi idaresi sorumludur” dedi. Gökalp, bakanlığın yalnızca sorunları tespit etmekle kalmayıp, bu sorunları önlemek ve ortadan kaldırmakla da yükümlü olduğunu kaydetti. Tüm bunların ötesinde, hapishanelerin işleyişinde esaslı bir zihniyet dönüşümüne ihtiyaç duyulduğunu belirten Gökalp, “Hapishaneleri bir intikam aracına dönüştürmek yerine, hak, hukuk ve vicdan temelinde ele alarak yapısal sorunlara köklü çözümler geliştirebilir. Bu, yalnızca hapishanelerdeki koşulların iyileştirilmesi değil, aynı zamanda demokratik hukuk devletinin güçlendirilmesi açısından da önemli bir adım olacaktır” sözleriyle konuşmasını tamamladı.
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.