Ankara’da 7-8 Temmuz tarihlerinde gerçekleştirilecek olan NATO Zirvesi öncesinde alınan önlemler, eğitim ve barınma hakkı ihlallerini beraberinde getirdi. Zirve nedeniyle sınav takviminde değişikliğe gidilirken, üniversitelerde eğitimin çevrimiçi sisteme aktarılması ve KYK yurtlarının boşaltılması tepkilere yol açtı.
Zirve kapsamında 12 Temmuz’da yapılması planlanan Milli Eğitim Bakanlığı Akademi Giriş Sınavı (MEB-AGS) ve Öğretmenlik Alan Bilgisi Testi (ÖABT) oturumları 26 Temmuz’a ertelendi. Bilkent Üniversitesi’nde eğitimin bir haftalığına çevrimiçi sisteme geçirilmesi ve Kredi Yurtlar Kurumu (KYK) yurtlarının güvenlik güçlerinin konaklaması için boşaltılması gündeme geldi. Alınan bu kararlar, öğrenciler ve eğitim örgütleri tarafından fiili OHAL ve sıkıyönetim uygulaması olarak değerlendirildi.
Bilkent Üniversitesi öğrencisi Gamze Saçar, kampüslerin ve yurtların boşaltılmasını eleştirerek, öğrencilerin barınma hakkından yoksun bırakıldığını vurguladı. Saçar, 6 Şubat depremleri sonrası yüz yüze eğitimde ısrar eden üniversite yönetiminin, NATO Zirvesi söz konusu olduğunda hızla çevrimiçi eğitime geçmesine dikkat çekti. Saçar, Özellikle kadın öğrenciler açısından yaratılan mağduriyetler saymakla bitmiyor. Kampüsler tamamen öğrencilerden arındırılmış olacak diyerek, öğrencilerin o tarihlerde nerede kalacakları konusunda bir açıklama yapılmadığını ifade etti.
Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Genel Sekreteri Zülküf Güneş ise konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, eğitimin NATO’ya göre planlanamayacağını belirtti. Güneş, Dünyanın hiçbir ülkesinde böyle bir uygulama yoktur. KYK yurtlarının boşaltılması gençlerin barınma hakkının, eğitimin aksatılması ise eğitim hakkının ihlalidir dedi. Ankara genelinde yoğun bir abluka ve kısıtlama yaşandığını ifade eden Güneş, barış tartışmalarının sürdüğü bir dönemde NATO zirvesinin bu şekilde bir atmosfer yaratmasının çelişkili olduğunu dile getirdi.
Sınavların ertelenmesi ve yurtların boşaltılması binlerce öğrenciyi maddi ve manevi olarak zor durumda bırakırken, Ankara’da hayatın kısıtlanması ‘fiili bir sıkıyönetim’ olarak nitelendiriliyor. Eğitim emekçileri ve öğrenciler, zirve için harcanan bütçenin ve yaratılan mağduriyetin toplumsal maliyetine dikkat çekerek kararlardan geri dönülmesini talep ediyor.
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.