ABD ve İsrail’in askeri müdahalelerle başlattığı İran krizi, ABD Başkanı Donald Trump’ın ekonomik izolasyon açıklamasıyla yeni bir aşamaya geçiyor. Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz’deki gerilimlerin ardından ABD, askeri yöntemlerin yanı sıra füzelerden daha etkili olabileceği belirtilen bir ekonomik cephe açmaya hazırlanıyor.
ABD Hazine Bakanlığı’nın önümüzdeki günlerde detaylarını açıklayacağı bu yeni ambargo dalgası, İran ile ticari ilişkilerini sürdüren diğer ülkeleri de hedef alıyor. Ancak bu süreç, sadece tarafları değil, başta bölge halkları olmak üzere küresel ekonomik dengeleri de yakından ilgilendiriyor.
ABD’nin İran’a yönelik yaptırım politikaları yeni değil. İlk olarak 1979 yılındaki rehineler kriziyle başlayan ambargolar, sonraki yıllarda nükleer program iddiaları ve bölgesel politikalar gerekçe gösterilerek genişletildi. Barack Obama döneminde 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşmayla yumuşayan ilişkiler, Trump’ın 2018’de anlaşmadan çekilmesiyle yeniden gerildi ve yaptırımlar en ağır seviyeye ulaştırıldı.
Askeri uzmanlar ve bölgesel analistler, ABD’nin ekonomik izolasyon yöntemine ağırlık vermesini savaştan asgari maliyetle ve prestij kaybetmeden çıkış arayışı olarak değerlendiriyor. ABD’nin Afganistan, Suriye ve Irak’tan çekilme takvimleri göz önüne alındığında, doğrudan askeri çatışma yerine ekonomik yaptırımları sürdürmenin Washington yönetimi için daha az riskli bir seçenek olduğu ifade ediliyor.
İran yönetimi geçmiş yaptırım deneyimlerine ve pragmatik ticari ağlarına güvense de, bu kez karşısında daha karmaşık bir denklem bulunuyor. En büyük ticari müttefiklerinden Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) yaptırımlar nedeniyle İran mevduatlarını dondurması ve ilişkileri askıya alması Tahran’ı büyük bir ekonomik sıkıntıya soktu. Diğer yandan, Suriye’de birlikte hareket eden Rusya, Çin ve İran üçgeninin bu yeni ekonomik cephe karşısında nasıl bir ortak strateji geliştireceği henüz netleşmiş değil.
Yaklaşık 47 yıldır hem yerel rejimin baskıcı politikaları hem de uluslararası ambargolar altında yaşam mücadelesi veren İran halkları, bu süreçte en büyük mağduriyeti yaşayan kesim durumunda. Ekonomik krizler ve hak ihlalleri nedeniyle yakın dönemde kitlesel eylemler gerçekleştiren halklar için yeni izolasyon dalgası, insani koşulların daha da ağırlaşması ve yeni bir trajedi anlamına geliyor.
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.