Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Örgütü’nün (UNESCO) Tehlike Altındaki Diller Atlası’na göre Türkiye’de yok olma tehlikesi altındaki 18 dil ve lehçe arasında yer alan Kirmanckî (Zazaca) için tablo her geçen gün ağırlaşıyor. Uzmanlara göre lehçenin hayatta kalabilmesi, ancak kamusal alanda ve eğitimde yer bulabilmesine bağlı.
Kirmanckî; halk arasında ‘Zazakî’, ‘Dimilî’ veya ‘Kirdkî’ olarak da adlandırılıyor. Bu lehçenin en yoğun konuşulduğu merkezlerin başında Dersim, Bingöl ve Elazığ (Palu, Arıcak, Karakoçan, Maden, Kovancılar, Alacakaya, Sivrice) geliyor.
Ayrıca Diyarbakır (Kulp, Lice, Hani, Dicle, Ergani, Çüngüş, Çermik, Çınar, Hazro, Kocaköy, Eğil), Erzincan, Erzurum (Hınıs, Tekman, Çat, Aşkale), Sivas (Kangal, Koçgiri, Ulaş, Divriği, Hafik), Malatya (Pütürge, Arapkir), Şanlıurfa (Siverek), Mardin (Derik), Muş (Varto), Bitlis (Mutki), Siirt (Baykan) ve Batman gibi geniş bir coğrafyada ve metropol kentlerde de Kirmanckî varlığını sürdürmeye çalışıyor. 1965 yılından bu yana dille ilgili resmi veriler toplanmasa da konuşan sayısının 2 ila 6 milyon arasında olduğu tahmin ediliyor.
Lisans düzeyinde Bingöl ve Dersim’deki Munzur üniversitelerinde ‘Zaza Dili ve Edebiyatı’ bölümleri bulunmasına rağmen, mezunların istihdamı ve okullardaki derslerin sürekliliği konusunda ciddi sorunlar yaşanıyor. 2025-2026 eğitim-öğretim yılı için Türkiye genelinde yaklaşık 60 bin öğrenci Kürtçe dersini tercih ederken, bunların 8 bin 500’den fazlası Kirmanckî lehçesini seçti.
Eğitim Sen verilerine göre, Türkiye genelindeki 235 Kürtçe öğretmenden sadece küçük bir kısmı Kirmanckî branşında görev yapabiliyor. Atama bekleyen binin üzerinde Kürtçe öğretmeni bulunmasına rağmen, okullarda öğretmen yetersizliği gerekçe gösterilerek derslerin açılmaması dikkat çekiyor. Örneğin Dersim ve Bingöl gibi lehçenin ana vatanı sayılan yerlerde bile birçok okulda Kirmanckî seçmeli ders olarak sunulmuyor.
Resmi kanalların yetersiz kaldığı noktada dilin yaşatılması sorumluluğunu sivil kurumlar üstlenmiş durumda. Diyarbakır’daki MED-DER, İstanbul’daki Kürt Araştırmaları Derneği ve Ankara’daki ANKA-DER gibi kurumlar Kirmanckî kursları ve materyal üretimiyle bu boşluğu doldurmaya çalışıyor.
Medya alanında ise Kirmanckînin görünürlüğü oldukça sınırlı. Birkaç televizyon kanalı ve haber ajansı Kirmanckî bülten ve servislerle yayın yaparken, basılı yayıncılıkta Vate Dergisi gibi köklü çalışmalar dilin standartlaşması ve korunması adına kritik bir rol oynuyor. Ancak tüm bu çabalara rağmen dil bilimciler, devletin ana dilinde eğitim hakkını tanıyan yasal düzenlemeleri yapmaması durumunda tehlikenin büyüyeceği uyarısında bulunuyor.
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.