Halkların Köprüsü Derneği tarafından bu yıl beşincisi düzenlenen Uluslararası Mülteci Film Festivali, İzmir’de sinemaseverlerle buluştu. Fransız Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen açılış töreniyle başlayan festival, 14-18 Nisan tarihleri arasında zorunlu göç, yerinden edilme ve sınır ihlalleri gibi yakıcı konuları beyaz perdeye taşıyacak.
Mülteci yaşamlarını ve göç hikayelerini görünür kılarak toplumsal bir farkındalık yaratmayı hedefleyen festival programında; film gösterimlerinin yanı sıra belgeseller, paneller ve yönetmenlerle yapılacak söyleşiler yer alıyor.
Festivalin açılış konuşmasını gerçekleştiren Halkların Köprüsü Derneği Kurucu Başkanı Cem Terzi, göç politikalarının insani maliyetine dikkat çekti. Medyada “Aylan” olarak yansıtılan Alan bebeğin gerçek isminin Kürtçe olduğu için değiştirildiğini hatırlatan Terzi, Alan’ın Kobanêli olduğunun sonradan öğrenildiğini belirtti.
Dünyadaki göç hareketliliğine değinen Terzi, özellikle 40 yıldır savaşın pençesinde olan Afganistan’dan gelen göç dalgasının sürdüğünü ifade etti. Denizlerde yaşanan ölümlerin tesadüf olmadığını vurgulayan Terzi, “Denizde batan her botun bir siyasi kararın sonucu olduğunu söyleyebiliriz. Bu insanlar kapatılan sınırlar, geri itmeler ve insan hayatını pazarlık nesnesine çeviren devlet politikaları nedeniyle yaşamlarını yitirdi. Akdeniz artık bir deniz değil, bir toplu mezardır” dedi.
Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasında imzalanan geri gönderme anlaşmasının 10’uncu yılına girdiğini hatırlatan Cem Terzi, bu mekanizmanın sığınmacıları hapsetme rejimine dönüştüğünü savundu. Türkiye’nin milyonlarca insan için bir “açık hava hapishanesi” haline geldiğini belirten Terzi, şu ifadeleri kullandı:
“Bu ülkede sığınmacılar korunmuyor, sadece tutuluyorlar. Seyahat etmelerine veya gitmelerine izin verilmiyor. Türkiye’de ucuz iş gücü ve sigortasız emek olarak kullanılıyor, kayıtsız bir hayat sürmeye zorlanıyorlar.”
Sığınmacıların ekonomik krizin ve toplumsal sorunların hedefi haline getirilmesini eleştiren Terzi, kapitalizmin krizleri derinleştikçe savaş eğiliminin arttığını ifade etti. Gazze, Suriye ve Yemen’de yaşananların bu düzenin bir parçası olduğunu söyleyen Terzi, “Halklar yerinden ediliyor, toplumlar parçalanıyor ve sonra dönüp ‘Bu insanlar niye geliyor?’ diye soruyorlar. Bu sorunun kendisi bile ahlaksızdır” şeklinde konuştu.
Açılış konuşmasının ardından yönetmenliğini Olivier Meys’in yaptığı “Jahia’nın Yazı” adlı filmin gösterimi yapıldı. Tören, Halkların Korosu’nun sunduğu müzik dinletisiyle sona erdi.
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.