enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
49,3673
EURO
55,2729
ALTIN
6.636,71
BIST
12.231,16
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Yağmurlu
19°C
İstanbul
19°C
Yağmurlu
Çarşamba Yağmurlu
20°C
Perşembe Çok Bulutlu
16°C
Cuma Yağmurlu
14°C
Cumartesi Hafif Yağmurlu
13°C

Savaşın Yarattığı Ekolojik Kırıma Karşı Kolektif Mücadele Çağrısı

Savaşın Yarattığı Ekolojik Kırıma Karşı Kolektif Mücadele Çağrısı
13 Nisan 2026 08:33
A+
A-

Savaşın Yarattığı Ekolojik Kırıma Karşı Kolektif Mücadele Çağrısı

Dünya genelinde artan çatışmalar ve savunma sanayisinin hızla büyümesi, insan yaşamıyla birlikte doğayı da geri dönülmez bir yıkıma sürüklüyor. Polen Ekoloji Kolektifi’nden Barış Şen, savaşların ve ileri teknolojiye dayalı askeri sanayinin ekosistemler üzerinde yarattığı tahribatı değerlendirerek, bu durumun ekolojik kırım boyutuna ulaştığını vurguladı.

Savunma Sanayisi ve Görünmeyen Tahribat

Devletlerin eğitim ve sağlık gibi temel kamu harcamalarından ziyade savunma sanayisine devasa bütçeler ayırdığına dikkat çeken Barış Şen, silah üretiminin sadece çatışma anında değil, üretim aşamasından itibaren doğayı hedef aldığını belirtti. Ekolojik yıkımın savaş patlak vermeden önce başladığını ifade eden Şen, “Askeri tatbikatlar, lojistik faaliyetler, yakıt tüketimi ve silah testleri çevreyi ağır biçimde kirletiyor. Savaş sanayisinin ihtiyaç duyduğu nadir toprak elementleri için yapılan madencilik faaliyetleri, hava ve toprak kirliliğini kronik hale getiriyor” dedi.

Savaş sanayisinin bütçe önceliklerini değiştirdiğini ve ekolojik yıkımı hızlandırdığını belirten Şen, silah üretimi süreçlerinde ağır metallerin ve toksik maddelerin doğaya karıştığını, bu maddelerin daha çatışmalar başlamadan besin zincirine girdiğini ifade etti.

Ukrayna’dan Gazze’ye: Ekolojik Yıkımın Bilançosu

Savaşların küresel iklim krizini de derinleştirdiğini kaydeden Şen, Ukrayna’daki savaş sırasında ortaya çıkan devasa karbon salımına ve yok edilen geniş ormanlık alanlara dikkat çekti. Bir barajın yıkılmasıyla Karadeniz ekosisteminin büyük zarar gördüğünü hatırlatan Şen, bölgedeki endemik balık türlerinin ve yunusların yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını söyledi.

Askeri teknolojilerin yaban hayatı üzerindeki etkilerine de değinen Şen, sonar ve elektromanyetik sistemlerin hayvanların yön bulma yetilerini bozduğunu belirterek, “Özellikle deniz memelileri ve kuşlar göç yollarını kaybediyor. Bu durum, türlerin yok oluş sürecini hızlandırıyor” uyarısında bulundu.

Sudan ve Gazze’deki duruma dair verileri de paylaşan Şen, Sudan’da süregelen iç savaşın geniş alanları mayınlı araziye dönüştürerek tarımı durma noktasına getirdiğini, Gazze’de ise ormanların büyük bölümünün yok edildiğini ve milyonlarca ton enkazın çevre üzerinde uzun yıllar sürecek bir tahribat yarattığını vurguladı.

Uluslararası Hukukun Yetersizliği ve Kolektif Mücadele

Ekolojik tahribata karşı uluslararası hukuk mekanizmalarının yetersiz kaldığını ve mevcut düzenlemelerin uygulanmadığını ifade eden Şen, “Roma Statüsü ve benzeri uluslararası düzenlemeler hayata geçirilmiyor. Oysa doğanın korunması için bu mekanizmaların işletilmesi gerekiyor” dedi.

Şen, çözümün bireysel çabalardan ziyade örgütlü ve kolektif bir mücadeleden geçtiğini belirterek, “Ekolojik yıkımla ancak örgütlenme, dayanışma ve ortak mücadeleyle baş edilebilir” çağrısında bulundu.

Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.