enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
48,9304
EURO
55,7562
ALTIN
6.740,80
BIST
12.899,35
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
24°C
İstanbul
24°C
Az Bulutlu
Pazar Hafif Yağmurlu
21°C
Pazartesi Hafif Yağmurlu
20°C
Salı Yağmurlu
19°C
Çarşamba Yağmurlu
19°C

Dersim’de 90’lı Yılların Yaraları Sarılmıyor: Köy Yakımları ve Zorunlu Göçün Tanıklıkları Konuşuldu

Dersim’de 90’lı Yılların Yaraları Sarılmıyor: Köy Yakımları ve Zorunlu Göçün Tanıklıkları Konuşuldu
26 Eylül 2026 15:30
A+
A-

Dersim’de 1990’lı yıllarda köyleri yakılarak yerinden edilen yurttaşlar, o dönemde yaşanan ağır insan hakları ihlallerini ve direnişlerini anlattı. Konuşmalarda, büyük suçların işlendiği ancak buna karşı güçlü bir toplumsal direnişin de sergilendiği vurgulandı.

Dersim Araştırmaları Merkezi (DAM), 1990’lı yıllarda Dersim’de yaşanan köy yakma ve boşaltmalarını detaylı bir şekilde ele alan “1990’larda Dersim: Belgeler, Raporlar, Tanıklıklar” adlı kitabının tanıtımını gerçekleştirdi. Kentteki bir otelde düzenlenen etkinlikte, kitabın tanıtımının yanı sıra 1990’lı yıllarda köylerin yakılması ve Dersim’de yaşananlara ilişkin önemli tanıklıklar aktarıldı. Etkinliğin ikinci bölümünde ise “32. Yılında Köylerin Yakılması ve Dersim’de Yaşananlar” başlıklı bir panel düzenlendi.

“Düşmanlık Sadece İnsana Karşı Değildi”

Köy yakma tanıklarından Zahide Arslan, o günleri şöyle anlattı: “Askerler gelmiş, kapıya dayanmış. ‘2 saat içerisinde çıktınız çıktınız, çıkmadınız köyü yakacağız’ dediler. Hiçbir şeyimizi almadan çıktık. Ovacık’ın Kakper köyü 2022’ye kadar yasaklıydı. Şu an 4 ev yapıldı, sadece 4 ev var.” Dönemin tanıklarından İbrahim Arslan ise, yazılı belgelerin önemine değinerek, “Bizim en büyük eksikliğimiz yazılı belgelerimizin olmaması. Bu tür kitap ve belgelerin çıkıyor olması çok önemli” dedi.

Arslan, o dönemin Cumhurbaşkanının “Sineği yok etmek için bataklığı kurutmak gerekir” sözünü hatırlatarak, “Ardından Dersim’in başına bunları getirdiler. 90’ların, 1938’lerden bir farkı yoktu. Buralarda insansızlaştırma politikaları yapıldı. Bazı bölgelerde sadece evler yapılıyor diye defalarca operasyonlara maruz kaldık. Bizim köyümüz boşaltıldıktan sonra 2 defa daha yakıldı. Düşmanlık sadece insanlara karşı değildi. Coğrafyaya ve doğaya karşıydı da aynı zamanda” ifadelerini kullandı.

“Büyük Suçlar İşlendi”

Tanıkların konuşmalarının ardından panele geçildi. Panelde konuşan Yazar Hüseyin Ayrılmaz, “90’larda Kürdistan’ın her yerinde yakma ve yıkım vardı. İstanbul’dayken kendi aramızda, ‘sıra Dersim’e geliyor’ dedik. O zaman bir dernek kurma gereği duyduk. Muhtarlar bizi arıyorlardı. Sesleri ağlamaklı geliyordu. ‘Bize yardım edin, bizi öldürecekler’ diye yardım istiyorlardı. Dersim halkı toprağına âşık bir halktır. Dış ülkelerde, diasporada olanlar destek vermeye başladılar. Bu topraklarda çok büyük suç işlendi. Biz de dönemin anlatılarıyla belgeledik” şeklinde konuştu.

Yazar Selman Yeşilgöz ise, “Dersim’de yaz aylarında başlatılan orman yakmaları katliamın habercisiydi. 1990’larda biz derneğimizi kurmuştuk. Onlar yakıp yıkıyorsa biz de Dersim’imizi korumak için çalışmalarımızı hızlandırdık. Dersim’e büyük bir heyet getirdik fakat Dersim’e alınmadık. 26 Eylül bizim için önemli bir gündü. Çevrecilerin de içinde bulunduğu bir grupla Dersim’e geldik, yine alınmadık. Biz de Dersim il sınırına bir çınar ağacı diktik ve artık Dersim il sınırında dikili bir ağacımız oldu” ifadelerini kullandı.

Yeşilgöz, “Dönemin bir albayının kızı çevrecilerin içinden, ‘neden bizi içeri almıyorsunuz? Bizi içeri almıyorsanız orada sakladığınız bir şey var demektir’ dedi. Ardından yakıp yıkmalar başladı. Sakladıkları bunlardı. O dönemki çalışmalarımızın bedelini, 2000’li yıllarda derneğimizin kapatılması, yönetim üyelerimizin 5 yıl siyasetten uzak bırakılması ve hapis cezalarıyla ödedik” dedi.

“Zorunlu Göç Aynı Zamanda Kültürel Soykırımdır”

İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şube Eşbaşkanı Nurşat Yeşil ise, 90’lardaki göç ve göçün kadınlar üzerindeki etkisine değindi. Nurşat Yeşil, “Kadınların yaşadığı travma çok daha fazla. Evlere kapattırıldılar. Ucuz iş gücü olarak kullandırıldılar. Zorla yerinden ettirilmek bir insan hakları sorunudur. Bunları hala birçok yerde yaşatıyorlar” ifadelerine yer verdi.

“420 Köyden 280’i Yakıldı”

Sosyolog Prof. Dr. Şükrü Aslan ise yaptığı konuşmada, “Dersim’de 420 köyden 280’i yakıldı. Madımak’ta da aynı merkezden yakma emri geldi. Artık Madımak’a Aleviler gidemez oldu. Madımak’tan geçerken tüylerimiz ürperir. İstenilen de buydu. 1993-94’te yakılan köyler için de yine aynı merkezden emir verildi. Sivas Alevilerden arındırılmış oldu belki ama Dersim için kesinlikle bunu diyemeyiz. 90’lı yıllarda Dersimlilerin en önemli özelliği direnmiş olmasıdır. Şimdi de görüyoruz, köylerimizde yeni evler var. Dersimliler değerlerini ve topraklarını bırakmıyor” şeklinde konuştu.

Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.