Eserlerinde İranlı kadınların hak arama mücadelelerini, toplumsal baskıya karşı arayışlarını ve özgürlük tutkusunu işleyen dünyaca ünlü yazar Şahrnuş Parsipur, geride bıraktığı edebi mirasla kadınların ortak mücadelesine ışık tutmaya devam ediyor. Erkeksiz Kadınlar ve Hapishane Anıları gibi unutulmaz eserlerin müellifi olan Parsipur, hem monarşi hem de teokratik rejim altında düşünsel bağımsızlığın bedelini hapis, sansür ve sürgünle ödedi.
Şahrnuş Parsipur, 1946 yılında Tahran’da doğdu ve İran’ın en seçkin çağdaş romancılarından biri olarak tanındı. Yazın hayatı boyunca kalemini hiçbir iktidarın hizmetine sunmayan Parsipur, edebi üretimi bir metaya dönüştürmeyi reddetti. Bu bağımsız duruşu, onun hem Pehlevi döneminde hem de sonrasındaki molla yönetiminde baskılara maruz kalmasına neden oldu. Özgürlük ve hakikat arayışından ödün vermeyen yazar, yaşamının büyük bir kısmını hapis ve sürgün kıskacında geçirdi.
1970’li yıllarda İran Ulusal Radyo ve Televizyonu’nda kariyerinin zirvesindeyken, iki sosyalist aktivist Keramet Danişyan ve Hüsrev Golsorkhi’nin idam edilmesine karşı sessiz kalmadı. İdamları insan onuruna saldırı olarak nitelendiren Parsipur, resmi bir protesto mektubu sunarak görevinden ayrıldı. Bu onurlu duruş, beraberinde tutuklama ve tehditleri getirdi. Pehlevi rejimi tarafından 54 gün gözaltında tutulan yazarın hayatındaki hapis yılları böylece başlamış oldu.
1980 yılında, çatışmaların yoğunlaştığı bir dönemde araştırma yapmak amacıyla Kürdistan’a giden Parsipur, Mahabad gibi kentlerde kalarak bölgenin dini ve siyasi liderlerinden Şeyh İzzeddin Hüseyni ile bir görüşme gerçekleştirdi. Bu röportaj, daha sonra aleyhinde bir delil olarak kullanılsa da o, inançlarından geri adım atmadı. İslam Cumhuriyeti hapishanelerinde 4 yıl 7 ay kalan Parsipur, bu dönemi Hapishane Anıları adlı eserinde ölümsüzleştirdi. Kendisine iş birliği teklif eden akademi çevrelerine verdiği yanıtta, “Ben sosyalistim, demokrasiye inanıyorum ve zorunlu başörtüsüne karşıyım” diyerek kimliğini açıkça ortaya koydu.
Parsipur’un en bilinen eseri olan Erkeksiz Kadınlar, beş kadının özgürlük arayışını alegorik bir dille anlatır. Şirin Neşat tarafından sinemaya da uyarlanan bu roman, İran toplumunun bir prototipi olarak kabul edilir. Ancak dünya çapındaki bu tanınırlık, yazarın sürgün yıllarında yaşadığı yoksulluk ve yalnızlığı gidermeye yetmedi. Ömrünün son yıllarında San Francisco’da yaşayan yazar, eserlerinin haklarının korunmaması ve mülkiyet gaspları nedeniyle maddi zorluklar içinde hayatını kaybetti.
Bugün Parsipur’un eserleri, Jin, jiyan, azadî felsefesinin, eşitlik ve insan onuru mücadelesinin tarihsel hafızasında merkezi bir yer tutmaktadır. Onun şiirsel ve evrensel dili, dünyanın en baskıcı rejimleri altında dahi kadınların sesinin duyulabileceğini kanıtlamıştır.
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.