enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
49,0001
EURO
55,6035
ALTIN
6.565,83
BIST
12.304,29
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Hafif Yağmurlu
20°C
İstanbul
20°C
Hafif Yağmurlu
Çarşamba Az Bulutlu
21°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
20°C
Cuma Hafif Yağmurlu
18°C
Cumartesi Hafif Yağmurlu
20°C

43 Milyon Kadına Sadece 3 Bin 650 Kişilik Sığınma Evî Kapasitesî: Koruma Mekanizmaları İşlevsiz

43 Milyon Kadına Sadece 3 Bin 650 Kişilik Sığınma Evî Kapasitesî: Koruma Mekanizmaları İşlevsiz
29 Eylül 2026 08:12
A+
A-

Türkiye’de resmi verilere göre 43 milyon 32 bin kadın yaşıyor olmasına rağmen, kadın konukevlerinin toplam kapasitesi yalnızca 3 bin 650 kişiyle sınırlı kalıyor. Avukat Mehtap Sert ile Antalya Kadın Danışma Merkezi ve Dayanışma Derneği gönüllüsü Didem Erkıvanç Türkay, 6284 sayılı Kanun’un etkin uygulanmasının ve güvenli barınma imkanlarının artırılmasının hayati önem taşıdığını vurguladı.

Kadınların şiddetten uzaklaşabilmesi için hizmet veren toplam kadın konukevi sayısı 150 olarak belirlenirken, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın 2026 yılı verilerine göre bu konukevlerinin 112’si Bakanlığa bağlı. Ayrıca 86 Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi (ŞÖNİM) ile 432 Sosyal Hizmet Merkezi’nde şiddetle mücadele irtibat noktaları hizmet veriyor. Bakanlık, Adıyaman, Hatay, İstanbul ve Kocaeli’nde 4 yeni kadın konukevi açılması için çalışmaların sürdüğünü açıkladı. Daha önce yayımlanan ayrıntılı verilerde ise 149 kadın konukevinde toplam 3 bin 650 kişilik kapasite bulunduğu belirtilmişti. Bu kapasitenin 2 bin 805’i Bakanlığa bağlı 112 konukevinde, 735’i belediyelere ait 33 konukevinde, 90’ı Göç İdaresi’ne bağlı 3 konukevinde, 20’si ise bir sivil toplum kuruluşuna ait konukevinde bulunuyor.

Kapasite Yetersizliği ve Çarpıcı Veriler

TÜİK’in 2025 yılı nüfus verilerine göre Türkiye’de 43 milyon 32 bin 734 kadın yaşıyor. Toplam nüfus ise 86 milyon 92 bin 168 kişi olarak kaydedildi. Bakanlığın son ayrıntılı kapasite verisi esas alındığında, Türkiye’deki yaklaşık 11 bin 790 kadına bir konukevi kapasitesi düşüyor. Toplam nüfus üzerinden hesaplandığında ise yaklaşık 23 bin 587 kişiye bir kapasite düştüğü görülüyor. Bu oranlar, şiddet gören kadınların sayısını veya konukevlerine olan gerçek ihtiyacı doğrudan yansıtmasa da, mevcut kapasitenin nüfus karşısındaki çarpıcı yetersizliğini gözler önüne seriyor.

Kadın Cinayetleri ve Koruma Mekanizmalarının İşlevsizliği

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun verilerine göre 2025 yılında en az 294 kadın erkekler tarafından katledildi, 297 kadın ise şüpheli şekilde yaşamını yitirdi. Katledilen kadınların yüzde 61’i kendi evlerinde cinayete kurban giderken, aynı yıl 23 kadın hakkında koruma kararı bulunmasına rağmen katledildi. Kadın cinayetleri ile kadın konukevi kapasitesi doğrudan birbirinin karşılığı olmasa da, bu veriler şiddetten uzaklaşmak isteyen kadınlar açısından güvenli barınma hizmetlerinin kritik önemini ortaya koyuyor. Türkiye’de kadın nüfusunun 43 milyonu aşmasına karşın, kadın konukevlerinin toplam kapasitesinin 3 bin 650 kişi düzeyinde kalması, kadınların güvenli barınma hizmetlerine erişiminin kapsamının yetersizliğini ve aciliyetini tartışmaya açıyor.

Devletin Yükümlülükleri ve Mevcut Sorunlar

Türkiye’de kadınların şiddetten korunmasına yönelik hukuki mekanizmaların uygulanmasında yaşanan sorunlar, kadın konukevlerinin kapasitesi ve koruma kararlarının etkinliği tartışma konusu olmaya devam ediyor. Avukat Mehtap Sert, şiddet gören kadınların şiddet ortamından uzaklaştırılmasının hayati olduğunu ifade ederek, devletin 6284 sayılı Kanun kapsamında önemli yükümlülükleri bulunduğunu belirtti. Sert, konukevlerinde yer bulunmaması halinde kadınların başka kurumlara veya başka kentlere yönlendirilebildiğini aktarırken, koruma kararı bulunan bir kadının sığınma evine erişememesi durumunda devletin tazminat sorumluluğunun doğabileceğine dikkat çekti.

Koruma Kararlarının İhlali ve Denetim Eksikliği

Mehtap Sert, 2025 yılında 23 kadının hakkında koruma kararı bulunmasına rağmen katledilmesinin, koruma mekanizmalarının etkinliğini bir kez daha tartışmaya açtığının altını çizdi. Sert, koruma kararları ihlal edildiğinde tazyik hapsi uygulanmamasının veya kararların infaz edilmemesinin bu mekanizmaları işlevsiz kıldığını dile getirdi. Sosyal devlet ilkesi ve 6284 sayılı Kanun gereği devletin şiddet mağdurlarına güvenli barınma sağlama yükümlülüğü bulunduğunu belirten Sert, İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasıyla birlikte denetim ve zorlama mekanizmalarının zayıfladığına dikkat çekti.

Sert, sorunun yasayı uygulayanların yetersizliği ve denetim eksikliğinden kaynaklandığını hatırlatarak, şiddet gören bir kadının bugün evinden çıktığında güvenli bir yere ulaşacağının hukuken garanti edilip edilmediği sorusuna, “Hiçbir garanti yok” yanıtını verdi. Sert, “Bir kadın bugün şiddet gördüğü evden çıkmak istediğinde, güvenli bir yere ulaşacağından ve devletin onu koruyacağından asla emin olamaz. Asıl sorun yasanın kendisinde değil, yasayı uygulayanların yetersizliğinde, denetimsizlikte ve erkek şiddetinin ciddiye alınmamasındadır” ifadelerini kullandı.

Uygulama Eksiklikleri ve Kadınların Güvenliği

Didem Erkıvanç Türkay ise, sığınaklarda yer olmaması halinde kadınların şiddet ortamına geri gönderilemeyeceğini ifade etti. Türkay, geçici olarak kamu kurumlarına ait sosyal tesis, yurt ve benzeri alanlarda ücretsiz barınma imkanının sağlanması gerektiğini vurguladı. Koruma kararı ile sığınma evinin farklı mekanizmalar olduğuna dikkat çeken Erkıvanç Türkay, kapasite yetersizliğinin kadını şiddet ortamına geri göndermek için gerekçe olamayacağını belirtti. Kadının güvenliği için gerekli olması halinde başka bir kente naklin de koruma tedbiri kapsamında değerlendirilebileceğini söyleyen Erkıvanç Türkay, kadınların şiddetten korunmasında temel sorunun mevcut yasaların uygulanmaması olduğunu, kolluk başvurularının ciddiye alınmaması ve koruma kararlarının etkili şekilde uygulanmamasının kadınları yeniden şiddet döngüsüne itebildiğini ifade etti.

Didem Erkıvanç Türkay, hukuki güvencenin yalnızca koruma kararının verilmesiyle değil, kararların etkili biçimde uygulanmasıyla anlam kazandığını söyleyerek, kadınların yaşam hakkının kurumların takdirine bırakılmaması gerektiğini belirtti.

Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.