Suriye’de Heyet Tahrir el-Şam’ın (HTŞ) Şam’a yönelmesiyle birlikte, bölgedeki askeri ve siyasi dengeler yeni bir aşamaya evrildi. Orta Doğu’da süren ‘3. Dünya Savaşı’nın merkez üssü haline gelen Suriye; Hizbullah, Haşdi Şabi, İsrail ve Türkiye’nin dahil olduğu çok katmanlı bir çıkar çatışmasına sahne oluyor.
Şam’daki yerel kaynaklardan edinilen bilgilere göre; Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) askeri yetkilileri ile Suriye yönetimi arasında yapılan görüşmelerde, Lübnan’daki Hizbullah’a karşı bir askeri operasyonun finansmanı gündeme geldi. BAE’nin operasyon maliyetlerini üstlenme ve istihbarat desteği sağlama teklifine Ankara’nın tepki gösterdiği belirtiliyor. Ankara, bu planın bölgesel bir savaşı tetikleyebileceği ve enerji tedarik zincirini bozabileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye’nin Deyrizor’un Meyadin bölgesinde yeni bir askeri üs kurma hazırlıklarını hızlandırdığı kaydedildi. Fırat hattındaki stratejik genişlemenin bir parçası olarak değerlendirilen bu bölgeye radar, keşif ekipmanları ve askeri araçların sevk edildiği bildiriliyor. Ayrıca bölgedeki su kaynakları ve petrol sahaları üzerindeki kontrol çabalarının da arttığı gözlemleniyor.
Lübnan sınırındaki stratejik geçiş noktalarına Türkiye’ye bağlı paramiliter güçlerin konuşlandığı belirtilirken, Lazkiye’de gerçekleştirilen gizli toplantılarda yeni kararların alındığı iddia ediliyor. Bu toplantılarda, bazı silahlı grupların Suudi Arabistan safında Yemen’deki Husilere karşı savaşmak üzere sevk edilmesi konusunun görüşüldüğü ileri sürülüyor. Bu durum, bölgedeki aktörlerin karşıt güçler arasında yürüttüğü karmaşık denge siyasetinin bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Suriye’nin sahil şeridinde ve Lazkiye gibi kritik noktalarda istihbari faaliyetlerin yoğunlaştığı görülüyor. Bölgedeki inanç grupları ve toplumsal yapılar üzerinde yürütülen politikalar, sahadaki güç savaşlarının sadece askeri değil, aynı zamanda toplumsal bir boyutu olduğunu da ortaya koyuyor.
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.