Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) Medeni Kanun’da yer alan ‘süresiz nafaka’ düzenlemesini iptal etmesi, kadın örgütleri ve hak savunucuları arasında büyük tepkiye neden oldu. Kararın ardından ekonomik güvencesizlik ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği tartışmaları yeniden gündeme gelirken, nafaka alan kadınlar sürecin kendilerini yoksulluk sarmalına hapsedeceğini vurguluyor.
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu İstanbul Sözcüsü Reyhan Gençer, nafaka hakkının kadınlar için yaşamsal bir öneme sahip olduğunu belirtti. Kadınların iş hayatından uzaklaştırıldığı ve ev içi emeğe hapsedildiği toplumsal düzende, nafakanın bir lütuf değil, eşitsizlikten kaynaklanan bir hak olduğunu ifade eden Gençer, mevcut nafaka miktarlarının yetersizliğine dikkat çekti.
Gençer, kadınların boşanma aşamasında nafaka talep ettikleri için şiddet gördüğünü ve çoğu zaman can güvenliği korkusuyla bu haktan vazgeçmek zorunda kaldığını belirterek, Devletin temel sorumluluğu, boşanan kadının hayatını idame ettirebilmesi için gerekli maddi desteği sağlamaktır. Ancak bugün kadınlar hem ekonomik şiddetle hem de hukuki haklarının gasp edilmesiyle karşı karşıya dedi.
Yıllardır nafaka mücadelesi veren Pelin Aksu ise hukuk sistemindeki boşlukların erkekler tarafından suistimal edildiğini dile getirdi. Aksu, boşanma sürecinde yaşadığı deneyimleri paylaşarak, sistemin iddia edildiği gibi kadını değil, erkeği koruduğunu savundu. Aksu, Erkekler nafaka ödememek için gelirlerini gizliyor, kendilerini işsiz gösteriyor ve mahkemeleri yanıltıyor. Buna karşı etkin bir denetim mekanizması bulunmuyor ifadelerini kullandı.
Nafaka tahsilatı için yıllarca icra kapılarında mücadele ettiğini belirten Aksu, şunları söyledi: Bir kadın boşandığında her şeyin çözüldüğü sanılıyor ancak asıl mücadele o zaman başlıyor. Erkeğin nafakayı ödemesi tamamen kendi inisiyatifine bırakılmış durumda. Devlet, bu süreçte çalışmayan bir annenin veya çocuğun nasıl geçindiğini denetlemiyor. Kadınlar sistematik olarak mağdur ediliyor.
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.