Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) milletvekilleri, Karadeniz Bölgesi’nde bulunan 6 farklı cezaevinde gerçekleştirdikleri incelemelerin ardından hazırladıkları kapsamlı raporu kamuoyuyla paylaştı. Raporda tecrit, sağlık hakkına erişim engelleri, ağız içi arama dayatması ve keyfi infaz yakma uygulamalarına dikkat çekildi.
Milletvekilleri Newroz Uysal Aslan, Sabahat Erdoğan Sarıtaş, Onur Düşünmez ve Ömer Faruk Hülakü’den oluşan heyet; 8-12 Haziran tarihleri arasında Tokat T Tipi, Samsun Kavak S Tipi, Samsun Bafra T Tipi, Samsun Çarşamba S Tipi, Giresun Espiye L Tipi ve Trabzon Beşikdüzü T Tipi Kapalı cezaevlerini ziyaret etti. Hazırlanan raporda, cezaevlerinin fiziki koşullarından ziyade idari uygulamaların tutsaklar üzerinde ağır bir baskı mekanizmasına dönüştüğü vurgulandı.
Rapora göre, cezaevlerinde sağlık hakkına erişim sistematik olarak engelleniyor. Kronik rahatsızlıkları olan ve yaşlı tutsakların hastane sevklerinin geciktirildiği, uzman hekim muayenelerinin ise aylar sonrasına bırakıldığı ifade edildi. Özellikle Samsun ve Giresun’daki cezaevlerinde ağız içi arama dayatmasının bir işkence yöntemi olarak kullanıldığı, bu onur kırıcı uygulamayı kabul etmeyen tutsakların tedavi hakkından mahrum bırakıldığı belirtildi.
Cezaevlerindeki tecrit uygulamalarının arttığına işaret edilen raporda, tutsakların birbirleriyle iletişim kurmalarının ve sosyal faaliyetlere katılmalarının engellendiği kaydedildi. Özellikle yüksek güvenlikli cezaevlerinde spor, sohbet ve atölye çalışmalarının idari kararlarla sınırlandırıldığı, muhalif basın ve yayın organlarına erişimin ise çeşitli bahanelerle kısıtlandığı bildirildi.
Raporda en dikkat çeken başlıklardan birini ise İdare ve Gözlem Kurulları’nın uygulamaları oluşturdu. 30 yılı aşkın süredir cezaevinde bulunan tutsakların tahliyelerinin, pişmanlık dayatması ve subjektif kriterlerle ertelendiği ifade edildi. Kurulların kendilerini mahkeme yerine koyarak hukuki olmayan kararlar verdiği ve bu durumun tutsaklar üzerinde ağır bir psikolojik baskı oluşturduğu vurgulandı.
Ayrıca, ailelerinden yüzlerce kilometre uzakta tutulan tutsakların sevk taleplerinin reddedildiği, bu durumun hem tutsakları hem de aileleri cezalandırma yöntemi olarak kullanıldığı raporda yer alan bir diğer önemli bulgu oldu.
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.