Jina Emînî’nin Tahran’da “ahlak polisleri” tarafından katledilmesinin üzerinden dört yıl geçti. Bu cinayetin ardından tüm İran’a yayılan ve aylarca süren “Jin, Jiyan, Azadî” eylemlerinin yıldönümü yaklaşırken, Doğu Kürdistan Özgür Kadınlar Topluluğu (KJAR) yazılı bir açıklama yayımladı. KJAR, kadınların İran’da korku eşiğini aştığını ve özgürlük fikrinin artık geri döndürülemez olduğunu vurguladı. Açıklamada, “Mücadele, tam özgürlük, adalet ve demokratik-eşitlikçi bir toplum inşa edilene dek daha güçlü adımlarla devam edecektir” denildi. KJAR, yıldönümü kapsamında düzenlenecek eylemler ve programların takvimini önümüzdeki günlerde duyuracağını belirtti.
KJAR açıklamasında, “Jin, Jiyan, Azadî” devriminin üzerinden dört yıl geçtiğini belirterek, bu hareketin sadece geçici bir talep veya günlük bir zulme tepki olmadığını, aksine fikri bir devrim ve İran halklarının mücadele tarihinde gerçek bir tarihsel yenilik olduğunu ifade etti. Dört yıllık kesintisiz mücadelenin, hareketin siyasi yapıdaki bir değişimden önce toplumun ruhunda ve inancında en derin değişimi gerçekleştirdiğini kanıtladığı vurgulandı. Açıklamada, bir toplum özgürlüğün tadını bir kez aldığında ve ruhu kurtuluş inancıyla donandığında hiçbir gücün onu geriye götüremeyeceği belirtildi.
KJAR, toplumsal kalkışmanın beşinci yılına girerken, kültürel ve ulusal çeşitliliğiyle ileriye doğru geri dönülemez bir adım atılmış, canlı bir devrimin yaşandığını ifade etti. Kadınların bu denklemin merkezinde olduğunu; sadece bir cinsiyet olarak değil, insanlık onurunun ve özgür yaşamın yeniden dirilişinin sembolü olarak görüldüğünü belirtti. Açıklamada, mücadelenin geçici bir başkaldırıyı aşarak, günlük yaşamın ve toplumsal yaşam biçimlerinin ayrılmaz bir parçası haline geldiği dile getirildi. “Jin, Jiyan, Azadî” devriminin başlangıcından itibaren İran İslam Cumhuriyeti ve yurt dışındaki bazı uzlaşmacı hareketlerin, bu büyük hareketin anlamını boşaltmak ve boşa çıkarmak için çaba harcadığı belirtildi. Rejimin, örgütlü şiddet, organize yoksulluk ve mafya ağları kurarak toplumun ahlaki çöküşünü sağlamaya, yapısal değişimin önüne geçmek için kadınların iradesini kırmaya çalıştığına dikkat çekildi. Ancak KJAR, bilincin tadına varan kadınların asla geri adım atmayacağını vurguladı.
Açıklamada, kadınların zorunlu başörtüsüne karşı mücadele yolunda büyük çabalar sarf ettiği ve bu yolda kazanımlar elde ettiği belirtildi. Ancak “Jin, Jiyan, Azadî” devriminin tüm amacının başörtüsünü fiziki olarak çıkarmakla sınırlı olmadığı, asıl amacın zorunlu başörtüsünü kadınların zihninden, iradesinden ve varlığından kaldırmak olduğu ve bu mücadelenin devam ettiği ifade edildi. KJAR, İran İslam Cumhuriyeti’nin, nihai amacı tüm erkek egemen zincirleri kırmak ve özgür bir yaşam inşa etmek olan bu kalkışmanın yükünün kadınların omuzlarında olduğu gerçeğini gizleyemeyeceğini savundu.
Dört yıllık süreçte artan baskılar, geniş çaplı idam dalgaları, toplu tutuklamalar, katliamlar ve çocukların zorla evlendirilmesi gibi yapısal zararların özgürlük fikrini yok edemediği vurgulandı. Geçtiğimiz yıl ABD, İsrail ve İran arasında başlayan savaşla birlikte uluslararası kamuoyunun dikkatleri devletler arası çatışmalara yoğunlaşmışken, KJAR’a göre en büyük savaş İran İslam Cumhuriyeti tarafından ülke içinde topluma, özellikle de kadınlara karşı yürütüldü ve bu süreç devam etmekte. Tutuklu kadın sayısının ve idam kararlarının arttığına dikkat çekilerek, Zeyneb Celaliyan, Werîşe Muradî, Pexşan Ezîzî, Gulrox Îraî ve diğer siyasi tutsakların durumunun her geçen gün endişe verici hale geldiği belirtildi. Ayrıca, bu süreçte birçok kadının ailedeki erkekler tarafından katledildiği ve İran İslam Cumhuriyeti’nin iç baskıyla bu şiddeti körüklediği ifade edildi. KJAR, rejimin karartma uygulayarak işlediği suçların istatistiklerini inkar ettiği bir ortamda, bu verileri yayımlamanın ve duyurmanın insan hakları örgütlerinin görevi olduğunu, kadınlara yönelik hiçbir suçun gizli kalmaması gerektiğini vurguladı.
Doğu Kürdistan Özgür Kadınlar Topluluğu (KJAR), bu tarihsel devrimin yıl dönümünde kadın özgürlük çizgisi, ideolojik duruş ve demokratik öz-örgütlenme temelinde mesajını yineledi. İran’ın mücadeleci ve özgürlükçü kadınlarının dört yıldır direnişle ve durmaksızın mücadele ettiğini ve bu mücadelenin sürdüğünü belirten KJAR, bu tür direnişin ve cesur eylemlerin, İran İslam Cumhuriyeti gibi erkek egemen bir rejimin karşısında elde edilmiş en büyük zafer olduğunu ifade etti. Özgür bir yaşama ulaşmak uğruna canlarını verenlerin anısının ve mücadelesinin bu devrim yolunun meşalesi olduğunu, asla unutulmayacaklarını ve akan kanlarının özgür bir toplumun temeli olduğunu vurguladı. Açıklamada, bu devrimin yıl dönümünün bir dönemin sonu değil, mücadelenin ve ilerlemenin devamı için verilmiş güçlü bir sözün yenilenmesi olduğu belirtildi. KJAR, İran’da kadınların korku eşiğini aştığını ve özgürlük fikrinin doğduğunu, iktidar gücünün onu yıkamayacağını, çünkü kadınların bu devrimin anlamının bozulmasına veya küçültülmesine izin vermeyeceğini kaydetti. Mücadelenin, tam özgürlük, adalet ve demokratik-eşitlikçi bir toplum inşa edilene dek daha güçlü adımlarla devam edeceği yinelendi.
KJAR, kadınların eğitimi ve örgütlenmesi temelinde, yıllardır Kürdistan’da yaşanan “Jin, Jiyan, Azadî” felsefesinin artık çok uluslu bir nitelik kazandığına ve özgür bir toplum ve yaşam yaratmak adına birçok kadını bir araya getirdiğine inandıklarını ifade etti. “Jin, Jiyan, Azadî” devriminin yıl dönümünde hep birlikte tek bir sesle “Jin, Jiyan, Azadî” denilmesi ve hedeflere ulaşmak için daha örgütlü bir şekilde hareket edilmesi çağrısında bulunuldu. KJAR örgütünün geçen yıllar boyunca kesintisiz bir şekilde bu yolda adımlar attığı ve bu çalışmaların devam edeceği belirtildi. Bu kapsamda, “Jin, Jiyan, Azadî” devriminin yıl dönümü vesilesiyle sunulacak programların, açıklamanın yayımlanmasının ardından önümüzdeki günlerde paylaşılacağı kaydedildi.
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.