10 Ekim Barış Derneği Eş Sözcüsü İshak Kocabıyık, kamuoyunda “çerçeve yasa” olarak nitelendirilen “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun” hakkında değerlendirmelerde bulundu. Kocabıyık, yasanın barış ve demokratikleşme yolunda ilk adım olarak olumlu olduğunu ancak mevcut haliyle ciddi yapısal eksiklikler ve muğlaklıklar barındırdığını ifade etti.
Yasanın Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmesinin ardından süren tartışmaları değerlendiren Kocabıyık, toplumsal barış ihtiyacının hayati önemde olduğunu belirtti. Kocabıyık, “Bu topraklarda çok acı yaşandı ve çok kan döküldü. Barışa aslında herkes hazır. Gerekli adımların atılması gerekiyordu. Çıkarılan yasayı barış için bir ilk adım olarak elbette olumlu değerlendiriyoruz. Ancak ne yazık ki yasa tamamen kaygılarımızı gideren, güvenimizi artıran bir nitelik taşımıyor. Aksine çok muğlak ifadeler kullanılmış. O muğlak ifadelerin nasıl hayata geçeceği yönünde kaygılandıran bir tarafı var” dedi.
Umutsuz olmadıklarını dile getiren Kocabıyık, uygulamaların bu kaygıları giderecek ve belirsizlikleri ortadan kaldıracak şekilde yürütülmesi gerektiğini vurguladı.
Gerçek bir demokratikleşme için siyasi kanalların açılması gerektiğine dikkat çeken Kocabıyık, yargı kararlarının uygulanmamasının güvensizlik yarattığını belirtti. Kocabıyık, “Demokratik siyasetin kapalı olan kanallarının açılması gerekiyor. Başka türlü siyasi güvence ve sağlıklı bir ortam oluşturulamaz. Can Atalay, Osman Kavala, Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş ve pek çok kişi için verilmiş Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararları var. Bu kararların uygulanması gerekmektedir” şeklinde konuştu.
Kayyum uygulamalarından vazgeçilmesinin önemini de vurgulayan Kocabıyık, Ahmet Türk örneğini vererek halkın iradesinin tecelli etmesi için sağlıklı bir zeminin kurulması gerektiğini ifade etti.
Sürecin demokratik yönde geliştirilmesinde muhalefete de büyük görevler düştüğünü hatırlatan Kocabıyık, sözlerini şöyle tamamladı: “Yasanın geliştirilmesi hepimizin mücadelesiyle mümkün olacaktır. Bu yüzden muhalefet partilerinin ve hak odaklı örgütlerin kendilerini sürecin dışında tutmadan, barışın içerisinden konuşarak yapıcı eleştiriler ve öneriler sunması gerekiyor.”
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.