Türkiye’deki hak savunucuları, sağlık ve hukuk örgütleri, cezaevlerinde giderek derinleşen hak ihlalleri ve ağırlaşan tecrit koşullarına karşı ortak bir açıklama yayımladı. Türk Tabipleri Birliği (TTB), Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), İnsan Hakları Derneği (İHD) ile Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), yaptıkları yazılı açıklamada cezaevlerindeki uygulamaların sistematik bir hak ihlali haline geldiğini vurguladı.
Açıklamada, 1 Nisan tarihinde yaşamını yitiren tutuklu Rojhat Babat’ın durumuna dikkat çekilerek, cezaevlerindeki şüpheli ölümlerin üzerine gidilmesi istendi. Kırşehir S Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulurken daha önce iki kez intihar girişiminde bulunduğu belirtilen Babat’ın, Kayseri Şehir Hastanesi’nde yaşamını yitirdiği bilgisinin ailesine verildiği hatırlatıldı. Örgütler, intihar girişimi ve hastaneye sevk süreçlerinde ailesine bilgi verilmemesi ve cenazenin gönderildiği Van’da ailenin ikinci otopsi talebinin reddedilmesi gibi iddiaların etkin bir şekilde soruşturulması gerektiğini ifade etti.
Kamuoyunda “Kuyu Tipi” olarak adlandırılan yeni nesil yüksek güvenlikli cezaevlerinin, mahpusları tamamen izole eden bir mimari ve yönetim anlayışıyla inşa edildiği belirtildi. Bu hapishanelerde havalandırması olmayan hücrelerin ve yoğun teknolojik denetimin insan psikolojisi ve sağlığı üzerindeki tahrip edici etkilerine değinildi.
Antalya Döşemealtı Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutulan Tahsin Sağaltıcı, Gürkan Türkoğlu ve Hüseyin Özen’in bu tecrit modeline karşı başlattıkları açlık grevinin kritik aşamaya geldiği vurgulandı. 11 Nisan itibarıyla Sağaltıcı ve Türkoğlu’nun 256’ncı, Özen’in ise 236’ncı gününe giren eylemlerinin sağlık durumlarını yaşamsal risk sınırına taşıdığı uyarısı yapıldı.
Sağlık ve hukuk örgütleri, hasta mahpusların tahliye edilmemesini de sert bir dille eleştirdi. Adli Tıp Kurumu’nun (ATK) bağımsız tıp etiğinden uzak raporlar hazırladığı savunulan açıklamada, Marmara (Silivri) 5 No’lu L Tipi Cezaevi’nde hayatını kaybeden 70 yaşındaki Mehmet Edip Taşar örneği verildi. Çok sayıda kronik hastalığına ve yatalak duruma gelmesine rağmen tahliye edilmeyen Taşar’ın ölümü, sistemdeki hukuksuzluğun bir sonucu olarak nitelendirildi.
Hukuk ve sağlık örgütleri, cezaevlerindeki krizin aşılması için şu talepleri kamuoyuyla paylaştı:
– Hapishanelerdeki tecrit uygulamalarından derhal vazgeçilmeli ve açlık grevi yapan mahpusların demokratik talepleri dikkate alınmalıdır.
– Şüpheli ölüm vakaları hakkında etkin ve şeffaf soruşturmalar yürütülmelidir.
– Hasta mahpusların tahliyesi önündeki engeller kaldırılmalı, ATK yerine tam teşekküllü hastanelerin ve bağımsız sağlık kurullarının raporları esas alınmalıdır.
– Mahpusların koşullu salıverilme haklarını keyfi gerekçelerle engelleyen İdare ve Gözlem Kurulları lağvedilmelidir.
– Cezaevlerinin denetimi için sivil toplum örgütlerinin ve bağımsız heyetlerin yer aldığı bir mekanizma oluşturulmalıdır.
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.