Diyarbakır’da gerçekleştirilecek Mezopotamya Psikoloji Kongresi öncesinde konuşan psikolog Laleş Öngün, “Bir kimlik veya dil yasaklandığında duygularımızı nasıl yaşadığımızı, neler söyleyebileceğimizi ele alacağız” açıklamasını yaptı.
Mezopotamya Psikologlar Derneği tarafından 25, 26 ve 27 Eylül tarihlerinde düzenlenecek olan Mezopotamya Psikoloji Kongresi, “İnsan, psikolojisini kendi dili ve kimliğiyle hissetmeli” şiarıyla Diyarbakır’ın Yenişehir ilçesindeki Ali Emiri Kongre Merkezi’nde yapılacak. Mezopotamya Psikologlar Derneği Yönetim Kurulu üyesi Laleş Öngün, kongrenin bu coğrafyada gerçekleştirilen en kapsamlı buluşma olduğunu belirtti.
Laleş Öngün, kongrenin bu toprağın dili ve psikoloji deneyimleri etrafında bir araya gelme amacı taşıdığını ifade ederek, dil ve kimlik temasının önemini vurguladı. Öngün, “İnsan önce bir dille tanışır, hislerini, kaygılarını, yasını, sevincini ve neşesini bir dille tanımlar. Dolayısıyla o dil yok sayıldığında veya yasaklandığında, bunun izleri psikolojide de kalır. Psikoloji de uzun zamandır bu izleri görmezden geldi. Biz diyoruz ki; psikoloji bireysel bir mesele değildir. İnsan psikolojisini kendi dili ve kimliğiyle anlamak gerekir” sözleriyle konunun temelini aktardı.
Öngün, bu kongrenin diğerlerinden ayrılan özelliklerini şu şekilde belirtti: “İlk kez bu coğrafyada, kendi diliyle bu kadar büyük bir kongre düzenleniyor. İkinci olarak; dört parçadan, diasporadan ve Türkiye’nin farklı şehirlerinden 50’den fazla konuşmacı bir araya gelecek. Üçüncüsü ise kongrenin beş dilde gerçekleşecek olması. Kürtçe’nin Soranî, Dimilkî, Kurmancî lehçeleri, İngilizce ve Türkçe olarak. Dünyanın farklı yerlerinden gelen konuşmacılar, dil, kimlik ve psikoloji konularını ele alacaklar.”
Psikolojinin sadece bireysel bir mesele olmadığını, dar bir çerçevede ele alınamayacağını vurgulayan Öngün, bu nedenle kongrenin dört parçadan ve uluslararası alandan konuşmacıları ağırlayacağını ifade etti. Öngün, “Bir kimlik veya dil yasaklandığında duygularımızı nasıl yaşadığımızı, neler söyleyebileceğimizi ele alacağız. Bu hisler yok sayıldığında bizi kim anlayabilir, psikoloji bu konuda nasıl bir seviyedir, bunları tartışacağız. Ayrıca, bölgeden gelen konuşmacılarla parçalanmış bir coğrafyada dil ve kimliğin nasıl etkilendiğini, kadınların bu süreçteki yerini, cinsiyet ve toplumsal cinsiyet konularının nasıl işlendiğini de değerlendireceğiz” şeklinde konuştu.
Kongrede kayıp kimlikler, anadil, sanat ve edebiyat ilişkisi ile anadildeki terapinin sınırları ve kimliği gibi konuların da ele alınacağını aktaran Öngün, “Teorik sunumların yanı sıra sanat terapisi, sosyodrama, EMDR veya müzik terapisi gibi çeşitli pratik atölyeler de düzenleyeceğiz. Amacımız, Mezopotamya’da psikolojinin, başka coğrafyaların aktarımlarıyla değil, bu toprağın dili ve deneyimleriyle yazılmasına katkı sunmak ve bir başlangıç adımı oluşturmaktır. Bu kongrenin bir kilometre taşı olmasını ve her yıl büyüyerek daha birçok kurum ve kongreye ilham vermesini umuyoruz” dedi.
10.00-11.00: Açılış konuşmaları
11.15-12.30: Dil ve kimlik inşası çalışmaları
13.30-14.30: Psikoloji pratiklerinde test ve terapi
14.45-15.45: Anadilin, kimliğin inşası ve inkarındaki yeri
16.15-18.00: Workshop (Atölye)
10.00-11.30: Parçalanmış coğrafyada dil ve kimlik
11.45-13.00: Toplumsal soykırımda cinsiyet deneyimleri
14.00-15.00: Yasaklanmış dilin ikircikli psikolojisi: Gurur ve utanç
15.15-16.30: Göç, kimlik ve ana dili üzerine farklı coğrafyalardan örnekler
16.45-18.30: Workshop (Atölye)
10.00-11.45: Workshop (Atölye)
12.00-13.00: Mekan, kimlik ve kayıp
15.30-16.30: Terapi ve anadil: Psikolojinin yeniden inşası ve yaratımı
16.45-17.45: Kimlik ve sınır
18.00-18.30: Bitiş konuşmaları
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.