6 Mayıs 1972 tarihinde idam edilen Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu (THKO) kurucuları Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan, idam edilişlerinin yıl dönümünde bıraktıkları mücadele mirasıyla anılıyor. Yeşil Sol Parti Meclisi (PM) Üyesi Aydın Şimşek, Denizlerin “halkların kardeşliği” vurgusunun bugün barış ve demokratik toplum tartışmaları için en temel dayanaklardan biri olduğunu ifade etti.
Şimşek, Denizlerin temsil ettiği devrimci çizginin Kürt Özgürlük Hareketi ve Türkiye sol-sosyalist mücadelesinde yaşadığını belirtti. Kürt hareketinin bu mirası örgütlülük ve toplumsallaşma açısından güçlü bir şekilde sürdürdüğünü kaydeden Şimşek, Türkiye solunun ise geniş toplumsal tabanlara yayılma konusunda dönemsel sınırlılıklar yaşadığına dikkat çekti. Anti-emperyalist duruşun demokratikleşme mücadelesiyle, sınıfsal perspektifin ise özgürlük talepleriyle harmanlanması gerektiğini vurgulayan Şimşek, halkların eşitliği fikri ile ortak yaşam stratejisi arasında güçlü bir bağ kurulması gerektiğini ifade etti.
Gezmiş ve arkadaşlarının mirasını sadece tarihsel bir referans olarak anmanın yeterli olmadığını dile getiren Şimşek, bu mirasın günümüz koşullarında ekolojik, kadın özgürlükçü ve halkların eşitliğine dayalı bir demokratik cumhuriyet hedefiyle yeniden kurulması gerektiğini söyledi. Şimşek, “Denizlerin çizgisi, ancak böyle bütünlüklü bir yeniden kuruluşla gerçek anlamda bugüne taşınabilir” değerlendirmesinde bulunarak, mücadelenin toplumsallaşmasının önemine değindi.
68 kuşağının açtığı yol ile Kürt mücadelesi arasındaki tarihsel bağa değinen Şimşek, ulus-devletçi bakış açısının aşılmasının demokratik çözüm perspektifini derinleştireceğini belirtti. Denizlerin idam sehpasındaki son sözlerine atıfta bulunarak, Türk ve Kürt halklarının gönüllü birliğine dayanan bir yapının inşa edilmesinin önemini vurgulayan Şimşek, tüm sol, sosyalist ve demokratik güçleri ortak mücadele hattında birleşmeye çağırdı.
6 Mayıs’ın sadece bir yas günü değil, aynı zamanda bağımsızlık iradesinin sembolü olduğunu ifade eden Şimşek, “Denizlerin mirasına sahip çıkmak, onların uğruna mücadele ettiği değerleri büyütmekle mümkündür. Bu da güçlü bir demokratik birlikteliği gerektirir” dedi.
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.