Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) İstanbul Şubesi, avukatların mesleki faaliyetlerinin kriminalize edilmesine ve savunma hakkına yönelik artan baskılara tepki gösterdi. Dernek binasında düzenlenen basın toplantısında, “Avukatlık pratiğimize yönelen saldırılara son, savunma susmadı susmayacak” denilerek, yargı tacizine karşı mücadele vurgusu yapıldı.
Basın metnini okuyan ÇHD İstanbul Şubesi yöneticisi Eylem Kaplan, hak mücadelesi yürüten avukatların hedef alındığını belirterek, katledilen Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi ve adil yargılanma talebiyle girdiği ölüm orucunda yaşamını yitiren Ebru Timtik‘i andı. Kaplan, avukatların sadece mesleklerini icra ettikleri için gözaltına alındığını, tutuklandığını ve ağır bedeller ödediğini ifade etti.
Toplumsal muhalefetin hedef alındığı her dönemde avukatların da baskıların odağında yer aldığını belirten Kaplan, “Faşizmin büyüyen açlığa, yoksulluğa, güvencesizliğe ve adaletsizliğe karşı bulduğu çözüm baskıyı ve zoru arttırmak olmuştur. Baskı ve zor arttıkça halkın, işçi sınıfının, ezilenlerin, gençlerin ve kadınların direnişi de büyümektedir. Bu ortamda mesleğimiz ve meslektaşlarımız fütursuzca hedef alınmaktadır” dedi.
Adalet Bakanlığı’nın avukatlara yönelik özel bir politika geliştirdiğini savunan Kaplan, tutuklu bulunan ÇHD Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı ve diğer dernek üyesi avukatların durumuna dikkat çekti. Kaplan, meslektaşlarının koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik haklarının keyfi bir şekilde engellendiğini ve tahliyelerinin durdurulduğunu vurguladı.
Avukatların müvekkilleriyle olan ilişkilerinin ve mesleki ödemelerin dahi suç unsuru gibi gösterilmeye çalışıldığını ifade eden Kaplan, şunları dile getirdi:
“Mesleki faaliyetimiz her detayıyla kriminalize edilmektedir. Müvekkilleri tarafından meslektaşlarımıza gönderilen masraf ve ücret ödemeleri ‘suç şüphesi’ haline getirilerek sorgulanmaktadır. Bu durum, açıkça savunma hakkı ve özgürce avukat seçebilme hakkına yönelik bir saldırıdır.”
Meslektaşlarının ev ve bürolarının usulsüz şekilde basıldığını hatırlatan Kaplan, son dönemde yaşanan örnekleri paylaştı. 1 Mayıs öncesinde avukat Gülizar Tuncer‘in evinin savcı ve baro temsilcisi bulunmaksızın basıldığını ve aramanın hukuksuz bir şekilde gerçekleştirildiğini belirtti. Kaplan, “Keyfi kolluk operasyonlarına son verilmelidir. Tutsak meslektaşlarımız serbest bırakılmalı, avukatlık faaliyetleri üzerindeki baskılar derhal kaldırılmalıdır” çağrısında bulundu.
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.