enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
48,7713
EURO
56,0537
ALTIN
6.865,89
BIST
13.284,42
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
26°C
İstanbul
26°C
Parçalı Bulutlu
Pazar Az Bulutlu
25°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
26°C
Salı Yağmurlu
20°C
Çarşamba Hafif Yağmurlu
18°C

Cemil Kırbayır İçin Adalet Çağrısı: Cumartesi Anneleri Zaman Aşımı Kararını Reddediyor

Cemil Kırbayır İçin Adalet Çağrısı: Cumartesi Anneleri Zaman Aşımı Kararını Reddediyor
19 Eylül 2026 13:18
A+
A-

Cumartesi Anneleri/İnsanları, gözaltında kaybettirilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle sürdürdükleri eylemlerinin bin 121’incisini İstanbul Beyoğlu’nda bulunan Galatasaray Meydanı’nda gerçekleştirdi. Bu haftaki eylemde, 13 Eylül 1980 tarihinde Ardahan’ın Göle ilçesine bağlı Okçu köyündeki evinden gözaltına alındıktan sonra kaybedilen Cemil Kırbayır’ın akıbeti sorularak, faillerinin bulunması ve yargılanması talep edildi. Eyleme katılanlar, ellerinde katledilen ve kaybedilenlerin fotoğrafları ve karanfiller taşıdı.

Kayıp yakını İkbal Eren, Kırbayır dosyasında devletin etkin bir soruşturma yürütmediğini belirterek, “Bir insan gözaltında kaybedildiğinde devletin görevi, onun akıbetini ortaya çıkarmak, gerçeği araştırmak, sorumluları belirlemek ve adaletin önünü açmaktır. Ancak etkin soruşturmalar yapılmaz, tanıklar dinlenmez, deliller toplanmaz, sorumlular hesap vermeden yıllar geçirilir ve ardından ‘zaman aşımı doldu’ denilerek dosyalar kapatılırsa, burada yalnızca bir hukuk kuralının uygulanmasından söz edilemez. Bu zaman aşımı kurumunun devletin yıllarca yerine getirmediği soruşturma yükümlülüğünün üzerini örten bir kalkan haline getirilmesidir. Bin 121’inci haftamızda, zamanın kalkan olarak kullanıldığı örneklerden biri olan Cemil Kırbayır’ın akıbetini sormak için buradayız. 26 yaşındaki Kars Eğitim Enstitüsü öğrencisi Cemil Kırbayır, 13 Eylül 1980 tarihinde Ardahan’ın Okçu köyündeki evinden güvenlik güçleri tarafından gözaltına alındı. Önce Göle’deki 247’nci Piyade Alayı’na götürüldü ve burada yaklaşık bir hafta tutuldu. Ardından Kars Emniyet Müdürlüğü’ne, oradan da gözetim evi olarak kullanılan Kars Eğitim Enstitüsü’ne sevk edildi. Ailesi, Cemil’in gözaltında tutulduğu süre boyunca onu görebilmek ve ihtiyaçlarını karşılayabilmek için bu merkezlere gidip geldi. Ancak 8 Ekim’den sonra gittiklerinde, ‘Oğlunuz firar etti, bir daha onu sormaya gelmeyin’ cevabını aldılar. O günden sonra Cemil’den bir daha haber alınamadı. Baba İsmail Kırbayır’ın ve Türkiye Barolar Birliği’nin (TBB) yaptığı suç duyuruları sonuçsuz bırakıldı. Devlet, Cemil’in akıbetini ortaya çıkarmak için etkili bir soruşturma yürütmedi. Kırbayır ailesi Cemil’i aramaktan vazgeçmedi” dedi.

‘BEN ÖLMEDEN OĞLUMU BULUN’

Cemil Kırbayır’ın annesi Berfo Kırbayır’ın ise oğlunun akıbetini sormak için yıllarca mücadele ettiğini hatırlatan İkbal Eren, “5 Şubat 2011 tarihinde, dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile Dolmabahçe Sarayı’nda görüşen 103 yaşındaki Berfo Anne, yaşadıklarını anlattı ve tek bir talepte bulundu; ‘Ben ölmeden oğlumu bul.’ Bu buluşmanın ardından Meclis Araştırma Komisyonu kuruldu. Komisyon, döneme ilişkin belgelere ulaştı; Cemil Kırbayır’ı sorguda gören tanıklarla, sorgulamayı yapan emniyet ve MİT mensuplarıyla görüştü. Titiz bir çalışmanın ardından 350 sayfalık bir rapor hazırlandı. Raporda, Cemil Kırbayır’ın gözaltında işkence sonucu hayatını kaybettiği ve bedeninin, ölümüne sebebiyet veren kamu görevlilerince ortadan kaldırıldığı tespit edildi. Böylece Cemil Kırbayır’ın gözaltında kaybedildiği, devletin kendi kurduğu Meclis Araştırma Komisyonu tarafından ortaya konuldu. Komisyon ayrıca Kars Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu ve dosya yeniden açıldı. Tam da burada, hakikate ve adalete ulaşma umudu yeniden doğmuşken, devletin cezasızlık pratiği bir kez daha devreye girdi. Uzun bir belirsizlik döneminin ardından 25 Şubat 2020 tarihinde Adalet Bakanlığı Yargıtay’a başvurarak dosyada zaman aşımı bakımından ‘kanun yararına bozma’ kararı verilmesini talep etti. Yargıtay 8’inci Ceza Dairesi bu talebi kabul etti. Böylece Cemil Kırbayır’ın kaybedilmesine ilişkin ceza soruşturmasının önü zaman aşımı gerekçesiyle kesildi. Oysa devletin görevi, kendi ihmalleri nedeniyle geçen zamanı gerekçe göstererek adaletten vazgeçmek değil, etkili soruşturma yükümlülüğünü yerine getirmektir” diye konuştu.

‘SORMAYA DEVAM EDECEĞİZ’

Cemil Kırbayır’ın akıbeti bulunana kadar mücadelelerine devam edeceklerini söyleyen İkbal Eren, “Cemil Kırbayır’ın dosyasında yaşananlar bize bir kez daha gösterdi ki etkin soruşturma yapılmadığında, zaman aşımı adaletin önünü keserek cezasızlığın aracına dönüşüyor. Biz bunu kabul etmiyoruz. Cemil Kırbayır’ın gözaltında kaybedilişinin 46’ncı yılında bir kez daha söylüyoruz. Gözaltında kaybetme suçunda zamanaşımı işletilemez. Devletin etkin soruşturma yapma yükümlülüğünü yerine getirmeyip yıllarca dosyaları sürüncemede bırakması, ardından ‘zaman aşımı doldu’ diyerek soruşturma ve kovuşturmaları kapatması yalnızca bir usul sorunu değildir. Bu hukukun inkârıdır. Cezasızlığın kurumsallaştırılmasıdır. Cemil Kırbayır’ın akıbeti açıklanana, onu gözaltında kaybedenler yargılanana kadar Berfo annemizin bıraktığı yerden sormaya devam edeceğiz” diye kaydetti.

ZAMAN AŞIMI

Ardından söz alan Kırbayır ailesi avukatlarından Eren Keskin, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Birleşmiş Milletler (BM) Gözaltında Kayıplara Karşı Sözleşmeyi imzalamıyor. Çünkü imzalarsa zaman aşımı durumu ortadan kalkacak. Devletin zaman aşımını bir örtbas aracı olarak kullandığını, zaman aşımını kullanarak bu tür faili meçhul cinayetlerin, faili bulunabilecek cinayetlerin üstünü örtüyor” dedi.

‘KARDEŞİN ANARŞİSTTİR’

Kırbayır’ın kardeşi Mikail Kırbayır, “Devletin gözaltında kaybettiği insanların aileleri, ne çekti, hangi travmaları yaşadı? Her canlı dünyaya gelir ölümle yüzleşir ama bizimki farklı bir durum. Benim kardeşim katledildi. Ölüm onların kucağına verildi, bunlardan biri de kardeşimdi. O dönem komutana, kardeşimi 13 Eylül’de siz aldığınıza dair duyum aldım, dedim. Komutan, ‘Senin kardeşin anarşisttir’ dedi. Kars’ta mücadele ettim, kaymakam beni çağırdı. ‘Sürgün edildin, bundan sonraki hayatını Karaman’da sürdüreceksin’ dediler. Bu dönemde babam ve bir diğer kardeşimi kaybettim. Annem ‘Oğlumu istiyorum, bulun’ dedi. Dönemin başbakanı ile görüşme yapıldı. Sadece başsağlığında bulundular. Hiçbir sonuç alınmadı” şeklinde konuştu.

Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.