Türkiye’nin en verimli tarım havzalarından biri olan Büyük Menderes Havzası, kontrolsüz şekilde yayılan Jeotermal Enerji Santralleri (JES) nedeniyle ekolojik yıkım ve tarımsal çöküş tehlikesiyle karşı karşıya. İktidarın enerji politikaları doğrultusunda sermayeye açılan havzada, hem tarım arazileri hem de halk sağlığı geri dönüşü olmayan zararlar alıyor.
Denizli Büyük Menderes Ekoloji ve Çevre Derneği Başkanı Şenol Akyol, Türkiye’nin JES’lerden elde edilecek elektriğe aslında ihtiyacı olmadığını vurguladı. Akyol, JES’lere verilen tüm ruhsatlar aktif hale gelse bile toplam tüketimin yalnızca yüzde 5’inin karşılanabileceğine dikkat çekerek, elektrik iletimindeki kaçak ve kayıpların yüzde 15 seviyesinde olduğunu belirtti. Akyol, yatırımların doğayı katleden santraller yerine altyapı modernizasyonuna harcanması durumunda jeotermale ihtiyaç kalmayacağını ifade etti.
Mevcut yasaların tarım arazileri ve zeytinliklerin 3 kilometre yakınına santral kurulmasını yasaklamasına rağmen, Aydın ve Denizli’de bu kuralın ihlal edildiği belirtiliyor. Aydın’da 39, Denizli’de ise 11 aktif santralin bulunduğunu hatırlatan Akyol, santrallerin doğrudan zeytin ve narenciye bahçelerinin içine inşa edildiğini söyledi. Santrallerden çıkan akışkanların usulüne uygun şekilde yer altına geri verilmediğini (reenjeksiyon) belirten Akyol, bu sıvıların barındırdığı bor mineralinin toprağı zehirleyerek ağaçların su almasını engellediğini vurguladı.
JES bacalarından salınan hidrojen sülfür ve diğer zehirli gazların bölgede asit yağmurlarına yol açtığı kaydediliyor. Bu durumun sadece tarımsal verimi düşürmekle kalmadığı, insan sağlığını da tehdit ettiği ifade ediliyor. Aydın Tabip Odası ve Adnan Menderes Üniversitesi tarafından yapılan araştırmalara değinen Akyol, bölgede kanser vakalarının ve solunum yolu hastalıklarının istatistiksel olarak ciddi oranda arttığını dile getirdi.
Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreçlerinin işlevsizleştirildiğini savunan Akyol, halkın katılımı toplantılarının şirket çalışanları aracılığıyla manipüle edildiğini veya yerel halktan gizlendiğini söyledi. Kırsal bölgelerde istihdam vaadiyle halkın ikna edilmeye çalışıldığını ancak sonuçta tarımın ve hayvancılığın yok olma noktasına geldiğini belirten Akyol, iktidarın tercihini toplum sağlığından değil, sermayeden yana kullandığını ifade etti.
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.