enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
49,1045
EURO
55,3311
ALTIN
6.549,42
BIST
12.270,18
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
20°C
İstanbul
20°C
Parçalı Bulutlu
Pazartesi Az Bulutlu
21°C
Salı Çok Bulutlu
21°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
21°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
20°C

Bingöl Baro Başkanı Ketenalp: Barolar ve STK’ler Demokratik Siyasete Katkı Sunmalı

Bingöl Baro Başkanı Ketenalp: Barolar ve STK’ler Demokratik Siyasete Katkı Sunmalı
20 Ağustos 2026 08:12
A+
A-

Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünlüğün Güçlendirilmesi Kanunu”na ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bingöl Barosu Başkanı Yusuf Ketenalp, baroların ve sivil toplum örgütlerinin sürece aktif olarak dahil olması gerektiğini belirtti. Ketenalp, tüm kesimlerin hukuki ve demokratik siyasete katkı sunması çağrısında bulundu.

Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında Meclis’te kabul edilen 12 maddelik çerçeve yasanın ardından, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında kurulan “Takip ve Değerlendirme Kurulu” çalışmalarına başladı. İlk toplantısını 24 Ağustos’ta yapacak olan kurulun adımları yakından izlenirken, yasanın getirdiği hukuki ve idari düzenlemelerin sahada nasıl bir karşılık bulacağı ise kamuoyunda tartışılmaya devam ediyor.

Yasayı değerlendiren Bingöl Barosu Başkanı Yusuf Ketenalp, sürecin Meclis çatısı altında yürütülmesinin toplumsal destek, şeffaflık ve meşruiyet açısından önemli bir aşama olduğunu ifade etti. Ketenalp, “Farklı meslek grupları ve STK’ler dinlendi. Biz de geçen yıl Ağustos ayı sonlarında 10 baro başkanı ve Türkiye Barolar Birliği (TBB) başkanımızla komisyonda görüşlerimizi ifade ettik. Bu durum, milletvekillerinin ve komisyon üyelerinin zihninde sürecin netleşmesi açısından oldukça önemliydi” dedi.

Şiddetsizlik Ortamı Çok Kıymetli

Son iki yıldır çatışmasızlık ortamının sürmesinin ve bunun yasal güvenceye kavuşturulmasının hayati önemde olduğunu vurgulayan Ketenalp, “Doğru tanımlama yaparsak beklentileri de ona göre şekillendiririz. Türkiye iki yıldır şiddet ortamından uzak bir süreç yaşıyor. Bu öncelikle çok kıymetlidir. Yasal güvencenin sağlandığı bu ortamda, hukuki ve demokratik zeminde her şey özgürce konuşulabilir” diye belirtti.

Farklı Düzenlemeler de Yapılacaktır

Sürecin niteliğine dair açıklamalarda bulunan Ketenalp, bu sürecin 40 yılı aşan Kürt meselesindeki çatışmalı ortamın sonlandırılması amacı taşıdığını ifade etti. Komisyonda anadilden kayyım uygulamalarına kadar birçok temel konuyu dile getirdiklerini belirten Ketenalp, şunları söyledi: “Bu konuların daha sonraki aşamalarda demokratik zeminde konuşulup düzenleneceği ifade edilmişti. Dolayısıyla bu süreç, Kürt meselesine dair taleplerin ve konuşulacak konuların tamamen hukuki ve demokratik zemine çekilmesi sürecidir. Çerçeve yasadaki adımlar, ilerleyen süreçlerde ikinci ve üçüncü adımların atılmasıyla daha farklı demokratik düzenlemeleri de beraberinde getirecektir.”

Kimler Yararlanacak, Kimler Kapsam Dışı Kalacak?

Yasanın uygulama mekanizmalarına değinen Ketenalp, kanunun kapsamını ve esaslarını şu sözlerle özetledi: “Milli Güvenlik Kurulu (MGK) ve Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) teyit ve tespitiyle kurulacak kurulun onayından sonra, düzenlemeden yararlanacak kişiler başvuru yaparak faydalanabilecek. Düzenleme kapsamında; örgüt yöneticileri, örgüt üyeliği suçlamasıyla karşı karşıya kalanlar, örgüte yardım edenler, propaganda suçları ve Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkındaki Kanun’a muhalefet edenler yer almaktadır. Buna karşılık, yaşam hakkına yönelik eylemlerde bulunanlar ile 1 Haziran 2005 tarihinden önce işlenen ve ağırlaştırılmış müebbet cezayı gerektiren suçlar kapsam dışı tutulmuştur.”

Davalar Düşecek

Hukuki süreçlerin işleyişine dikkat çeken Ketenalp, yasanın ruhuna uygun bir uygulamanın hayati önem taşıdığını belirtti. Ketenalp, “Bu düzenleme bir ilk adımdır. Yasanın yapılmasından ziyade, uygulamanın insan hakları ve ifade hürriyeti kapsamında yasanın ruhuna uygun olması gerekir. Erteleme süresi boyunca yeni bir davayla karşılaşmamış kişiler için; soruşturma evresindeyse takipsizlik kararı verilecek, kovuşturma evresindeyse dava düşecek. Kesinleşmiş hapis cezası olanlar için ise ceza infaz edilmiş sayılacak” şeklinde konuştu.

Barolar ve STK’ler Sürece Dahil Olmalı

Sürecin özgün yapısına değinen Ketenalp, geçmişteki Oslo sürecinden farklı olarak Türkiye’ye has bir modelin denendiğini söyledi. “Örgütün silah bırakmış olması ve ‘üçüncü göz’ mekanizmasının bulunmayışı, sürecin yerelliğini gösteriyor. Baroların, STK’lerin ve toplumun sürece sadece izleyici olarak değil; hukuki ve demokratik siyasete yönelik yapılacak düzenlemelere destek ve yapıcı katkı sunarak dahil olması gerekir” ifadelerini kullandı.

Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.