ABD ile İran arasındaki gerilim tırmanırken, bölgedeki askeri hareketliliğin ekonomik yansımaları ve ABD’nin Hürmüz Boğazı’na yönelik koalisyon planları dünya kamuoyunun ana gündem maddeleri arasında yer alıyor. Özellikle ABD Başkanı Donald Trump’ın Kongre onayı almadan yürüttüğü askeri operasyonlar için tanınan 60 günlük yasal sürenin dolmak üzere olması, Washington’daki siyasi dengeleri hareketlendirdi.
İngiltere merkezli haber ajansı Reuters, İran’ın ABD ve İsrail ile girdiği siyasi ve askeri çıkmazın ülke içindeki ekonomik faturasına dikkat çekti. Haberde, derinleşen ekonomik sorunların halk nezdinde yeni bir huzursuzluk dalgasına ve geniş çaplı toplumsal protestolara yol açabileceği uyarısında bulunuldu. Ekonomik daralmanın, bölgesel gerilimle birleşerek İran iç siyasetinde ciddi bir kırılma yaratabileceği öngörülüyor.
ABD yönetimi, Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğini kontrol altına almak ve güvenliği sağlama iddiasıyla “Denizcilik Özgürlüğü Yapısı” (Maritime Freedom Construct/MFC) adında uluslararası bir koalisyon kurmayı planlıyor. Wall Street Journal’ın haberine göre, ABD Dışişleri Bakanlığı büyükelçilikler aracılığıyla müttefik ülkelere bu koalisyona katılım çağrısı yapılması talimatını verdi.
Koalisyonun, ABD Dışişleri Bakanlığı ve Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) tarafından ortaklaşa yönetileceği belirtiliyor. Öte yandan bu girişimin Rusya, Çin, Belarus ve Küba gibi “ABD karşıtı” olarak tanımlanan ülkelere kapalı olduğu bildirildi. Avustralya gibi bazı ülkelerin ise söz konusu koalisyon planını değerlendirmeye aldığı ifade ediliyor.
ABD iç siyasetinde ise Savaş Yetkileri Yasası (War Powers Resolution) çerçevesinde Trump’ın yetkileri tartışılıyor. Yasaya göre, Başkan’ın Kongre onayı olmaksızın başlattığı askeri operasyonları sürdürme yetkisi 60 günle sınırlı tutuluyor. 2 Mart tarihinde Kongre’ye resmen bildirilen operasyon süresinin 1 Mayıs itibarıyla dolacak olması, demokratik denetim mekanizmalarını yeniden gündeme getirdi.
ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth’in, 7 Nisan’da yürürlüğe giren geçici ateşkesin bu yasal süreyi durdurduğuna yönelik açıklamaları, Kongre üyeleri arasında hukuksal bir tartışmanın fitilini ateşledi. Birçok parlamenter, yasal sürenin dolmasıyla birlikte operasyonların durdurulması gerektiğini savunuyor.
Bölgedeki insani krize dair çarpıcı veriler paylaşan Associated Press (AP), İsrail’in saldırıları sonucunda Filistin’deki su altyapısının yaklaşık yüzde 90’ının tahrip edildiğini duyurdu. Su arıtma tesislerinin ve dağıtım şebekelerinin hedef alınmasıyla bölgedeki temiz suya erişim sorununun hayati bir krize dönüştüğü vurgulandı.
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.