Muğla’nın Milas ilçesinde bulunan 6 köyü kapsayan acele kamulaştırma kararına karşı yürütülen hukuk mücadelesinde kritik bir gelişme yaşandı. Danıştay, köylülerin ve yaşam alanı savunucularının açtığı davada yürütmeyi durdurma kararı verdi. Kararın ardından bölge halkı, traktör konvoyu oluşturarak bu kazanımı kutladı.
Akbelen Ormanı ve çevresindeki köyleri maden sahası genişletme çalışmalarına karşı korumak için uzun süredir nöbet tutan İkizköylüler, mahkeme kararını sevinçle karşıladı. Nöbet alanında yapılan açıklamada, “Acele kamulaştırma geri çekilsin” ve “Yaşam savunuculuğu yargılanamaz” yazılı pankartlar açıldı. Köylüler, topraklarını ve ormanlarını korumaya devam edeceklerini vurguladı.
İkizköy Muhtarı Nejla Işık, Danıştay’ın kararının halkın birleşik mücadelesiyle kazanıldığını belirtti. Kararın yüreklere su serptiğini ifade eden Işık, “Mücadelemiz bitmedi, aksine daha da büyüyecek. Bu karar tamamen iptal edilene ve şirketler topraklarımızdan tamamen gidene kadar ‘kazandık’ demeyeceğiz. Türkiye’nin her yerinde havasını, suyunu ve toprağını koruyan herkese sesleniyoruz: Sakın vazgeçmeyin. Bu onurlu mücadeleyi hep birlikte kazanacağız,” dedi.
Kararın hukuki boyutuna dair açıklama yapan İkizköylülerin avukatı Arif Ali Cangı, Danıştay 6’ncı Dairesi’nin toplam 93 ayrı dosyada yürütmeyi durdurma kararı verdiğini duyurdu. Cangı, bu kararın uzun süredir etkisizleştirilen yargı mekanizması adına güçlü bir müdahale olduğunu ifade etti.
Mahkemenin, bölgede acele kamulaştırmayı gerektirecek bir “acelecilik halinin” bulunmadığını tespit ettiğini belirten Cangı, şu değerlendirmede bulundu: “Ekonomik hedefler veya şirket faaliyetlerinin sürekliliği, kanunun öngördüğü istisnai yöntemleri meşrulaştıramaz. Bu karar, Akbelen’deki müdahalenin kamu yararına değil, belirli bir ekonomik tercihe dayandığını tescillemiştir. Acele kamulaştırma işlemine dayanan tüm idari ve yargı süreçleri artık hukuki dayanağını yitirmiştir.”
Avukat Cangı, hukuki dayanağın çökmesiyle birlikte, bu sürece bağlı olarak gelişen tutuklamaların da meşruiyetini kaybettiğini vurguladı. Cangı, “Bu hukuksuz sürece dayanılarak yapılan işlemler mülkiyet hakkını ve kişi özgürlüğünü etkilemiştir. Tutuklamaya dayanak yapılan süreçlerin hukuki temeli kalmadığına göre, Esra Işık derhal serbest bırakılmalıdır. Engellediği iddia edilen keşifler artık geçersizdir,” diyerek yetkililere çağrıda bulundu.
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.