Anayasa Mahkemesi (AYM), 6-8 Ekim 2014 tarihindeki protestolar sırasında Diyarbakır’da dört kişinin yaşamını yitirdiği olaylara ilişkin yargılanan ve olay yerinde olmadığı kanıtlanmasına rağmen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan Mazlum İçli dosyasında karar vermeyi ikinci kez erteledi.
Kobanê’ye yönelik DAİŞ saldırılarına karşı gerçekleştirilen eylemler sırasında henüz 14 yaşında olan Mazlum İçli, aralarında Yasin Börü’nün de bulunduğu dört kişinin ölümünden sorumlu tutularak tutuklanmıştı. Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yargılanan İçli, “ülke bütünlüğünü bozma” ve “dört kişiyi öldürme” suçlamalarıyla toplam 124 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.
Yargılama sürecinde Mazlum İçli’nin avukatları, müvekkillerinin olayların yaşandığı Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinde değil, yaklaşık 140 kilometre uzaklıktaki Kulp ilçesinde bir düğünde olduğunu kanıtlayan somut deliller sundu. Düğünde müzik ekibinde yer alan İçli’nin görüntülerinin yanı sıra HTS analiz raporları da olay saatinde orada bulunmadığını doğruladı.
Yargıtay 16. Ceza Dairesi, Mazlum İçli hakkındaki cezaların bir kısmını onarken, Yasin Börü’nün öldürülmesine ilişkin hükmü 2020 yılında bozmuştu. Ancak yeniden yargılama sürecinde sunulan yeni delillere ve tanık beyanlarına rağmen yerel mahkeme, İçli’ye yönelik ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası kararında ısrar etti.
Dosyada dikkat çeken en önemli detaylardan biri, Cumhuriyet Savcısı’nın 28 Mayıs 2021 tarihli duruşmada, İçli’nin olay yerinde olduğuna dair somut delil bulunmadığını belirterek beraat talep etmesiydi. Ancak aynı savcı, kısa bir süre sonra mütalaasını değiştirerek İçli’nin cezalandırılmasını istedi. Mahkeme heyetinin oy birliğiyle verdiği “infazın durdurulması” kararı da savcılığın itirazı üzerine üst mahkemece kaldırıldı.
İçli’nin avukatı Mahsuni Karaman, somut delillere rağmen verilen mahkumiyet kararlarına karşı AYM’ye üç ayrı başvuruda bulunmuştu. AYM, bu dosyaları birleştirerek gündemine almasına rağmen 21 Nisan’daki toplantısında kararı ikinci kez ertelediğini duyurdu. Hukuk çevreleri ve hak savunucuları, davanın geldiği noktada adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine dikkat çekerek, AYM’nin vereceği kararın hukuki güvenirlik açısından kritik önem taşıdığını vurguluyor.
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.