Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) üye ve yöneticilerine yönelik yürütülen soruşturma kapsamında, aralarında ESP Eş Genel Başkanı Murat Çepni’nin de bulunduğu 83 kişinin durumuna ilişkin avukatlar ve hak savunucuları bir basın toplantısı düzenledi. İstanbul Barosu Galata Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen açıklamada, soruşturmanın 67’nci gününe girdiği hatırlatılarak, sürecin hukuki bir faaliyetten ziyade yargı tacizi ve düşman hukukuna dönüştüğü vurgulandı.
Basın metnini okuyan dosya avukatlarından Doğukan Taştan, operasyon sürecinin temelinde “itirafçılaştırma” ve “ajanlaştırma” politikalarının yattığını savundu. Parti üyelerinin ve ailelerinin baskı, tehdit ve işkenceyle itirafçılığa zorlandığını belirten Taştan, bu durumun cezaevlerinde de devam ettiğini ifade etti. Taştan, soruşturmanın gizlilik kararı altında yürütülmesine rağmen, dosyadaki bilgilerin yandaş medyaya servis edilerek masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ve müvekkillerinin İçişleri Bakanlığı tarafından hedef gösterildiğini dile getirdi.
Avukat Taştan, dosyada kısıtlılık kararı olduğu için savunma makamının belgelere erişemediğini, ancak iktidara yakın medya organlarında dosya içeriğinin tartıştırıldığını belirterek, “Geride kalan 67 günde müvekkillerin özel hayatlarının gizliliği ihlal edilmiş, adil yargılanma haklarına müdahale edilmiştir” dedi.
Açıklamada, tutuklular arasında 65 yaş üstü ve ağır sağlık sorunları olan bireylerin bulunduğu hatırlatıldı. Kalp ameliyatı geçirmiş ve tedavisi süren mahpusların durumuna dikkat çeken avukatlar, bu kişilerin bir an önce tahliye edilmesi gerektiğini vurguladı. İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Başkanı Jiyan Tosun ise cezaevlerindeki hak ihlallerine değinerek, Metris Cezaevi’ndeki hijyen sorunlarını, koğuşlardaki böcek ve fare istilasını gündeme getirdi. Tosun, tutukluların sağlığa erişim hakkının engellendiğini ve kelepçeli muayene dayatmasıyla karşı karşıya kaldıklarını belirtti.
Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Eş Genel Başkanı Serhat Çakmak, davayı sahiplendiklerini belirterek, yapılan operasyonların siyasi bir müdahale olduğunu ifade etti. Çakmak, “ESP’ye 15 yıldır benzer suçlamalarla davalar açılıyor. Siyasi faaliyetler dışında bir suçlama yok” diyerek yargının muhalifleri susturma aracı olarak kullanıldığını söyledi.
İHD MYK üyesi Eren Keskin ise Türkiye’deki yargı sisteminin biat etmeyenleri cezalandırma üzerine kurulu olduğunu dile getirdi. Keskin, “Yargı hiçbir zaman bağımsız olmadı ancak tek merkeze bağlılığın bu kadar yoğun olduğu başka bir dönem hatırlamıyorum. Bu büyük hukuksuzluğa karşı demokratikleşme isteyen herkesin bu davaya sahip çıkması gerekiyor” çağrısında bulundu.
Avukatlar, hasta mahpuslar başta olmak üzere tutukluluk hallerinin yeniden değerlendirilmesini ve soruşturmanın hukuki bir zemine çekilerek bir an önce karar verilmesini talep etti.
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.