Savaşa, derinleşen eşitsizliğe ve yerinden edilen milyonlarca insanın yaşadığı hak ihlallerine dikkat çekmeyi hedefleyen 5. İzmir Uluslararası Mülteci Film Festivali, bu yıl 14-18 Nisan tarihleri arasında izleyiciyle buluşmaya hazırlanıyor. Halkların Köprüsü Derneği tarafından organize edilen festival, mültecilerin görünmez kılınan yaşamlarını sinemanın estetik ve tanıklık gücüyle kamusal alana taşımayı amaçlıyor.
Festivalin açılışı, 14 Nisan’da Fransız Kültür Merkezi’nde (Institut français) yönetmenliğini Olivier Meys’in üstlendiği “Jahia’nın Yazı” filmiyle yapılacak. Savaşın sürdüğü Sahel bölgesinden kaçan Jahia ile Belarus’tan göç eden Mila’nın yollarının kesişmesini konu alan film, yalnızlık ve dostluk temaları üzerinden göçün insani boyutunu işliyor.
Beş gün sürecek festivalde, dünya sinemasından ödüllü yapımlar ve dikkat çeken belgeseller yer alıyor. İlker Çatak’ın 76. Berlin Film Festivali’nde büyük ilgi gören “Sarı Zarflar” filmi ile Maria Schrader’in Stefan Zweig’ın sürgün yıllarını anlattığı “Şafak Sökmeden” yapımı festivalin iddialı filmleri arasında bulunuyor.
Toplumsal hafıza ve kimlik meselelerine odaklanan yapımlar da izleyiciyle buluşacak. Bingöl Elmas’ın göçmenlerin kesişim noktası olan İstanbul Aksaray’daki Yeni Han’ı anlattığı “Yeni Han” belgeseli ile Rıza Oylum’un Mardin Derik doğumlu demir ustası Yervant Demirci’nin hikayesini ele alan “Yerli Yurtsuz” filmi gösterim programında yer alıyor. Festivalin kapanışı ise Çayan Demirel ve Ayşe Çetinbaş’ın imzasını taşıyan, Kardeş Türküler’in 30 yıllık politik ve müzikal yolculuğuna odaklanan belgeselle yapılacak.
Halkların Köprüsü Derneği tarafından yapılan açıklamada, festivalin İngiltere’den Japonya’ya, Filistin’den Kolombiya’ya kadar 27 farklı ülkeden toplam 46 filme ev sahipliği yapacağı belirtildi. Kurmaca, belgesel, deneysel ve animasyon türlerindeki yapımların yalnızca sanatsal birer üretim değil, aynı zamanda birer direnç ve hafıza alanı olarak kurgulandığı vurgulandı. Gösterimlerin ardından yapılacak söyleşilerle, hikayelerin arka planının doğrudan ekiplerinden dinlenmesi hedefleniyor.
Festivalin siyasal ve toplumsal bağlamına dair değerlendirmelerde bulunan düzenleme komitesi, dünyada artan küresel gerilimlerin zorunlu göçü tetiklediğine dikkat çekti. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Filistin başta olmak üzere Lübnan, İran ve pek çok coğrafyada yaşananlar, milyonlarca insanın hayatını doğrudan etkiliyor. Bu süreçlerin halkların özgürlüğüyle değil, emperyal çıkarlarla şekillendiği açıktır. Mültecilik, insani bağlamından koparılıp yalnızca bir iç politika malzemesi veya ‘tehdit’ söyleminin parçası haline getiriliyor. Bizler, hem yerel baskıcı rejimlere hem de emperyal şiddete karşı çıkarak, insan onurunu savunmaya devam ediyoruz.”
Mülteci Film Festivali’nin ırkçılıkla ve mülteci düşmanlığıyla mücadeledeki önemine değinen Halkların Köprüsü Derneği, tüm İzmir halkını ve sinemaseverleri festivale davet etti. Festivalin kolektif bir emeğin ürünü olduğu belirtilerek, “Yeryüzünü hepimizin evi kılabilmek için dayanışmayı ve birlikte yaşamı savunmaya çağırıyoruz” denildi.
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.