enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
49,6272
EURO
55,9397
ALTIN
6.562,14
BIST
11.577,12
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
21°C
İstanbul
21°C
Parçalı Bulutlu
Perşembe Az Bulutlu
21°C
Cuma Az Bulutlu
21°C
Cumartesi Az Bulutlu
18°C
Pazar Çok Bulutlu
20°C

Şırnak’ta Ekolojik Yıkımın Boyutları Büyüyor: Haftalık Ağaç Kesimi Bin 950 Tona Ulaştı

Şırnak’ta Ekolojik Yıkımın Boyutları Büyüyor: Haftalık Ağaç Kesimi Bin 950 Tona Ulaştı
22 Ekim 2026 08:20
A+
A-

Şırnak’ın Cudi ve Gabar dağları ile Besta Bölgesi’nde yedi yıldır süregelen ağaç kıyımı tüm hızıyla devam ediyor. Petrol arama, maden ocakları, güvenlik barajı ve çeşitli maden faaliyetleri adı altında yürütülen çalışmalar kapsamında devam eden ağaç kesimleri, bölge coğrafyasını günden güne çoraklaştırıyor. Askerlerin gözetiminde korucular eliyle yapılan ağaç kesimleri yeni bölgelere yayılıyor.

Şırnak Ekoloji Platformu üyesi Fadıl Tay, son günlerde Besta Bölgesi ve Gabar Dağı’nda artan ağaç kesimine dair açıklamalarda bulundu.

Bir Haftada Bin 950 Ton Ağaç Kesimi

Tay, Besta ve Gabar’da bir hafta içinde 3 bin ster (yaklaşık bin 950 ton) ağaç kesimi yapıldığı bilgisine ulaştıklarını belirtti. Doğa tahribatının “güvenlik” gerekçesinden çıkarak, sermaye ve rant odaklı bir politikaya dönüştüğünü vurgulayan Tay, ağaç kesimlerinin aynı zamanda insansızlaştırma ve hafızasızlaştırma politikalarının bir parçası olduğunu kaydetti.

Güvenlik Gerekçesinden Rant Politikasına Dönüşüm

Ağaç kesimlerinin tarihsel bir geçmişi olduğunu dile getiren Tay, 2014-2015 yıllarından itibaren bölgede orman yakmalarının başladığını, 2016 sonrasında ise orman kesimlerinin yaygınlaştığını ifade etti. Tay, “Şırnak ve Siirt özelinde 2016 sonrasında orman yakma ve kesme faaliyetleri daha da arttı. Son barış sürecine kadar bu kesimler sürekli güvenlik gerekçesiyle yürütüldü. Ancak yaklaşık iki yıldır bu durum tamamen sermaye odaklı bir hal aldı. Bütün bu faaliyetler birbirine bağlı şekilde yürütülüyor. Komşu bölgelere kadar uzanan geniş bir alanda yapılan kesimlerin önemli bir bölümü korucular eliyle gerçekleştiriliyor. Bu konuda yaptığımız çok sayıda hukuki başvuru ve suç duyurusu var. Ancak açılan davaların büyük bir kısmı takipsizlik veya kovuşturmaya yer olmadığı kararlarıyla kapatılıyor. Ağaç kesimlerine karşı ortak bir mücadele yürütmemiz gerekiyor” şeklinde konuştu.

Ekolojik yıkımın her geçen gün derinleştiğini belirten Tay, “Son aldığımız bilgilere göre Gabar ve Besta bölgelerinde bir haftada 3 bin ster ağaç kesimi söz konusu. Bir ster yaklaşık 650 kilogram olduğuna göre bu, yaklaşık bin 950 ton ağaç anlamına geliyor. Bu kesimler resmi prosedürler altında gerçekleştirilen ağaç kıyımıdır. Açıkça bir eko kırım söz konusudur. Bu yalnızca ağaçların kesilmesi değil, bölgenin insansızlaştırılması ve hafızasızlaştırılması anlamına da geliyor” dedi.

Doğayla da Barış Kurulmalı

Ekolojik yıkıma karşı demokratik kitle örgütlerinin daha fazla sahada olması gerektiğinin altını çizen Tay, “Hukuka aykırı biçimde yapılan ağaç kesimleriyle ilgili halkımızın platformumuza başvurmasını ve elindeki bilgileri bizimle paylaşmasını istiyoruz. Bu konuda gerekli hukuki desteği sunmaya hazırız. Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ndeyiz. Ancak bu barışın hukuk çerçevesinde ekolojik bir boyutunun da olması gerekiyor. Bir şehrin insanlarıyla barıştığınızda o toprağın, ekosistemin, ağaçların ve diğer canlıların da korunması gerekiyor. Önceden güvenlik gerekçesi öne sürülüyordu; bugün ise bölgede böyle bir gerekçe olmamasına rağmen ağaç kesimleri sürüyor. İnsanlar arasında oluşan barış ortamının doğaya da yansıması gerekiyor. Gabar ve Cudi’deki ağaçlarla, yaban keçileriyle, ceylanlarla ve bütün canlılarla da barışmamız gerekiyor. Barış süreci ilerliyorsa bunun ekolojiye de olumlu bir yansıması olmalı” ifadelerini kullandı.

Hafızasızlaştırma Politikasının Bir Parçası

Ekolojik yıkımın 90’lı yıllardan bu yana bölgede sürdürülen köy yakma-boşaltma politikalarından bağımsız olmadığını belirten Tay, sözlerine şöyle devam etti: “Bütüne baktığımızda 1990’lı yıllardan bugüne uzanan bir hafızasızlaştırma politikasıyla karşı karşıyayız. Köylerimizin boşaltılması, insanlarımızın yaşadığı zulüm ve sıkıntılar, bu toprakların gördüğü acıların devamı niteliğinde. Bugün yürütülen politikaların da rant, sermaye ve kapital odaklı olduğunu düşünüyoruz. Petrolden ve kömürden yararlanan belli kesimler, aileler ve şahıslar, yüz binlerce insanın yaşadığı coğrafyanın doğasını tahrip etmekten çekinmiyor. Bizim itirazımız, yıllardır sürdürülen insansızlaştırma ve hafızasızlaştırma politikalarına karşı doğamızın yeniden canlandırılmasıdır. Buna hukuki, insani ve toplumsal açıdan itiraz ediyoruz. Doğa kıyımlarına karşı mücadelemiz devam edecek.”

Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.