enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
49,5491
EURO
55,6007
ALTIN
6.603,70
BIST
11.430,14
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
18°C
İstanbul
18°C
Az Bulutlu
Salı Çok Bulutlu
20°C
Çarşamba Açık
20°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
20°C
Cuma Hafif Yağmurlu
21°C

Diyarbakır Barosu ‘Filisid Raporu’nu Sundu: Çocuk Cinayetleri Alarm Veriyor, Kapsamlı Önlemler Şart

Diyarbakır Barosu ‘Filisid Raporu’nu Sundu: Çocuk Cinayetleri Alarm Veriyor, Kapsamlı Önlemler Şart
19 Ekim 2026 16:20
A+
A-

Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezi, ebeveynler tarafından işlenen çocuk cinayetlerinin toplumsal ve bireysel boyutlarını ele aldığı “Filisid Raporu”nu kamuoyuyla paylaştı. Rapor, bu trajik olayların risk faktörlerini detaylandırırken, önleyici adımlara ilişkin önemli öneriler sundu.

Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezi tarafından yayımlanan “Filisid Raporu”, Türkiye genelinde ebeveynler tarafından çocuklara yönelik yaşam hakkı ihlallerinin derinlemesine bir analizini sunuyor. Ulusal ve yerel basında yer alan son 50 haber verisinin incelenmesiyle hazırlanan rapora göre, bu tür olayların faillerinin yüzde 34’ünü anneler, yüzde 62’sini ise babalar oluşturuyor.

Raporda, olayların yüzde 4’ünde ise hem anne hem babanın fail olduğu belirtiliyor. Anneleri bu duruma iten sebepler arasında psikotik veya postpartum krizler, gizli doğum ve toplumsal baskılar öne çıkarken, babalarda ekonomik krizler, akut kişisel buhranlar ile velayet ve partner anlaşmazlıkları belirleyici faktörler olarak sıralanıyor. Son 10 yıllık veriler, özellikle ekonomik stres, boşanma süreçleri ve velayet çekişmeleri gibi nedenlerle baba kaynaklı filisid oranında artış eğilimi olduğunu ortaya koyuyor.

Öneriler ve Çözüm Yolları

Rapor, bu trajik vakaların önlenmesi, risk altındaki çocukların erken tespiti, koruyucu sistemlerin güçlendirilmesi, kurumlar arası koordinasyonun sağlanması ve toplumsal farkındalığın artırılması amacıyla bir dizi kritik öneri sunuyor:

Türk Ceza Kanunu’na ‘Filisid’ başlıklı özel bir madde eklenmelidir. Bu madde, failin ruhsal durumu, önceki tedavi geçmişi ve olayın sosyoekonomik koşulları göz önünde bulundurularak farklılaştırılmış cezai değerlendirme yapılmasını sağlamalıdır.

Çocuk Koruma Kanunu ve sosyal hizmet mevzuatı güçlendirilmeli, özellikle kırsal bölgelerde ve ekonomik zorluk çeken alanlarda ‘yüksek risk çocuk evleri / izleme merkezleri’ kurulmalıdır.

Ulusal Filisid Veri Tabanı oluşturulmalıdır. Sağlık, Aile ve Sosyal Hizmetler ile Adalet Bakanlıklarının katkılarıyla, Adli Tıp Kurumu liderliğinde kurulacak bu veri tabanı, yıllık raporlarla vaka sayısı, yaş, fail tipi, nedenler, sonuçlar, ceza kararları ve rehabilitasyon durumu gibi göstergeleri içermelidir.

Aile İçi Risk Bildirimi sistemi hayata geçirilmelidir. Öğretmenler, aile hekimleri, sosyal hizmet uzmanları veya muhtarlar, ailede şiddet, ağır depresyon veya kriz belirtisi fark ettiklerinde durumu Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bildirmekle yükümlü olmalıdır. Bildirimin gizliliği ve ihbarcının korunması sağlanarak, çocuğa yönelik potansiyel tehlikelerin önceden tespiti amaçlanmalıdır.

Doğum sonrası ruh sağlığı takibi, anne ve babayı kapsayacak şekilde genişletilmelidir. Sağlık Bakanlığı tarafından ‘Postpartum Ruh Sağlığı Takip Protokolü’ hazırlanmalı, her doğumdan sonraki ilk bir yıl içinde anne ve baba için en az üç defa ruhsal durum değerlendirmesi yapılmalıdır. Aile hekimleri bu konuda eğitilmeli ve riskli durumlarda psikiyatriye yönlendirme zorunlu hale getirilmelidir.

Kurumlar arası etkin bir ‘Çocuk İzleme Platformu’ kurulmalıdır. Avrupa’daki Çocuk Koruma Ağı modelinden esinlenerek, Aile ve Sosyal Hizmetler, Milli Eğitim, Sağlık Bakanlıkları, Emniyet Genel Müdürlüğü ve barolar arasında ortak bir dijital platform oluşturulmalıdır. Bu platform, aile içi şiddet kayıtları, psikiyatrik raporlar, okul devamsızlık verileri ve sosyal hizmet kayıtlarını gizlilik esasına göre entegre ederek, riskli ailelerin otomatik olarak yakın izlemeye alınmasını ve uzman müdahalesinin hızla başlatılmasını sağlamalıdır.

Medya etiği güçlendirilmeli, ‘Aile İçi Şiddet ve Filisid Haberciliği Etik Rehberi’ hazırlanmalıdır. RTÜK ve Basın Konseyi işbirliğinde oluşturulacak bu rehber, vakaların sansasyonel sunumunu, failin ruhsal durumunu tahrik edici şekilde aktarmayı ve olayın detaylarını teşhir etmeyi yasaklamalıdır. Habercilik, acı ve çaresizlik romantizmi yerine önleyici farkındalık mesajları taşımalıdır.

Ekonomik ve sosyal destek paketleri devreye sokulmalıdır. Ekonomik yetersizliğin tetiklediği filisid vakalarını önlemek amacıyla, psikolojik çöküntü, boşanma süreci veya işsizlik yaşayan ebeveynlere üç aylık psikososyal destek ve maddi yardım sağlanmalıdır. Bu destek, aile hekimi veya sosyal hizmet uzmanı tarafından tetiklenmeli ve aile yardım talep etmese dahi aktif olarak sunulmalıdır.

‘Filisid Sonrası Rehabilitasyon Programı’ başlatılmalıdır. Bu tür vakaların ardından yalnızca fail değil, geride kalan çocuklar, eşler, akrabalar ve komşular da derin travmalar yaşamaktadır. Bu mağdurlara yönelik özel bir destek programı olarak kurulacak bu program, olayın yaşandığı çevrede en az altı ay boyunca ücretsiz adli, sosyal ve psikolojik destek sağlamalıdır.

Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.