Anayasa Mahkemesi (AYM), Şırnak’ın Cizre ilçesinde 14 Aralık 2016’da ilan edilen sokağa çıkma yasağı sırasında Cudi Mahallesi’ndeki bodrumlarda yaşamını yitiren Azadiya Welat gazetesi çalışanı Ömer Baran’ın başvurusunda kararını açıkladı. AYM, Baran’ın yaşam hakkının maddi ve usul boyutlarının ihlal edilmediğini öne sürdü. Bu karar, dosyadaki eksikliklere ve ailenin itirazlarına rağmen geldi.
Ömer Baran’ın yaşamını yitirmesinin ardından Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada, kovuşturmaya yer olmadığı yönünde karar verildi. Ailenin itirazı üzerine dosya, Şırnak Sulh Ceza Hakimliği’ne taşındı. Hakimlik, 1 Temmuz 2020’de soruşturmada eksiklikler olduğu gerekçesiyle takipsizlik kararını kaldırdı. Ancak Başsavcılık, 1 Ekim 2021’de bir kez daha kovuşturmaya yer olmadığı yönünde karar verdi. Bu kararda, Baran’ın “güvenlik güçlerinin yetkili bir merciden aldıkları hukuka uygun emri yerine getirdikleri esnada, meşru müdafaa hakkı kapsamında” hayatını kaybettiği savunuldu.
Ailenin yeni itirazı, Sulh Ceza Hakimliği tarafından 24 Kasım 2021’de kesin olarak reddedildi. Soruşturmanın etkin yürütülmediğini ve kolluk kuvvetlerinin ölçüsüz ölümcül güç kullandığını belirten Baran’ın ailesi, yaşam hakkı ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle 24 Aralık 2021’de AYM’ye başvurdu. Başvuruda, telsiz kayıtlarının eksiksiz dosyaya alınmadığı, insansız hava araçları ve zırhlı araçlarla kaydedilmiş görüntülerin araştırılmadığı, silah kullanan personelin tespit edilip ifadelerinin alınmadığı ve olay yerindeki silah ve mühimmatlara ilişkin yeterli inceleme yapılmadığı iddiaları yer aldı.
Anayasa Mahkemesi, Baran’ın cenazesinin “çatışma bölgesinde” bulunmasından yola çıkarak, yaşamını “meşru müdafaa hali ve silahlı ayaklanmanın bastırılması kapsamında zorunlu ve orantılı güç kullanımı sonucu” kaybettiğini ve bu nedenle yaşam hakkının maddi boyutu yönünden bir ihlal bulunmadığını ileri sürdü. Mahkeme, soruşturmanın etkili yürütüldüğünü savunarak, kolluk kuvvetlerinin ifadelerinin alınmamasına ilişkin olarak ise ifade alma işleminin her soruşturmada yerine getirilmesi gereken otomatik bir zorunluluk olarak kabul edilemeyeceğini iddia etti.
Dosyada bulunan delillerin olayın koşullarını ortaya koyduğunu ve kullanılan gücün zorunlu ve orantılı olduğunu savunan AYM, yaklaşık 5 yıl 9 ayda tamamlanan soruşturmada etkili soruşturma yükümlülüğünün ihlal edilmediği sonucuna ulaştı. AYM, yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna hükmederken, Anayasa’nın 17’nci maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının maddi ve usul boyutlarının ihlal edilmediğine karar verdi.
Baran hakkında, gazete dağıtımı yaptığı gerekçesiyle 2014 yılında “örgüt üyeliği” iddiasıyla açılan davada, 9 Mart 2016’da Cizre Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 5 yıl 5 ay hapis cezası verilmişti. Bu karar, Baran’ın 26 Şubat 2016’da toprağa verilmesinden sadece 12 gün sonra açıklanmıştı. Bu durum, yargı sürecindeki çelişkili durumu ve hukukun işleyişindeki sorunları bir kez daha gözler önüne serdi.
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.