Şüpheli şekilde yaşamını yitiren Hifa İkra Şengüler’e yönelik çocuk cinsel istismarı davasında fail Ayhan Şengüler hakkında verilen beraat kararı, kamuoyunda büyük tepki çekti. Anadolu 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen karar duruşmasında yaşanan bu karar, kadın örgütleri ve siyasi partileri adliye önüne taşıdı.
Önce Kadınlar ve Çocuklar Derneği Başkanı Müjde Tozbey, duruşma salonunda yaşanan hak ihlallerini anlattı. Tozbey, “İlk başta barolar, kadın örgütleri, Hifa ve Fatma için duruşma salonuna girmek isterken başkanın kararıyla salona alınmayacağımız söylendi. Bizim uğraşımız ve mücadelemiz sayesinde duruşma salonuna girdik. Katılma taleplerimiz reddedildi. O sırada istismarcı baba oturuyor, çok rahat. Fatma ve Hifa ölmüştü. Artık tüm toplum, Türkiye tarihi Fatma’yı ve Hifa’yı kaydetti, biliyor. Bu nedenle duruşmalarını Türkiye toplumu izlemeli dedik. Katılma taleplerimiz de reddedildi ve üstüne tutuklama talebimiz de reddedildi” ifadelerini kullandı.
Tozbey, Türkiye toplumunun Gülistan Doku’yu, Rojin’i, Fatma Nur’u ve Hifa’yı unutmadığını belirterek, “Biz de unutturmayacağız. Sadece mahkeme salonlarında değil; alanlarda, barolarımızda, evlerimizde, mahallelerimizde Fatma Nur ve Hifa için adaletin sağlanması amacıyla mücadele etmeye devam edeceğiz. Bir daha geleceğiz, istinaf duruşmalarına da katılacağız” dedi.
İstanbul Baro Kadın Hakları Merkezi üyesi Yelda Koçak Urfa, çocuğun ve kadının insan haklarının anayasal çerçevede korunması gereken haklardan olduğunu vurguladı. Urfa, “Ancak ne yazık ki mahkeme herhangi bir gerekçe göstermeksizin, üstelik de şikayetçinin de mağdurun da hayatta olmadığı ve hakkını koruyamayacağı, adalet arayışını sürdüremeyeceği bir durumda Türkiye Barolar Birliği’nin (TBB) de katılma talebini reddetti. Biz bu davanın her aşamasında takipçisi olmaya devam edeceğiz. Çünkü bu anayasal bir görevimiz. Çünkü Hifa ve Fatma artık hayatta değil. Onların adalet mücadelesi bizlere emanet” şeklinde konuştu.
CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka, takip ettikleri davanın yarım kalan bir mücadeleyi tamamlama çabası olduğunu ifade etti. Nazlıaka, “Mahkeme salonunu terk ettik ama bu mücadelemizi tamamladığımız anlamına gelmiyor. Mücadelemiz sonuna kadar devam edecek ve gerçek anlamda suçlulardan hesap soruluncaya kadar dayanışma içerisinde bu süreci yönetmeye devam edeceğiz” mesajını verdi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Milletvekili Özgü Saki, çocuk istismarının devlet, yargı, tarikat ve erkek kıskacında meşrulaştırıldığını belirtti. Saki, “Fatma Nur, bunun olmaması için gidilebilecek her yere başvurdu, ‘Çocuğum istismara uğruyor’ dedi. Kendisinin de tecavüz mağduru olduğunu ve tecavüz eden kişiyle evlendirildiğini biliyoruz. Tüm bunlar aleniyken bugün duruşma salonunda izlediklerimiz tahammül edilebilir gibi değildi. Tüm avukatların talebi reddedildi. Tam böyle bir kıskaç halinde çocuk istismarı, taciz, tecavüz, kadın cinayeti uzun süredir meşrulaştırılıyor. Ama Fatma Nur’un dediğini unutmayacağız. Fatma Nur, ‘Bir gün başıma bir şey gelirse sakın intihar diye üstünün kapatılmasına izin vermeyin’ dedi. O anlamda bu davayı tabii ki bırakmayacağız” ifadelerini kullandı.
Emek Partisi (EMEP) İstanbul Milletvekili Sevda Karaca da duruşma gününü “diktatörlüğün şanına yaraşır bir gün” olarak nitelendirdi. Karaca, keyfi engellemelerle karşılaşmalarına rağmen salona girmeyi başardıklarını anlattı. “Bu memlekette anadan kıza bir miras olarak ölümü, tecavüzü, tacizi, istismarı bırakmak istemeyen kadınlara kimin nasıl parmak salladığını gösteriyordu. Sizin adalet saraylarınızda adalet aramıyoruz artık. Sokakta arıyoruz, birlikte arıyoruz, yan yana durarak arıyoruz. Fatma’nın, Hifa’nın bize emanet ettiği adalet mücadelesini sürdürmeye devam edeceğiz. Fatma Nur’a, Hifa’ya sözümüz var. Bu ülkenin bütün kadınlarına sözümüz var” diye konuştu.
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) İstanbul Temsilcisi Şirin Yalınçakoğlu da adaleti aramaya devam edeceklerini söyledi.
EHP’li Sosyal Feministler adına konuşan Sibel Uzun, Fatma Nur Çelik’in yaşamının tehdit altında olmasına rağmen ilgili kurumların (Sağlık Bakanlığı, Aile Bakanlığı, Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı) gerekli adımları atmadığını ve iki hafta sonra Fatma Nur ile küçük Hifa’yı kaybettiklerini belirterek bu duruma seyirci kalınmasını eleştirdi.
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.